Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

GİTARIMIN TELLERİNE AŞKLAR KONAR- SKEÇ


Sokak Çalgıcısı bir caddede kendinden geçercesine gitar çalıp neşeli neşeli şarkı söylüyordur. O sırada genç ve güzel bir kız cep telefonuyla konuşarak oraya doğru gelir. Konuştuktan sonra bir arkadaşını beklemek üzere orada beklemeye başlar. Çalgıcı dikkatini çekmiştir. Bir süre çalgıcıyı izledikten sonra şarkıya o da katılır. Kızın sesini alan çalgıcı bir anda kız ile göz göze gelir.

KIZ – Pardon rahatsız etmek istemezdim. Ne kadar güzel söylüyorsunuz. Hem de bu halinize rağmen çok neşelisiniz.

ÇALGICI – Teşekkür ederim. Âmâ halimden gayet memnunum. Belki biraz kılık kıyafetimi sevmemiş olabilirsiniz.

KIZ – Yook onu kastetmedim. Sadece halinizden memnun olmadığınızı sanmıştım yanılmışım. Özür dilerim.

ÇALGICI – Özre gerek yok Sizin yerinizde olsaydım, belki bende aynı şeyi düşünürdüm.

KIZ – Rahatsız ettim sizi. Lütfen devam edin siz.

ÇALGICI – Yok estağfurullah. (gitarını alır )

KIZ – (telefon açar) Nerde kaldın Ahmet ne zaman geleceksin? Nee! Daha yenimi otobüse bindin. Sen beni ne sanıyorsun mezarlık çınarı mı? Peki tamam. Allah’ım sen bana sabır ver.

ÇALGICI – Haddim olmayarak soruyorum ama birini bekliyorsunuz galiba? Yoksa yanınızda biri var da ben mi göremiyorum.

KIZ – (hafif güler) Evet. Beyefendi hazretlerini bekliyorum. Sanki karşısında.. Ey Allah’ım.

ÇALGICI – Nasıl olur. Sizin gibi güzel ve nazik bir bayanı (kısık sesle söyler) bekletmeyi nasıl beceriyor acaba. Bir formülü olsa gerek.

KIZ – Efendim. Ne dediniz anlamadım.

ÇALGICI – Dedim ki sizin gibi güzel ve nazik bir bayanı bekletmeye utanmıyor mu dedim.

KIZ --İltifatınız için Teşekkürler. Sevmesem zaten hayatta beklemem.

ÇALGICI – Yine haddim olmayarak bir şey soracağım izin verirseniz.


KIZ – Buyrun sorun lütfen zaten şu anda konuşmaya çok ihtiyacım var. Yoksa düşündükçe delireceğim.

ÇALGICI – Acaba o da sizi seviyor mu?

KIZ – Bir yıldır beraberiz, sevmeseydi herhalde şimdiye kadar ilişkimiz biterdi.

ÇALGICI – Peki sizin tahmininiz ne yönde? Acaba sizi seviyor mu? Yoksa sadece hoşlanıyor mu?

KIZ – Bazen bende anlayamıyorum, seviyor mu hoşlanıyor mu yoksa sadece gönül mü eğlendiriyor. Ama ne zaman hatasını arasam, tereyağı gibi üste çıkabiliyor. Onun için bende daha ak mı kara mı karar veremedim.

ÇALGICI – Anlıyorum. Bende bir zamanlar böyle bir çıkmazdaydım. Bazen kendimi koca bir labirentin içine mahkûm edilmiş bir fare gibi hissediyorum. Görevimde karşıma çıkan yollardan birini seçip labirentin sonundaki tulum peyniri bulmak (hafif güler) tulum peyniri çok severim de. Neyse, işte hayatta böyle değil mi? Karşımıza çıkan bir yolu seçme macerası.

KIZ – Ne güzel konuşuyorsunuz? Bugün sizin gibi biriyle tanıştığım çok iyi oldu.

ÇALGICI – Benim ismim Özgür memnun oldum.

KIZ – Bende Bahar. Ben de çok memnun oldum.

ÇALGICI – İsminiz de çok güzelmiş. Hayalimdeki kız ismi.

KIZ – Teşekkür ederim. Sizin isminiz de çok güzel.

