Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

                                             HİKAYELER

 

                                                     I

 

Ayu, gurt dilki arkadaş olmuşlar. Bir gün ayu bal, dilki horuz, gurt da goyun getirmiş. Bu üç arkadaş akşam horuz ve goyunu yemişler, balı da sabah yiyelim demişler. Dilki gece acıkınca kalkıp balı yemiş. Gurt ile ayu sabah bakmışlar bal yok. Gurt balı sen yidin diye ayu ile çekişmiş. Ayu da ona sen yidin diye sarıyormuş

 

Dilki bunlara balın kimin yediğini bulmak kolay demiş. Nasıl? Diye sorunca da, sabah güneşine garşu kıcmızı tutarsak bal sıcaktan akar demiş. Bunların üçü de arkalarını güneşe çevirmişler. Bir süre sonra diklinin gıcından bal akınca, dilki bu balı ayunun ve gurdun gıçına sürmüş. Ayu ve gurt birbirleriyle dalaşa başlamış. Onlar dalaşırken dilki “Balı ben yidim, balı ben yidim.”diye gacmış. Dilki gacarak giderken bir hak arabasına raslamış. Hemen gelinin yanına girmiş.”Geline boynundaki altınları bana vir.” demiş. Gelin altınları vermeyince,”Bort gelin osurdu, bort gelin osurdu.”derim demiş. Gelin de “Sus” diye boynundaki altınları dikliye vermiş. Dilki böyle diyerek gelinin gulağındaki, golundaki bütün altınları almış. Daha sonra da “Bort gelin osurdu, bort gelin osurdu.” diye gelin arabasından atlayarak gaçmış. Boynunda, gulağında ve golunda altınlarla gurt ile ayunun yanına gitmiş. Gurt ile ayu bu altınları “Nerden buldun?”diyince,”Guyruğumu soğuk göle daldırdım. Sabaha gadar bu altınlar guyruğuma dizildi.”demiş. Ayu ile gurt guyruklarını gece göle daldırmışlar. Gece göl donunca guyruklar da donup gopmuş. Ertesi gün dilkiyi görünce onunla dalaşmaya başlamışlar. Dilki,”Ayu gardaş, gurt gardaş yanış hatırlamışım. Bu altınları, ben önce çam ağacına süründüm, sonra da çobanın ataşına durdum, sonra da altınlar üzerimde oluştu.”demiş. Ayu ile gurt ormandaki çam ağaçlarına sürünmüşler, her tarafları çam sakızı olmuş. Sonra da çobanın ataşına durunca ayu ile gurt yanmaya başlamış. Bunlar çırpındıkça dilki,”Ayu gardaş, gurt gardaş yelli tepeye gaç, yelli tepeye gaç.”diye bağırmış.

 

 

 

(Kaynak Kişi: Çaylaklar (Sapaca)Köyünden 1927 doğumlu Satıya NURAL

 Derleyen: Mehmet TÜRKAN Taşköprü Lisesi Edebiyat Öğretmeni)

 

                                          II

 

 

         Bir köyde çok güçlü bir adam varmış. Bu adama Şah Memet diyorlarmış. Şah Memet'i kimse güreşte yenemiyormuş. Şah Memet başka bir köyde kendi gibi güçlü bir adamın olduğunu duyuyor. Bu adam değirmenciymiş. Değirmenci değirmen taşını kaldırıyormuş. Şah Memet bu adamla güreşmeye gidiyor. Günlerce güreşiyorlar ama yenişemiyorlar. Şah Memet ve Değirmenci buralarda durmayalım güreşeceğimiz insanlar bulalım diyip yola çıkıyorlar. Yolda giderken bir tarlada sabanla çift süren bir adam görüyorlar. Bu adama kalacak yer soruyorlar. Adamda sabanla beraber öküzleri de kaldırarak yön gösteriyor. Bunların üçü Şah Memet, Değirmenci ve Çiftçi güreşe tutuluyor. Üçü de birbirini yenemiyor. Üçü arkadaş olup yola düşüyorlar.                                                                                                  

