Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

 TANZİMAT EDEBİYATI VE REALİZM

Tanzimatçıların etkilendiği diğer bir Edebî akım ise realizmdir. Realizm (gerçekçilik) akımı 19. yüzyıl ortalarında Fransa'da ortaya çıkmış ve 20. yüzyıl romanının gelişimini önemli ölçüde etkilemiştir.

Realizm, hem klasisizme hem de romantizme tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu akımda amaç, edebiyatı ve sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığından kurtarmaktır. Bunun için de eserlerde gerçeğin yansıtılmasında gözleme başvurulmuş, konular toplumsal sınıflar arasından seçilmiştir. Bu akıma bağlı sanatçıların yapıtlarında duyguların yerini insan ve toplum gerçekleri almış, günlük yaşam, ön yargısız, bilimsel bir tutumla ortaya konmuştur. Sanatçılar, yansız bir tutum içine girdikleri için eserlerinde kendilerini gizlemişler, kendi görüş ve duygularını eserlerine yansıtmamışlardır. Biçim güzelliğine konu kadar önem veren realist sanatçılar, olayları anlatırken olayların oluşumunda etkili olan sosyal nedenleri de incelemişlerdir. Realizmin iki güçlü temsilcisi Gustave Flaubert ve Emile Zola'dır.

Realizmin Temsilcileri

Fransa'da: Flaubert, Zola, Balzac, Stendhal

Rusya'da: Lev Tolstoy, İvan Sergeyeviç Turgenyev, Fyodor Döstoyevski

İngiitere'de: Charles Dickens ve Anthony Trollope; 

Amerika'da: Theodore Dreiser;

İrlanda'da: James Joyce realizmin önemli temsilcileridir.

Türkiye'de: Türk edebiyatında Recaizâde Mahmut Ekrem, Samipaşazâde Sezai bu akıma bağlı kalmış sanatçılardandır.

 


 

Samipaşazâde Sezai (1860 -1936)

Samipaşazâde Sezai, babasının Taşkasap Semti’ndeki büyük konağında doğmuş, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını eserlerinde derin izler bırakan bu konakta geçirmiştir. Bu konak, devrin ileri gelen kültür ve edebiyat adamlarının toplantılarına sahne olan bir konaktı. Konağa devam edenler arasında Ziya Paşa, Ali Süavi, Ahmet Vefik Paşa vardır. Çam-lıca’daki köşkleri ise, devrinde “bir mekteb-i edeb” (edebiyat okulu) diye ün kazanmıştır. Samipaşazâde Sezai Çamlıca’da Abdülhak Hamit ve Recaizâde Ekrem ile tanışmıştır. Yazı yaşamına on dört yaşında ailesinden gizli olarak Kamer adlı bir dergiye yazı göndererek başlamıştır. İngiltere, özellikle Londra onun edebî ufkunu genişletmiş, İngiliz edebiyatını, bilhassa Shakespeare’i okumuştur.

İstanbul’da geçirdiği 1886-1901 yılları, Samipaşazâde Sezai ’nin edebî hayatının en verimli dönemi olmuştur. 1888’de Sergüzeşt’i, 1891’de Küçük Şeyler’i, 1898’de Rumûzu’l Edeb'i yayımlamıştır. Sergüzeşt’te “esaret ve hürriyet” kavramlarını     işlediğinden takibe alınmıştır.

 Samipaşazâde Sezai, Tanzimat’ın ikinci nesline mensuptur. Abdülhak Hamit ve Rezaizâde Ekrem gibi o da Namık Kemal'in etkisinde kalmış, ömür boyu düşüncelerinin ateşli bir savunucusu olmuştur. Samipaşazâde Sezai, edebiyatımızda genellikle “Sergüzeşt” yazarı olarak bilinir. Bu şöhret onun hikâyeci ve denemeci yönünü gölgede bırakmıştır. Hâlbuki onun asıl çığır açan ve Servet-i Fünûncuları etkileyen eseri “Küçük Şeyler” adlı kitabıdır. Samipaşazâde Sezai, romantik bir mizaca sahiptir, fakat realist akımın da etkisinde kalmıştır. Bunu hikâyelerinde olduğu kadar gezi notlarında, hatıra yazılarında da görebiliriz.