ÇALGICI – Bende Teşekkür ederim. (sessizlik, birden çalgıcı gülmeye başlar)

KIZ – (hafif güler) Hayırdır niye gülüyorsunuz. Ters bir şey mi söyledim. Eğer bir kusurum olduysa affedin.

ÇALGICI – (gülerek) Yok canım sizinle alakalı bir şey değil.

KIZ – Peki ne oldu da birden böyle gülmeye başladınız.

ÇALGICI – Eee şeyy... Oldu canımm. Çoğu zaman. (kendini tutamaz, güler)

KIZ – (güler) Allah Allah hayırdır inşallah.

ÇALGICI – Hayır hayır. Ayy az kalsa göbeğim karpuz gibi çatlayacaktı. Affedersiniz, çok özür dilerim. Aklıma birden bir şey geldi de. Sizinle alakalı bir şey değil.

KIZ – Önemli değil anladım zaten bana gülmediğinizi.

ÇALGICI – Eee neye güldüğümü sormayacak mısınız?

KIZ – Belki özel bir şeydir diye sormak istemedim. Madem sordunuz, hakikaten neye güldünüz?

ÇALGICI – Biraz önce isimlerimizi öğrendikten sonra bir sessizlik oldu ya. İşte çoğu zaman halk arasında olur ya böyle hani ne bileyim. Hanımların beş çayı veya altın günü toplantılarında, bayların kahve sohbetlerinde bazen bir sessizlik olur.

KIZ – Evet ne olmuş.

ÇALGICI – O sessizlik çoğu zaman daha doğrusu her zaman tahmin et hangi sihirli kelime ile bozulur.

KIZ – (ikisi birden) Bu aralar havalarda bayağı iyi gidiyor.

ÇALGICI -- Bu aralar havalarda bayağı iyi gidiyor. Aaa aynı anda söyledik Bende işte öyle bir giriş yapacaktım da baktım çok komik olacak gülmeye başladım.

KIZ – Sakın kızma ama bu o kadar da gülünecek Bir şey değil yani. Bu kadar gülmene şaşırdım doğrusu.

ÇALGICI – Aslına bakarsan ben de çok şaşırıyorum. Niye dersen, ben o cümlenin söylendiği zamana veya kimin söylediğine gülmüyorum. İnsanlara gülüyorum sadece insanlara ve onların hayatın tüm renkliliğine rağmen nasıl olup da bu kadar tekdüze bu kadar monoton yaşayabilmelerine. Her gün aynı şeyleri konuşuyorlar, aynı duygularla hareket ediyorlar hep aynı yere bakıyorlar ve böylece ölüyorlar. Ömrü bir gün olan bir kelebek bile bütün çiçeklerin tadına varabiliyor. Bütün hoş kokuları, yaşama sevincini ve köküne kadar özgürlüğünü yaşayabiliyor. Minicik bir kelebeğin yaptığı şeylere bakar mısın sen hele. İşte bunları düşününce ne kadar hüzünlensem de gülüyorum.

KIZ – Bazen bende kuşları kıskanırım. Nasılda gökyüzünün tadını çıkarırlar değil mi? Her kanat çırpışlarında bir hikâye yatar ve biz anlayamayız. Daha doğrusu göremeyiz.
Galiba siz tüm bunları görebiliyorsunuz? Bu durumda böyle şakacı ve esprili bir insan olmak için zaten tüm bunları görebilmeli insan.

ÇALGICI – Görmek istemesen de gösteriyorlar. Tüm bunlar...

KIZ – (telefon çalar) Pardon! Ne var? Ne demek 10 dakika sonra ordayım. 5 dakika içinde burada olmazsan bundan sonra beni anca helvanı pişirirken görürsün. Bir de utanmadan telefon açıp (onu taklit eder) 10 dakika sonra ordayım hayatım demez mi? Çıldırmak içten bile değil.

ÇALGICI – Bazen çıldırmak güzeldir, insana her şeyi unutturur. Bir büyük rakı’nın üstüne konyak içmiş gibi olur insan ve o kadar çok şey aklına gelir ki sonunda hiçbir şey hatırlamazsın.

