Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

BİYOGRAFİ TÜRÜNDE YAZILAN YAZILAR

(Nisan ayında MEB'in uzaktan eğitiminde anlatılanlardan oluşur)

BİYOGRAFİ (YAŞAM ÖYKÜSÜ)

• Biyografi, Eski Yunanca “dios" (yaşam) ve “grafien" (yazmak) sözcülerinden kaynağını almış bir kavramdır
• Türkçede karşılığı "yaşam öyküsü"dür.
• Bireyin yaşamındaki olayların belirli bir sıraya göre anlatıldığı kişinin yaşamı etrafında gelişen öğretici bir metin türüdür.
• Biyografilere konu edilen yaşamlar genellikle herhangi bir sanat, bilim ya da meslek dalında tanınmış, hayatları merak konusu olan kişilerdir. Biyografilerde ele alınan kişinin yaşamı merak edilen yönleriyle yani en ilginç yönleriyle ve ayrıntılı olarak aktarılır.
• Biyografilerde amaç, yaşamı ve eserleri örnek alınan kişileri tanımak ve tanıtmaktır.
• Kapsamlı bir araştırma yapmak
• Âdeta bir tarihçi gibi hareket etmek
• Derin bir araştırma içerisine girmek
Tek kaynağa bağlı olarak biyografi yazılmaz.
• Biyografisi yazılacak kişi hayattaysa ve mümkünse öncelikle o kişinin kendisine ve yakın çevresine ulaşılır,
• Söz konusu kişinin yaşamına dair bilgi edinilecek çalışmalarından (anı, gezi yazısı, mektup...) veriler toplanır
• Ayrıca bu konuda daha önceki çalışmalardan da faydalanılır.
• Yaşamı konu edilen kişiye bilimsel çalışmalarda olduğu gibi tarafsız yaklaşılması
gerekir.
• Burada da yazar, tarihçi gibi hareket eder.
Açık bir anlatıma ve anlaşılır bir üsluba yer verilmelidir.
• Biyografilerin öğretici bir metin olduğu unutulmamalıdır.
• Biyografi metinlerinin hacmi konusunda herhangi bir sınırlandırma yoktur
• Bu metinler bazen kitapların ilk sayfalarında ya da arka kapaklarında tek sayfa olarak yer alabileceği gibi bir kitap oluşturacak kadar hacimde de olabilir.
• Biyografilerde açıklayıcı, öyküleyici anlatıma yer verilir.
• Dil bilgi vermek amaçlandığı için göndergesel işlevinde kullanılır.
• Üçüncü kişili anlatım söz konusudur (... doğdu, öğrenim gördü, eser verdi vb.)
• Biyografi türünün geçmişi oldukça eskidir. Eski edebiyatımızda bu türe "tercüme-i hâl" denilmiştir.
• Divan edebiyatımızda biyografiye karşılık gelen tür, divan şairlerinin yaşamlarının aktarıldığı "şuara tezkireleri”dir.
• Dünya edebiyatında biyografi türündeki ilk eser Eski Yunan edebiyatından Plutarkhos'un yazdığı "Paralel Yaşamlar'dır (MS 46-120)
• Türk edebiyatında modern anlamda biyografi örnekleri Tanzimat Dönemi’nde verilmeye başlanmıştır.

Türk edebiyatında ilk biyografi örnekleri:
• Ali Şir Nevâî: Mecâlisü'n- Nefâis (15.yüzyıl) (Tezkire türünde)

• Sehi Bey: Heşt Behişt (16. yüzyıl)
• Mithat Cemal Kuntay: İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy (Biyografi)
• Abdülhak Şinasi Hisar: Yahya Kemal'e Veda (Biyografi)

YAZIM TEKNİĞİNE GÖRE BİYOGRAFİ TÜRLERİ

BİLİMSEL BİYOGRAFİ
• Biyografik bilgileri kronolojik (zaman dizimsel) bir sıra içerisinde alt başlıklar hâlinde, yaşamı anlatılan kişinin dönemi içindeki konumunu, getirdiği yenilikleri, gösterdiği başarıları, eserlerini, farklı özelliklerini eleştirel bir tutumla; belgelere, araştırmalara ve incelemelere dayalı olarak veren çalışmalara "bilimsel biyografi" ya da "biyografik monografi" denir.
• Bu tür eserlerde kişinin doğumu, yetişmesi, öğrenimi, çalışma hayatı, türlerine göre eserleri (eserlerin önemi, şekil ve muhteva özellikleri), başarıları, ödülleri ye diğer özellikleri bölümler hâlinde verilir

