Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Ahmed Yesevî'nin hikmet adı verilen dinî-tasavvufî manzumelerini içine alan şiir mecmuası.

 

Fazlullah b. Rûzbihân'ın 915'te (1509-10) telif ettiği Mihmânnâme-i Buhârâ adlı eserinde, Ahmed Yesevî Türbesi'nde okuduğu Yesevi kitabının başında "Dîvân-ı Hikmet" kaydı bulunmadığını ve eserin sülük âdabına ait manzum Türk­çe sûfiyâne bir mecmua olduğunu bil­dirmesinden bu adın XVI. yüzyıldan son­ra kullanıldığı anlaşılmaktadır. Rûzbi­hân'ın gördüğü eser muhtemelen, adı bilinmeyen bir Yesevi dervişinin tertip ettiği Dîvân-ı Hikmet nüshalarının ilk örneklerinden biridir.

Dîvân-ı Hikmet nüshalarının muhte­va bakımından olduğu kadar dil bakı­mından da bazı farklılıklara sahip olması bunların değişik şahıslar tarafından fark­lı dil sahalarında tertip edildiğini göster­mektedir. Ayrıca Dîvân-ı Hikmet mec­muaları içine zamanla Yesevi dervişleri­nin hikmetleri de karışmış, böylece ki­tap sadece Ahmed Yesevi'ye ait bir eser olmaktan uzaklaşıp hikmet geleneğini yansıtan bir manzumeler mecmuası ha­line gelmiştir.

Hikmetlerde geçen "defter-i sânî" ta­birinden ilk akla gelen şey, Ahmed Yese­vi hikmetlerinin birkaç defter halinde tertip edildiği, eldeki nüshaların ikinci defteri teşkil ettiğidir. Ayrıca Yesevi'nin, "Ben defter-i sâni sözünü açtım" deme­si, daha önce hikmetlerin bizzat Yesevi tarafından bir defter halinde toplandı­ğını da düşündürmektedir.

Dîvân-ı Hikmet'in yazma ve basma nüshalarında bulunan hikmetlerde Kul Hâce Ahmed, Hâce Ahmed, Miskin Ah­med, Yesevi gibi mahlaslar kullanılmıştır. Eserde ayrıca Azim Hâce, Hâlis, Fa­kın, Garîbî, Hâce Salih, Kul Şerîfî, Hüveydâ, îkânî, Meşreb, Ubeydî, Kul Süleyman ve Zelîli adlarıyla Yesevi geleneğine bağ­lı çeşitli şahısların hikmetleri yer aldığı gibi Dîvân-ı Hikmet adını taşımayan bazı hikmet mecmularında da Yesevi'nin şiirlerine rastlanmaktadır.

Dîvân-ı Hikmet’in yazma ve basma nüshalarında bulunan hikmet sayısı ba­zı farklılıklar göstermektedir. Bugüne kadar derlenebilen Yesevi'ye ait hikmet­ler 250'yi bulmaktadır. Bu sebeple hik­metlerin birinde yer alan, "Dört bin dört yüz hikmet söyledim" ifadesi bir rivayet­ten öteye gitmemektedir.

Ahmed Yesevi’nin hikmetlerinin baş­lıca gayesi, İslâm dinine yeni girmiş ve­ya bu dini henüz kabul etmemiş Türkler'e İslâmiyet'in esaslarını, şeriat ahkâ­mını ve Ehl-i sünnet akidesini öğretmek, Yeseviyye tarikatı müridlerine tasavvufun inceliklerini, tarikatın âdâb ve erkânını telkin etmektir. Bu sebeple hikmetler sanat endişesinden uzak, sade ve kuru bir ifade yanında didaktik bir özellik taşı­maktadır. Ancak bazı hikmetlerde ifade­nin sûfiyâne ve coşkulu oluşu onları ba­sit manzumeler olmaktan kurtarmıştır.

Hikmetlerin muhtevası ile şekil ve dil yapısı, Ahmed Yesevi’nin yetiştiği çevre, hayatı, şahsiyeti, gayesi ve hitap ettiği zümrenin sosyal ve kültürel yapısı ile il­gilidir. Ahmed Yesevî'nin İslâmiyet'in esaslarını, tasavvufun inceliklerini bir Türk mutasavvıfı olarak yorumlayışı, bunları halk edebiyatının bilinen şekille­ri içinde hece vezniyle ve sade bir dille herkesin anlayacağı tarzda ifade etme­si hikmet tarzını doğurmuş ve bu tarz zamanla Yesevi dervişleri vasıtasıyla ge­lenek halini almıştır. Yeseviyye tarikatın­da şeyhin söylediklerini öğrenmek için hikmetlerini belli bir makamla okuyup yaymak önemli bir husustur. Bundan dolayı zamanla daha geniş bir çevreye yayılan, huşu içinde okunup ezberlenen ve yazıya geçirilen hikmetler, muhteva bakımından olduğu kadar dil bakımın­dan da değişikliğe uğramış, çeşitli ilâ­velerle zenginleşmiştir.