Bir köyde kalıyorlar. Bu köyde ikisi çalışmaya gidiyor biri evde yemek hazırlıyormuş. Günlerden bir gün Değirmenci evde pilav hazırlamış. Bu esnada kendi iki karış sakalı bir karış biri geliyor ve "Tez karnım aç" diyor. Değirmenci buna pilav veriyor. Kendi iki karış sakalı bir karış gene "Tez karnım aç" diyor böyle diyerek yemeğin hepsini bitiriyor. Değirmenci tekrar pilav suyunu koyarken Şah Memet ve Çiftçi geliyor. Yemeğin olmadığını görünce ne olduğunu soruyor. Değirmenci de olanları anlatıyor. Ertesi gün Çiftçi evde yemeği hazırlıyor. Öğle vakti sakalı bir karış kendi iki karış çıkıp geliyor."Tez karnım aç diyor. Çiftçi de ona yemek veriyor. Yemek bitene kadar kendi iki karış sakalı bir karış "tez karnım aç" diyerek yemeği yiyor. Değirmenci ve Şah Memet geldiğinde Çiftçi de yeniden yemeğin suyunu ocağa koyuyormuş. Şah Memet ve Değirmenci neden yemeğin olmadığını sorunca Çiftçi de olanları anlatıyor. Ertesi gün Şah Memet evde kalıp yemeği hazırlıyor. Sakalı bir karış kendi iki karış gene geliyor."Tez karnım aç”diyor. Şah Memet bir tabak yemek veriyor. Bu gene "tez karnım aç" diyince Şah Memet kasaturayı çıkarıp kafasını uçuruyor. Kopan kafa "arkamdan gelen eyfola" diyerek yuvarnanıp gidiyor. Bu sırada tarladan gelen Çiftçi ve Değirmenci ile beraber Şah Memet kopan kafanın arkasından gidiyorlar. Kafa "Arkamdan gelen eyfola "diye yuvarlanarak bir kuyunun içine düşüyor. Bir iple Değirmenci aşağıya sarkıtılıyor. Biraz sonra Değirmenci” donuyom“diye bağırınca onu yukarı çekiyorlar. Çiftçiyi aşağıya salıyorlar. Çiftçi donuyom desem de beni salın diyor. Çiftçi donuyom diyince salmaya devam ediyorlar. Bir süre sonra Çiftçi “Yanıyom” diyince yukarı çekiyorlar. Bir süre sonra da Şah Memet’i aşağıya salıyorlar. Şah Memet’i Donuyom dese de donuyom salıyorlar. Bir süre sonra Şah Memet kuyunun dibine inince yeşillikler içinde bir ırmak görüyor. Bu ırmak boyundan bir köye ulaşıyor. Bu köyde bir dev yaşıyormuş. Dev köye su vermiyormuş. Her gün bir kişiyi yem ediyormuş. Dev yemek yerken onlar da su içebiliyormış. Şah Memet eli bağlı bir kız görüyor. Onu çözüyor. Neden böyle bağlı olduğunu sorunca kız kendisinin deve kurban olarak verildiğini söylüyor. Devin köy halkına yaptığı kötülükleri anlatıyor. Şah Memet devin kaldığı yeri kıza soruyor oda nerede kaldığını gösteriyor. Şah Memet kıza gitmesini söylüyor ve devin evine giriyor. Kız evine gidince babası, neden kaçıp geldiğini sorup ağlamaya başlıyor  ”A kızım dev şimdi bütün köyü mafeder” diyor ona tekrar gitmesini söylüyor. Kız da babasına bir yiğitin kendisini kurtardığını devi öldürmeye gittiğini söylüyor. Şah Memet uyuyan devi öldürüyor. Kulağını kesip cebine alıyor. Devin evini dolaşan Şah Memet bir odada üç güzel kız görüyor. Bu kızları alarak kuyunun dibine gidiyor. Sırayla kızları yukarıya gönderiyor. En son gönderdiği kız hepsinden güzelmiş. Şah Memet bu kızla kendisinin evleneceğini arkadaşlarına seslenmiş ama arkadaşları ona ipi salmamış. Şah Memet kuyunun dibinde kalmış. Irmak boyunca gidip köye yeniden ulaşmış. Daha önce köyde kimseyi görmeyen Şah Memet köyün çok kalabalık olduğunu görmüş. Köylüler devden korktukları için dışarı çıkamazmış. Köylüler buna kim olduğunu söyleyince Şah Memet kendisini tanıtıyor ve devi öldürdüğünü söylüyor. Köylüler önce buna inanmıyorlar ama Şah Memet devin kulağını köylülere gösteriyor. Bu sırada kızını devden kurtardığı adam geliyor Şah Memet'e ne istersen söyle hemen yerine getirelim diyor. Şah Memet ışık dünyaya gitmenin yolunu soruyor. Bu yaşlı adam da köyün tam orta yerinde meydanda iki koçun güreştiğini söylüyor. Bu koçlardan ak koçun bacağını çekerse yedi kat gökyüzüne çıkacağını eğer kara koçun bacağını çekerse yedi kat yerin dibine gideceğini söylüyor. Şah Memet köyün meydanında bu güreşen koçlardan ak koçun bacağını çekmek isterken yanlışlıkla kara koçun bacağını çekiyor ve yedi kat yerin dibine gidiyor. Şah Memet kendini bir ağacın dibinde buluyor. Tam bu esnada başının üstünde kuş çığlıklarını duyuyor. Yukarı bir bakıyor kocaman bir yılan yuvanın içindeki yavru kuşlara doğru yaklaşıyor. Şah Memet hemen yılanı öldürüyor. Yavruları kurtarıyor. Bu arada yavruların annesi kocaman bir kuş geliyor. Durumu görüyor ve Şah Memet'e her yıl bu yılanın kendisi yemek getirmeye gittiğinde yavrularını öldürdüğünü söylüyor ve dile benden ne dilersen diyor. Şah Memet de ışık dünyaya gitmek istediğini söylüyor. Büyük kuş ona kırk batman et kırk batman su almasını ve sırtına binmesini söylüyor. Kuş “lok” diyince eti “luk” diyince suyu ağzına vermesini söylüyor. Şah Memet kuşun sırtına biniyor. Kuş “luk” diyince suyu veriyor “lok” diyince etten veriyor böyle uçarlarken yiyecekler bitiyor. Kuş “lok” diyor et yok Şah Memet kendi bacağından kesip kuşa veriyor ve ışık dünyaya çıkıyorlar. Kuş geri dönerken kendi pisliğinden Şah Memet'in bacağına kestiği yere sürüyor. Orada iz kalıyor ama iyileşiyor. Şah Memet bir bakıyor ki kuyunun başına çıkmış ve arkadaşları en son gönderdiği kız için hala kavga ediyorlar”.Sen almayacan ben alacam” diye kavga ediyorlar. Şah Memet iki arkadaşını da ora da öldürüyor. Kızları kendi alıyor.