Bilimsel biyografinin önemli Örnekleri
• Mehmet Kaplan - "Tevfik Fikret", "Namık Kemal, Hayatı ve Eserleri
• İsmail Parlatır - "Recaizade Mahmut Ekrem", "Şinasi"
• Ali Canip Yöntem - "Ömer Seyfettin'in Hayatı ve Eserleri"
• Asım Bezirci-"Orhan Veli", "Abdülhak Hamit Tarhan"
• İnci Enginün-"Halide Edip Adıvar"
• Kenan Akyüz - "Tevfik Fikret"
• Ahmet Hamdi Tanpınar - "Yahya Kemal Beyatlı"

BİYOGRAFİK ROMAN
• Roman ve hikâye gibi tahkiye (hikâye etme) kurgusu içerisinde o anlatımı şeklinde kişiyi bir roman kahramanı gibi olay merkezli sunan eserlere "edebi biyografi" ya da "biyografik roman" denir.
• Biyografik romanlarda kişinin ruhsal ve fiziksel özellikleri davranışları, duyguları, düşünceleri tepkileri, tavır alışları, giyinişi gibi pek çok farklı özellikleri ayrıntılı olarak verilip bir anlamda kişinin portresi çizilir

• Oğuz Atay — Bir Bilim Adamının Romanı
• Nezihe Araz – Derli Toplu Yunus Emre


MONOGRAFİ
• Ünlü bir kimsenin hayatını, kişiliğini, eserlerini, başarılarını ayrıntılarıyla de alan veya bilimsel bir alanda özel bir konu ya da sorun üzerine yazılan inceleme yazısına monografi (tek yazı) denir.
• Monografide herhangi bir yer, bir eser, bir yazar, tarihî bir olay, bilimsel bir alana ait bir sorun özel bir görüşle veya bakış açısıyla değerlendirilebileceği gibi bir Konu üzerinde derinlemesine bir inceleme de yapılabilir.

Monografi Örneği
Vefa Lisesi'nde öğrenciyken, tiyatroya başlamış. 1966 yılında felsefe öğretmeni onu elinde tutup Kent Oyuncuları'na götürmüş. Daha sonra Ulvi Uraz ve Devekuşu Kabare Tiyatrosu. Bir gün hoş bir tesadüf hayatını değiştirmiş. Devekuşu Kabare'de oynarken yönetmen Ertem Eğilmez'in dikkatini çekmiş. 1972 yılında Eğilmez'in çektiği bir filmde ilk rolünü almış. 1974 yılında da ikisi bir arada yürümediği için tiyatroyu tamamen bırakmış. Şöhret basamaklarını hızla tırmanırken, başı dönmeyenlerden o. Yaşamında en önemli şeyleri "Filmlerim, ailem, yakınlarım ve Türkiye" diye tanımlıyor. Bugün onu Edirne'den Kars'a kadar herkes tanıyor.
Hatta yurtdışında bile. Nerede Türk varsa orada filmleri izleniyor. Bugüne kadar 80 filmde oynadı. Komikliği, saflığıyla milyonların gönlünü fethetti. (...)
TV ve SİNEMADA KEMAL SUNAL GÜLDÜRÜSÜ, Ali Kemal Sunal


NEKROLOJİ
• Ölen ünlü bir kişinin ölümünden sonraki günlerde genellikle gazete ve dergilerde; yakın çevresinde yer alan kişilerce ölen kişinin üstün niteliklerinin, çalışmalarının ve diğer özelliklerinin anı üslubuyla anlatıldığı yazılara denir. Bu Yazılar ölen kişinin sevenlerinin yazdığı duygusal ve öznel açıklamalardır.