KIZ – Yani şimdi ben bir süre sonra bu sinirimi unutacak mıyım?

ÇALGICI -- Ne kadar rakı içtiğine bağlı, şey pardon ne kadar sinirlendiğine bağlı. Bizim mahallede selim abi diye biri var. Her gün o kadar içiyor ki, ne zaman görsem Kadıköy – Haydarpaşa yaparak geziyor.

KIZ – Niye acaba o kadar içiyor bir derdi vardır mutlaka.

ÇALGICI – Olmaz mı? Adamın bir karısı var, görsen erkek sanırsın. Fredi Krugur ile Safiye Ayla karışımı bir şey.

KIZ – (güler) Cidden mi?

ÇALGICI – (Trakya ağzı ile konuşur) Tebe vallaha be yav. Bizim selim abi Trakyalıdır. Şimdi diyeceksin Trakyalı ise içmesi normal, onlar sever içkiyi diyeceksin. Karısı gençken selim abi hiç içmezdi. Kadın birden kocayınca o da kendini aslına verdi.

KIZ – Ne yaparsan yap kaderinden kaçamıyorsun galiba? Ama ben sizi burada saatlerdir işinizden alıkoydum konuşmaya dalınca insan düşünemiyor. Lütfen siz çalmaya devam edin.

ÇALGICI – Bana katılırsanız çalarım. Yoksa o Ahmet mi ne gelene kadar burada sizin kafanızı ütülerim. Tamam mı?

KIZ – Ama ben pek şarkı bilmem ki!

ÇALGICI – Ben biliyorum sanki aklıma ne gelirse onu söylüyorum. Hadi lütfen.

KIZ – Benim sesimde çok kötüdür.

ÇALGICI – O konuda kimse elime su dökemez. Benim sesim o kadar kötü ki, hiç unutmam. Bir gün bir arkadaşım ile sahildeki dalgakıranın orda gündüz vakti kafaları çekiyorduk. Bana bir efkâr bastı, şöyle bir şarkı patlatayım dedim. Şarkının daha başındayken bir karga sürüsü etrafımıza toplanmasın mı? O kadar güldük ki az kalsa bu yaşta altıma edecektim. O günden sonra nerede karga görsem, şarkı söylemeyi bırakıyorum.

KIZ – O zaman ben bu durumda karga mı oluyorum?

ÇALGICI – Benle beraber söylemezsen birazcık öyle oluyorsun. Yoo şaka şaka ee hadi mızıkçılık yok.

KIZ – Peki tamam. Ama daha çok sen söyleyeceksin. Ben de sana vokal yaparım tamam mı?

ÇALGICI – Tamam oldu. Hadi bakalım başlıyoruz.

----------- Çalgıcı ile kız şarkı söyleyip eğlenirler, bir yandan ufak ufak dans ederler.-----

KIZ – Ben çok yoruldum biraz ara versek mi? Sana söylüyorum (göz göze gelirler) sana söylüyorum. (birbirlerinin gözlerine bakarlar)

ÇALGICI – Efendim ne var. Şeeyyy.... Ne oldu. Bir şey mi şey etcektin. Ne kadar da güzel şeey şarkı söyledin öyle.

KIZ – (bakışmaları devam eder) Yok canım rezalettim. Baksana kargalar bile gelmeye başladı.

ÇALGICI – Yok canım onları demin ben çağırdım (güler) Duymadın mı yoksa.(telefon çalar)

KIZ – Şeey... Duymadım.. (iyice gözlerine bakar, telefonun sesini duymaz)

ÇALGICI – Nasıl duymazsın telefonun çalıyor.

KIZ – Aa öylemi? Buraya gelen ibne olsun. Nerde kalmıştık.

ÇALGICI – Gözlerinde kalmıştık geçen sene bu sene bakalım nerde olucaz. Bulana büyük ödül.

KIZ – Romantik olduğun kadar çok da esprilisin. Ayrıca...

ÇALGICI -- Eeee... Yeter. İyice Türk filmi gibi oldu. Bahar ben sana âşık oldum. Benimle evlenir misin?

KIZ – (kucağına atlar) Evlenirim tabii manyak, hiç söylemeyecek sanmıştım.

Üye Girişi