M. Fuad Köprülü'nün de belirttiği gibi hikmetlerin fikrî yönünü dinî-tasavvufî unsurlar, şekil yönünü de milli unsur­lar teşkil eder. Bu sebeple hikmetlerin muhtevasını İslâmiyet, Türkistan'daki tasavvuf, Yeseviliğe ait âdetler ve erkân oluşturmaktadır. Bunun yanında bazı hikmetlerde ameli ahlâk ve sosyal ak­saklıklar üzerinde de durulmuştur.

Eldeki Dîvân-ı Hikmet nüshalarında bulunan hikmetlerin dilinin Ahmed Ye­sevi’'nin dilini aksettirmediği kesindir. Dî­vân-ı Hikmet nüshalarının Kazak, Türk­men, Tatar dil özellikleri yanında büyük ölçüde Özbek Türkçesi özellikleri taşıdı­ğı görülmektedir. Ahmed Yesevi’nin esas lehçesinin ne olduğu bilinmediği gibi Argu Türkleri'nden olduğunu kabul ederek kullandığı lehçeyi Arguca saymak veya Hokandlı olduğunu kabul ederek bunu halis Hokand lehçesi saymak tahminden öte bir değer taşımaz. Bununla beraber Ahmed Yesevî'nin, hikmetlerini Karahanlı edebî diliyle kaleme aldığını söylemek yanlış olmasa gerektir. Ancak bu husus­ta kesin bir hükme varabilmek için eski bir Dîvân-ı Hikmet nüshasının ele geç­mesine ihtiyaç vardır.

Hikmetlerin büyük bir kısmı beş-yir­mi beş arasında değişen dörtlüklerden ibaret olup kafiye düzeni koşmaya ben­zemektedir. Hikmetlerin bir kısmında da gazel tarzı kullanılmıştır. Dörtlükler­de hecenin on ikili (4 + 4 + 4) ölçüsü, ga­zel tarzındaki manzumelerde ise on dört­lü (7 + 7) ölçüsü kullanılmıştır.

Dîvân-ı Hikmet'in Yesevî'nin bütün hikmetlerini içine alan tam ve güvenilir bir nüshası mevcut değildir. Eldeki nüs­haların en eskisi tahminen XVI veya XVII. yüzyıla aittir. Nüshalar değişik kişiler ta­rafından değişik sahalarda tertip edildi­ği için hikmet sayısı bakımından da fark­lılıklar gösterir. Aynı durum basma nüs­halar için de söz konusudur. Dünya kü­tüphanelerinde mevcut yüzlerce Dîvân-ı Hikmet nüshasından faydalanarak sağ­lam bir metin hazırlamak hemen hemen imkânsızdır. Dîvân-ı Hikmet'in bazı nüs­haları arasında İstanbul Üniversitesi Tür­kiyat Araştırmaları Enstitüsü Kütüpha­nesi (nr. 2497), Ahmet Caferoğlu (şahsî kitapları arasında), Emel Esin nüshaları

 

(Esin-Tek Vakfı Ktp.); Manchester, The John Rylands University Library (nr. 67), İstanbul Üniversitesi (TY, nr. 3898), Mil­let (Ali Emirî, Manzum, nr. 16), Konya Mevlânâ Müzesi (nr. 2583) kütüphaneleri ile Leningrad (S. Petersburg) Asya Halkları Müzesi'ndeki (nr. D. 41) yazmaları bulun­maktadır. Ayrıca eserin çeşitli baskıla­rı da vardır (Kazan 1295; İstanbul 1299; Taşkent 1314).

 

Dîvân-ı Hikmet'ten seçilen yetmiş hikmet, Ahmed Yesevi’nin hayatı, şahsi­yeti, Yeseviyye tarikatı hakkında bir gi­riş, hikmetlerin açıklaması ve notlarla birlikte Dîvân-ı Hikmet'ten Seçmeler adıyla Kemal Eraslan tarafından yayım­lanmıştır (Ankara 1983).

 

BİBLİYOGRAFYA:

 

Dîvân-ı Hikmet, İstanbul 1299; Ahmed-i Yesem: Dîvân-ı Hikmet'ten Seçmeler (haz. Kemal Eraslan), Ankara 1983; Fazlullah b. Rûzbihân, Mihmânnâme-i Buhara (nşr. M. Stûde), Tahran 1341 hş./1962; Ali Şîr Nevâî, Nesâyim, s. 383-384; H. Vambery, Chagataische Sprachstudien, Leipzig 1867, s. 36-37; Köprülü, İlk Mutasavvıflar (Ankara 1966), s. 101-121; a.mlf., "Ahmed Yesevî", İA, I, 214; Ahmet Caferoğlu, Türk Dili Tarihi, İstanbul 1964, II, 96; M. Kemal Özergin, "Dinî Tasavvufî Edebiyatımızda Dîvân-1 Hikmet", Nesil, sy. 45-46, İstanbul 1980, s. 8-12; Kemal Eraslan, "Ahmed Yesevî", D/A II, 159-161.

 

 Kemal Eraslan, dia

SON EKLENENLER

Üye Girişi