                             

 

(Kaynak Kişi: Çaylaklar (Sapaca) Köyünden 1927 doğumlu Satiye NURAL

 Derleyen: Mehmet TÜRKAN Taşköprü Lisesi Edebiyat Öğretmeni)

          

 

   

                            MENKIBELER

                                     I

     İkisi de hoca olan evli bir çift varmış. Bunlar kadın ismi azam duasını bilir imiş. Kocası ona duayı ona da söylemesi için baskı yaparmış. O da “Kuran’ı oku, sana geldiğinde söyleyecem.”demiş. Kocası Kuran’ı okurken o da namaz kılarmış. Beyi Kuran’ı bitirmiş.

” Neresi?”diyince de, ”Okudun geçtin.”dermiş. Bir gün beyi eşine kızıp Kuran-ı Kerim’i kör bir kuyunun içine atıyor. Daha sonra da  “Hadi gel! Kuran-ı Kerim’imimizi okuyalım.”Kadın her zamanki gibi sandığı açıp Kuran-ı Kerim’i çıkarmak istiyor. Sandıktan çıkardığı Kuran-ı Kerim’den sular damlıyor. Adam yaptığı hatayı anlıyor. Bir daha karısına bu konuda baskı yapmayıp hürmet ediyor.

 

                                     II

       Hz.Ali ateşten közleri eliyle alırmış. Eşine Fatıma’ya  “Bak görüyor musun?”diye hava atarmış. Bir gün Fatıma, kerametin kendinde olduğunu söylemiş. O da gülüp geçmiş. Kerametin kendisinde olduğunu söylemiş. Ertesi gün kapıya bir dilenci gelmiş. Fatıma dilenciye kendisini göstererek yardım etmiş, bir şeyler vermiş. Hz. Ali gene ateşten közleri almaya çalışmış fakat bu sefer eli yanmış. Eli yanınca,”Ne yaptın Fatıma?”demiş. O da “Kerametin kimde olduğunu gördün mü?”demiş.

  

  (Kaynak Kişi: Çaylaklar (Sapaca)Köyünden 1927 Doğumlu Satiye NURAL

    Derleyen: Mehmet TÜRKAN Taşköprü Lisesi Edebiyat Öğretmeni)

 

 

Üye Girişi