Nekroloji Türünde Yazılan Eserler
• Vehbi Cem Aşkun- "İstanbul Âşığını Kaybetti" (Yahya Kemal Beyatlı'nın ölümü üzerine yazılmıştır.)
• Hüseyin Cahit Yalçın - "Tanıdıklarım"
• Süleyman Nazif - "Mehmet Âkif Ersoy"
• Beşir Fuat - "Victor Hugo"
• Abdülhak Şinasi Hisar - "Yahya Kemal'e Veda", "Ahmet Haşim / Şiiri ve Hayatı"
• Yakup Kadri Karaosmanoglu –“Atatürk “ “Ahmet Haşim"
• Beşir Ayvazoğlu - "Peyami Safa


PORTRE
• Bir kimseyi karakteristik özellikleriyle tanıtmak amacıyla yazılan edebî yazılara portre denir
• Kişinin sadece dış görünüşünün (boyunun, yüzünün, giyinişinin, hareketler inin...) anlatıldığı portreye fizikî portre, iç dünyasının, alışkanlıklarının, duygularının, fikirlerinin, zayıf taraflarının anlatıldığı portreye ruhî portre (tinsel, moral portre) denir.
• Çoğu zaman fizikî portre ile ruhî portre iç içe verilir.
• Fiziki portre kişiyi diğer insanlardan ayıran dış özellikleri iyi bir gözlemle belirlendikten sonra uygun sıfatlar kullanılarak özgün bir şeklide yazılır.
• İç dünyanın anlatıldığı ruhî portrede ise; kişinin huyları, alışkanlıkları, düşünceleri farklı bir üslupla yazılır. Portreye konu olan kişiye ait, düşünceleri ve anlayışları daha etkili olarak ortaya koymak için onun sözlerine de yer verilebilir.
• Romanda olay kahramanları değişik bölümlerde (yeri geldikçe) gerek dış görünüşleriyle gerekse karakter özellikleriyle okuyucuya tanıtılır. Okuyucunun roman kahramanlarını hayalinde canlandırması sağlanır. Bu yönüyle portre bölümlerine, romanlarda daha çok rastlanabileceği gibi bağımsız bir edebî tür olarak yazılmış portreler de vardır.


Portre Örneği

GAZİ
“Gördüğüm fotoğraflara göre, biraz şişman, biraz yorgun, biraz hatları kalınlaşmış bir bedenle karşılaşacağımı sanırken, kapıdan bir ışık dalgası halinde giren toplu bir kuvvet ve hayat kaynağı ile birden gözlerim kamaştı: Bebekleri en garip ve esrarlı madenlerden yapılma bir çift gözün mavi, sarı, yeşil ışıklarla aydınlattığı asabi bir çehre. Yüzde, alında, ellerde bir sağlık ve bahar rengi. Düzgün taranmış, eksiksiz, sarı genç saçlar. Bütün zemberekleri çelikten, ince, yumuşak, toplu, gerilmiş, taptaze bir uzviyet.
Altı yüz senelik bir devri bir anda ihtiyarlatan adamın çehresi eski ilâhlarınki gibi yıpranmış bir başın hiçbir izini taşımıyor. Alevden coşkun bir nehir halinde, eski tarihin bütün yıkıntılarını süpüren ve yeni bir cihanın kuruluşuna yol açan fikirler kaynağı o baş, bir yanardağ tepesi gibi, taşıdığı ateşe kayıtsız, mavi gök altında sessiz ve gülümseyerek duruyor.” (Atatürk, Ahmet Haşim)

ŞUARA TEZKİRESİ
• Divan edebiyatında şairlerin hayat hikâyeleri, edebî kişilikleri hakkında yazılan biyografik eserler; "şuara tezkireleri" (tezkiretü'ş şuara) adıyla ayrı bir türü oluşturmaktadır.
• Genellikle şair padişahlar, şehzadeler, vezirler; şuara tezkirelerinde ön sıralarda yer almıştır.
• Oldukça sade üslûpla yazılan tezkireler olduğu gibi süslü nesir diliyle ile yazılanları da vardır.
• Türk edebiyatında İlk şuara tezkiresini "Mecâlisü’n-Nefâis" adıyla Çağatay şairi Ali Şîr Nevâî (15. yy.) yazmıştır.
• Anadolu sahasında yazılan ilk tezkire ise Sehî Bey'in (16. yy.) "Heşt Behişt"idir.