Bu bakımdan Samipaşazâde Sezai’yi Türk edebiyatında romantizmden realizme geçişi hazırlayan bir yazar olarak da değerlendirmek yerinde olur. Samipaşazâde Sezai, hiç şüphesiz Halit Ziya’dan önce ilk büyük üslup ustamızdır. Fakat o Halit Ziya gibi Türk dilinin grameri üzerinde sistemli bir şekilde düşünmediğinden, cümleleri Halit Ziya’nınkiler kadar sağlam değildir.

Samipaşazâde Sezai, Servet-i Fünûnculardan önce Sergüzeşt’te aktüel bir konuyu estetik bir şekilde işlemiştir. Samipaşazâde Sezai, Türk romanında insan-mekân ilişkisini ilk olarak dengeli bir şekilde kuran romancımızdır. Romanın tenkit edilebilecek yönü, romantik bir tutumla ele alınan “cariyelik/kölelik” meselesinin sadece doğuya özgü bir kurum gibi gösterilmesidir. Samipaşazade Sezai Amerika’daki köleliği, Avrupa’daki sömürgeciliği görmezden gelmiştir.

Türk romanında cariyeler, aile içindeki konumları itibarıyla genellikle rahat, iyi ve olumlu yönleriyle sunulurken Samipaşazâde Sezaî, Sergüzeşt (1889) romanında bu sınıfın dramatik ve trajik durumunu öne çıkarmıştır.

Romanlarda sadece Çerkeş cariyelere değil, zenci erkek kölelere de yer verilmiştir. Cevher bu romanda hayatı hikâye edilen erkek köledir.

Sergüzeşt, Doğu medeniyetinden Batı medeniyetine geçiş döneminin yaşayış tarzını bir konağın günlük hayatı içinde ve realist bir şekilde verir.

Gerek karakter ve gerekse mekân tasvirlerinde romancı, genellikle, realisttir. Fakat romanda, yer yer romantik bir atmosfer de göze çarpar. Bu hali ile eser, romantizmden realizme geçişin romandaki ilk denemesi olarak kabul edilebilir.

Sergüzeşt’in dilinde tam bir istikrar yoktur. Birçok yazısında Türkçenin sadeleştirilmesine taraftar olduğunu söyleyen yazarın, betimleme ve analizlerde, Türkçeden uzaklaştığı görülür. Üslûpta Namık Kemal’i izlese de, eserlerinde özensiz bir üslûp görülmektedir.

Eserleri: Sergüzeşt (roman) ve Küçük Şeyler (hikâye) önemlidir.


 

Recaizâde Mahmut Ekrem’in Romancılığı

Tanzimat edebiyatımızın en önemli şairleri ve yazarları arasındadır. Recaizâde Mahmut Ekrem; şiir, eleştiri, hâtıra, çeviri, inceleme, hikâye, roman, tiyatro alanında 25’i aşkın eser vermiştir. En tanınmışları: Afife Anjeiik (piyes), Muhsin Bey (hikâye) Şemsa (hikâye) ve Araba Sevdası (roman)’dır.

