Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

İSMET ÖZEL'İN TÜRK ŞİİRİNE GETİRDİĞİ YENİLİKLER

 
İsmet Özel, yalnızca yazdıklarıyla değil, yaşadıklarıyla da "özgün" bir ad olmayı başarabilmiştir. İsmet Özel şiirinin biçim anlayışı, klâsik tarzın kural­larından çoğu kez bağımsız, daha da önemlisi, modernist bir yapıya dayanmak­tadır. Özel 'deki kimlik arayışı, biçimin kendisini göstermesiyle ortak bir paydaya yönelir. Özel, söylemek istediğini fısıldayan bir şairdir. Bunun kural ve yöntemleri de, Özel'in sesli şiirinin ulaştığı yankıyla çevrelenir. Hiç umulmayan bir ayrıntı, kimliğini aramakta olan bir yalnız 'm çığlığını çağrıştırır ansızın. Bu, okur ile şairi ortak bir çizgiye sürükleyen bir tür katalizör işlevi görür. Kendisini anlatırken başkalarında çoğalan bir yalnızlığın işaretidir Özel'in şiiri. Bu neden­le de, o şiirin tercihini değilse bile sorularını benimseyenler, hayat ile olan ilişkilerini düzenlerken, belki de Türk edebiyatında ilk kez köklü bir değişimin iki farklı boyutunu yaşayan bir anlayıştan yararlanmasını bilmişlerdir.

İsmet Özel'in Türk şiirine kazandırdığı yenilik sadece farklı bir ses olmayı başarabilmesi değildir; bunu da aşan bir şekilde, kendisiyle tarih önünde hesaplaşması ve yenilgilerini açıklayabilecek olgunluğu göstermesidir de. Bu tutum, kamplara, klanlara ve farklı yerlere kanalize olmuş, edebî kişiliğini de bu sözde örgütlülükte bulabilmiş sanatçıların alışık olmadığı bir davranış biçimidir.

Türkiye'de, sanatın ideolojiyi kabaca teşhir etmek için icad edilmiş bir "sahne" olabileceği savı yaygınlık kazanmıştır. Bu kanı, zamanla öylesine değişik yönelimlerin manifestosunu oluşturmuştur ki, kaba bir ideoloji için sanat görüşü, kendisiyle bile çelişebilecek denli karşıt kuramların sistemleriyle benzeşmeler içermiştir.

Toplumda kültürel yaşam öbeklerini belirleyen altdengeler (siyaset, gelenekler, yaşam tarzları, farklı ideolojiler) bir anlamda genel toplum yapısının modelini Çizmektedir Genel toplum yapısı, bu açıdan, kültürel bir heterojenleşme sürecinin belirlediği normların etki derecesine bağlı olarak sürekli gel-gitlerin yoğunlaştığı bir ilişkiler bütününe bağımlıdır. Altkültürler ise bu ilişkiler bütününe genelde muhalif bir yapılanma içinde, yüzeysel olarak bütüne bağlı bir parça işlevi görmekle birlikte, kendi normlarını ve yaşantı tarzlarını oluşturabilmiş özgün öbeklerdir. Dengeli bir görenekleri, somut tarihsellikleri ve homojen içerikte gelenekleri vardır. Kendilerine özgü davranış ve yaşantı tarzları, ancak başka bir kültür öbeğiyle ortak çıkarlar söz konusu olduğunda görece değişir ya da adaptasyona uğrar.

Türkiye'de altkültürler, büyük oranda, egemen ideolojinin kültür politikası yönünde adapte olmuş ya da kısmen bu politikanın belirlediği normlar çerçevesinde yozlaşmıştır. Toplumda bir mozaik olmaktan çok, farklı politikaların farklı çıkarlarını barındıran altkültürler, özellikle büyük çaptaki toplumsal değişimler karşısında yapısal değişime uğramışlardır.

İşte, toplumdaki farklı altkültür gruplarının varlığını, ömrünün iki ayrı döneminde şiirleriyle savunan İsmet Özel, İslamcı anlayış ile sosyalist kültürün ortak paydasını, egemen ideolojinin kalıplarına sığınmamakta bulmuştur. Bu seçim yanlışları, çelişkileri, tutarsızlıkları ve boğuntuları bir yana, İsmet Özel'in kişilikli bir sanat kavgası verdiğinin kanıtını oluşturmaktadır..

İsmet Özel, "ben" diye başladığı her dizesinde, aslında Türkiye toplumunda fark etmenin sızısını duyan insanın hayat öyküsünü anlatır.


İSMET ÖZEL'İN ŞİİRİNDE ARAYIŞIN İZLERİ

"Halkın Dostları" adlı dergiyi 1970 yılında birlikte çıkardığı şair Ataol Behramoğlu, İsmet Özel'i, "...Bugüne kadar yazdıklarıyla edebiyatımızın en ilginç, en seçkin şairlerinden birisi" olarak değerlendirmiştir. Bunda, İsmet Özel'in karmaşık ve gizemli yapısı kadar, bu özelliklerini şiire de yansıtması büyük rol oynamıştır. Özel, sosyalist, modernist, İslamcı ve hatta nihilist öğeler barındıran şiir yapısıyla, bir tür sentez şair olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu, çelişki olduğu kadar, bütüncü bir bakış açısıdır da. İsmet Özel'in sürekli kim­lik arayışı, kendisiyle ve geçmişle hesaplaşması, edebiyat dünyasında eşine az rastlanır bir davranış biçimidir. Bu nedenle, şiirle ilgilenen hemen herkes için ilginç ve izlenir bir şairdir İsmet Özel.

İsmet Özel'in şiirine angaje olan asıl tema, kimliktir. Şiirlerinde sürekli olarak bir kimliğin sorgulanması, eleştirisi, didiklenmesi yer alır. Bu nedenle de, İsmet Özel'in yazdığı her dizede, bir yaşantının kendisiyle olan uzlaşmazlığı belirir. Bir "açık" değildir bu; tersine, kendisine dahi yönelttiği sınırsız eleştiridir. Bunu gerçekleştirirken, yazdıklarının istismar edilmesi olasılığı da ilgilendirmez şairi. Hayat ile olan sorgunun süresi, istismarın boyutundan çok daha kapsamlıdır. İsmet Özel, bu niteliğiyle, yakın dönem Türk şiirinin örnek şairidir. Suçlu olmak­tan dolayı korkmayan, ancak suçunu kendi yüzüne vurmasını becerebilen bir olgunluktur Özel'inki:"Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm" ve "Baktım akşam herkesin kabul ettiği kadar akşamdı/hiçbir meşru yanı kalmamıştı hayatımın" dizelerinde olduğu gibi.


(Cihan Oğuz, "Değişim Sürecindeki Türk Toplumu ve İsmet Özel'de Kimlik Arayışı", Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Antropoloji Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Nisan 1992)

 

Üye Girişi