ŞUARA TEZKİRELERİ
• Latifi- "Latifi Tezkiresi"
• Âşık Çelebi - "Meşâirü'ş-Şuârâ"
• Bağdatlı Ahdî-"Gülşen-i Şuârâ”
• Sinan Paşa - "Tezkiretü'l Evliya"
• Esrar Dede - "Tezkire-i Şuarâ-yı Mevleviye"
• Kınalızade Hasan Çelebi - "Tezkiretü'ş şuarâ"

TEZKİRE ÖRNEĞİ

AHMEDİ
(Divan Edebiyatı Tezkire Örneği)
Günümüz Türkçesiyle
Allah Rahmet Eylesin
Sivas’tandır. Murad Han Gazi devrinde boy beyi olan Mir Süleyman Şah’ın mahiyetindeki şairlerden ve o dönemin bilgili kişilerindendir. İskendernâme'yi adı geçen adına söylemişti. Bu eserde, bâtıni ilimlerden, âfâki ve enfüsi teşbih ve temsil ile geometri, astronomi, yıldızlar ilmi ve hikmetten çok mânâ ve marifeti bir araya getirip kullanmıştır Ama şiirinde pek o kadar zerafet, söz ve ifadelerinde hemen hiç güzellik yoktur. Rivayet edilir ki adı geçen kitap, Ahmedi tarafından yazıldıktan sonra çağının ilen gelenlerine sunulmuş ve hiç kabul görmemiştir. Bu tarz şiirle bir kitaptansa fazlalıklardan arındırılmış bir kaside tercih edilirdi demişler. (...)
Ahmedi'nin Mir Süleyman adına mürettep divanı, çok sayıda kaside, terci ve gazeli vardır. Şiir üslubu Şeyhî tarzına yakın ve ilk dönem şairleri vadisinde, Farsçadan tercüme, didaktik özelliktedir. Bu birkaç matla onundur.

Matla:
Fikri eyle mebde'in neredendir nedir me'âd
Hem geldiğinden işbu makâma nedir murâd


“Geldiğin ve gidilecek yerin neresi olduğunu bir düşün, ayrıca bu makama gelişinin sebebi nedir onu da.”
Lâtifi Tezkiresi Haz. Mustafa İsen


HAL TERCÜMELERİ

• Eskiden tercüme-i hâl denilen biyografi, öz geçmiş anlamında kullanılırdı.
• Hâl tercümeleri; Osmanlı Dönemi'nde yazılan, daha çok özgeçmiş özelliği gösteren eserlerdir.

 

TÜRLERİ ÖZELLİKLERİNE GÖRE KARŞILAŞTIRMA

BİYOGRAFİ İLE PORTRE KARŞILAŞTIRMASI
BİYOGRAFİ                                             PORTRE
Kendi başına bir türdür                            Roman ve öykü gibi türlerin içinde yer alır.
Nesnel                                                  Öznel
Gerçek kişiler üzerine yazılır                     Kurgusal karakter veya tiplerin de portesi yazılabilir,                    
Bilimsel                                                 Sanatsal
Açıklayıcı anlatım                                    Betimleyici anlatım

 

BİYOGRAFİ İLE NEKROLOJİ KARŞILAŞTIRMASI


BİYOGRAFİ                                                                                  NEKROLOJİ
Yaşayan veya artık hayatta olmayan birinin biyografisi yazılabilir.     Ünlü bir kişinin hemen ölümünden sonraki günlerde yazılır.
Özel bir araştırma yazısı olarak yazılabilir.
Başka bir bilimsel kitabın başında/sonunda yer alabilir.                      Genellikle gazete ve dergilerde yayınlanır,
Bağımsız ve tarafsız bir araştırmacı tarafından yazılabilir.                 0 kişinin yakınları tarafından yazılır,

 

BİYOGRAFİ İLE MONOGRAFİ KARŞILAŞTIRMASI


BİYOGRAFİ                                                                  MONOGRAFİ
Tanınmış bir kişinin hayat hikayesini anlatır                   Bir kişi veya herhangi bir konu üzerine yazılabilir
Çok ayrıntılı değildir                                                   Derinlemesine ve ayrıntılı bir bakışla anlatılır

 BİYOGRAFİ İLE TEZKİRE KARŞILAŞTIRMASI

BİYOGRAFİ                                                       TEZKİRE
Yaşam öyküsü                                      Zikredilen, zikri geçen
Nesnel bir tutum                                  Öznel bir tutumla, yazılır
Açık ve sade bir dil                               Sanatsal dil (seci, aliterasyon, tezat ve tenasüplerle süsler)
Bilgi vermek amacı                               Övgü veya yergi amacıyla

 

SON EKLENENLER

Üye Girişi