Edebiyatımıza yeni, daha doğrusu batılı edebî türlerin kazandırılmasında Recaizâde Mahmut Ekrem’in de emeği vardır. Hikâye ve roman, işte bu yeni edebî türlerdendir. Ancak öncelikle şunu belirtmek gerekir ki yazar, bu türleri 1890’larda kalende almıştır. Saime ile ilk hikâye denemesini yapmış, fakat bu eser tefrika edilirken hükümetçe yarıda kesilmiştir. Muhsin Bey romantik bir aşkın hikâyesidir. Onun bu türde en tanınmış eseri Araba Sevdası yahut Bihruz Bey’in Âşıklığı adlı romanıdır. Batılı yaşayış tarzına özenmenin aşırılığını eleştiren bu roman, edebiyatımıza Bihruz Bey tipini kazandırmıştır. Ahmet Mithat’ın Felâtun Bey’le Rakım Efendi romanında da Araba Sevdasındaki tema daha önce ele alınmış olmakla beraber, Araba Sevdası onunla karşılaştırılmayacak kadar moderndir. Ahmet Mithat Efendi, Doğulu (Rakım Efendi) ve Batılı (Felatun Bey) iki tipi karşılaştırırken Recaizâde Mahmut Ekrem yalnız batılılaşmayı hazmedemeyen bir tipin (Bihruz Bey) yaşamını işlemiştir. Romanın kahramanı Bihruz Bey, birçok noktada, Ahmet Mithat’ın Felatun Bey’ine benzemektedir.

Araba Sevdası, konunun seçilişi ve işlenişi bakımından realizmin, aşkın başlaması ve gelişmesi bakımından da romantizmin en güzel örneğini sergilemektedir. Romanın bir başka özelliği ise yazarın roman tekniğini iyi kavramış olduğunu göstermesidir. Bununla birlikte Araba Sevdası teknik bakımdan zayıf bir romandır. Teknik bakımından Batılı anlamdaki romanları Halit Ziya, Servet-i Fünûn döneminde yazmıştır.

Recaizâde Mahmut Ekrem, Araba Sevdası’nda, arada Fransızca kelimeler olsa da, çoğunlukla Osmanlıca kelimeler kullanmıştır. Romanın dili bu yüzden yalın değildir. Yazarın kullandığı sözcükler, özellikle seçilmiş gibidir. Çok zengin anlamlı kelimeler kullanılmıştır. Recaizâde Mahmut Ekrem’in kendine göre özgü bir anlatımı vardır. Bu dil, yaşadığı dönemin edebiyat anlayışı (Tanzimat’ın ikinci dönemi) ile uygunluk göstermektedir.

Edebiyatımızda polemiğin gelişmesinde Recaîzâde Mahmut Ekrem’in de katkıları vardır. O, değişik edebî konuları gündeme getirirken zaman zaman edebî tartışmalara girmekten geri kalmamıştır.

Recaizâde Mahmut Ekrem’in en dikkat çekici özelliği kuramcı oluşudur. Bu yönü ile o, edebiyatımızın düşünen adamı olarak tanınmıştır. Batılı düşünce ve görüşleri edebiyatımıza kazandıran odur. Yeni yetişen gençleri destekleyen, onlara yön veren de odur. Kısacası Recaizâde Mahmut Ekrem, Tanzimat edebiyatının çok yönlü bir sanatçısıdır.

Araba Sevdası’nda, gerek olay ve gerekse karakterler tamamıyla doğal ve yerlidir. Karakterlerin ve olayların betimlemesinde realizme son derecede bağlı kalınmış ve realist romana örnek verilmiştir.

Recaizâde Mahmut Ekrem, “Araba Sevdası” romanıyla Türk roman tarihimizde, romantizmden realizme geçen ilk romancımızdır.

 

İLGİLİ İÇERİK

SERVET-İ FÜNÛN İLE TANZİMAT ROMANININ KARŞILAŞTIRILMASI

TANZİMAT EDEBİYATI ÖSS/ÖYS/LYS SORULARI

TANZİMAT EDEBİYATI BULMACA

TANZİMAT EDEBİYATI ÖĞRETİCİ METİN ÖRNEKLERİ

TANZİMAT EDEBİYATININ OLUŞUMU

TANZİMAT TİYATROSU

TANZİMAT I.DÖNEM ve II.DÖNEMİN DİL ANLAYIŞLARI

TANZİMAT EDEBİYATI TEST

TANZİMAT I. DÖNEM SANATÇILARI

TANZİMAT II. DÖNEM SANATÇILARI

TANZİMAT EDEBİYATI (1860-1896)