Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

MANİHEİZMİN KABULÜ MENKIBESİ

Uygur Destanının İran rivâyeti arasına katılmış tarihle destan arası bir parça daha vardır ki, bu da Maniheizm’in kabûlü menkıbesidir.

Bu menkıbeye göre, Türk hakanı Buğu Han, yurduna maniheist dindarları çağırır. Onları kendi dininin Kam’larıyla karşılaştırır. Münazarayı hangi taraf kazanırsa Uygurlar o dinden olacaklardır.

Maniheist dindarlar, kendi inanışlarını derin bilgiyle ve duyurucu bir dille anlatırlar. Allah’ın insanlara ve hayvanlara iyi davranmayı emreden buyruğunu; Tanrı’ya gitme yolunda duydukları imanı heyecanla söylerler. Buğu Han, onlara inanır; dinlerine ve öğütlerine baş eğer. Halkına da dindarlara inanmayı buyurur. Halka öğütler verir. Tesirli nutuk söyler. Ahâlî sevinir; taassup göstermeden yeni dîni kabul eder; o gece bayram yapar, neş’e ile eğlenirler.
İlhan Oğulları tarihçisi Cüveynî’nin Uygurların Budizm’i kabûlü diye anlattığı bu vak’a, aslında Manihcizm’in kabûlü vak’asıdır ve tarihî hakikate uygundur.

Prof. Fuad Köprülü, Cüveynî Tarihi’nin Göç Destanı arasında anlattığı bu vak’adan bizzat Uygur Destanı’na aksetmiş maniheist çizgiler bulmaktadır. Buna göre destanda adı geçen “iki ağaç” Mani’nin İki kök veya İki Umde adlı eserinde târif edilen iki ağac’ın taklididir.
Buğu Han’ın rü’yâsına giren, kız şeklindeki İlâhi nûr da Mani inanışında rastlanan Nur ve Işık Bâkiresi’dir.

Dîğer taraftan Türkler arasında kısa ömürlü bir din olmasına rağmen, Maniheizm’in Türk inanışında derin tesîri olmuştur. Bu dîne ait bâzı inanış miraslarına İslamiyet’ten sonraki evliyâ menkıbelerinde rastlanacaktır.

N.S.BANARLI, R.T.TARİHİ, CİLT:1

 

Üye Girişi