Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

EMPRESYONİZM (İZLENİMCİLİK)

(İmpressionnisme)

Sembolizm'e yaşıt bir resim (ve dolayısıyla edebiyat) çığırı olan Empresyonizm’de, dış dünyaya ait gözlemleri, iç âlemde meydana gelen ruh hâllerine göre yansıtması ve manzaranın sert gerçeğini silik renkler altında gidermesi bakım­larından Gerçeküstü atılımlara zemin hazırlamış sayılabilir. Empresyonist anla­yış, 20. yüzyıl başlarına kadar sürmüştür.

İzlenimcilik veya empresyonizm, 19. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan ve bütün sanat dallarını, özellikle resmi etkileyen akım. Doğadaki unsurların kişinin içinde oluşturduğu izlenimleri, duygusal izleri yansıtmayı hedefler. Bu akım içerisinde yer alan sanatçılar, doğayı objektif bir gerçek olarak değil, kendilerinde yarattığı izlenimi resme (veya edebi esere) aktarırlar.

Resimde izlenimcilik, özellikle ışık ve renkten kaynaklanan görsel izlenimleri yansıtmayı hedefler. Resmedilen nesnelere veya olaydan çok günün belirli bir zamanına özgü ışığın sanatçı üzerinde yarattığı izlenimlere önem verilir. Akımın öncüleri Claude Monet ve Camille Pissarro'dur.

İzlenimcilere göre sanatçı doğrudan doğruya gerçeği değil, gördüklerinin kendisinde uyandırdığı duygu ve düşünceleri esas almalı, gerçekçiliği ve nesnelliği ikinci plana atarak, kişisel yorumu ön plana çıkarmalıdır.

İzlenimcilikte, yorumlar ve izlenimler, sanatçıdan sanatçıya değiştiği ve her sanatçı eserinde kendinde oluşan duyguyu ve izlenimi anlatacağı için, meydana getirilen edebî eser, yazarın veya şairin kişiliğine dair izler taşır.

AHMET KABAKLI, TÜRK EDEBİYATI ANSİKLOPEDİSİ VE VİKİPEDİ

 

 EMPRESYONİZM (İZLENİMCİLİK)

  • 1890-1910 yılları arasında Fransa’da gelişmiş; edebiyatta, resimde, müzikte etkisini sürdürmüş bir akımdır. Sembolizm’le birlikte Gerçeküstücülük’ü (Sürrealizm) hazırlayan bir akım niteliğindedir.  Bu akımda dış dünya ile ilgili gözlemlerin, sanatçının iç dünyasında oluşan değişik ruhsal durumuna göre yansıtılması esas alınmıştır. Onlara göre duyularımız dış dünyayı bize olduğu gibi değil, onun gerçek görünüşünü değiştirerek ulaştırır. Bunun için de bizim anlattıklarımız dış dünya değil, bu dünyanın hayalimizle bezenmiş bizdeki izlenimleridir.

“Seyreyledim eşkâl-i hayâtı 

Ben havz-ı hayâlin sularında,

Bir aks-i mülevvendir onun ’çün 

Arzın bana ahcâr ü nebâtı ”

AHMET HAŞİM

  • Empresyonizm, esas olarak ve her şeyden önce özgürlüğün simgesidir, sembolüdür. 
  • Empresyonist ressamlar mevcut hiçbir kurala uymadılar. Renk egemenliğini ön plana çıkardılar. Sisteme bağlı olmaksızın bir coşkunluk yarattılar. Renklerin lirizmi doğdu. Dış âlemi tamamen de dışlamaz. Bir kısmını kapalı olarak muhafaza eder.
  • Empresyonistler, etkici ve duygucudurlar. Zaten empresyon, etki - duygu anlamındadır. Bu akımın ressamları, biçimlerin ve doğa manzaralarının sertliğini, keskinliğini, hırçınlığını ve katılığını değil, yumuşaklığını ve tatlığım canlandırmak ilkesini benimsemişlerdir. Bu akımdaki resim tabloları, aydınlık, tatlı, yumuşak renkli ve ferahlık vericidir. Tabiata açılmış birer penceredir. Edebiyatta, resimde, müzikte okuyucunun, seyircinin, dinleyicinin eserle karşı karşıya gelir gelmez edineceği izlenim bu akımın tatlı, yumuşak, kucaklayıcı, canlı teması olacaktır.

EMPRESYONİZMİN TANINMIŞ SANATÇILARI:

  • Fransız ressam Edger Degas (Resimde empresyonizmin kurucusudur.), Claude Monet, Sisley, Pisaro, Renoir, Verlaine (edebiyat), Rimbaud (edebiyat), Rilke (edebiyat).

 

EMPRESYONİZME SANATÇILARIN GÖZÜYLE BAKIŞ:

  • Empresyonizmin hüküm sürdüğü günden beri, bu dünyanın renklerini yepyeni bir tarzda anlıyor, kavrıyoruz. (Georges Duhamel)
  • Empresyonizm; dünya öğelerinin duygusal bir sayımı, onun fizik güzelliklerinin dökümüne bağlı yapma bir sanattır. (Gauguin)
  • Empresyonistin neşe dolu dünya görüşünde, kaskatı nesneler, bir "duyu verileri" dansına, "görünüşler" parıltısına dönmüştür. Bu yeni bir gerçekçilik adına yapılmış ve genel kavramlarla "özlerin" tatsız egemenliğinden kurtulan ve dünyanın geçici görünüşlerine uygun düşeceği tahmin edilen gözlem, gerçekçiliğin temeli diye kabul edilmiştir. (Jean Paul Sartre)
  • Empresyon deyince ben, görürken, işitirken ve bir şeye dokunurken, bir şeyi severken, birinden nefret ederken, bir şeyi arzular ve isterken sahip olduğumuz canlı algıları anlıyorum. Her türlü nesne, ya bir empresyon (izlenim), ya da bir fikre döner; doğal olarak bunlar, her ne kadar izlenimlere uygun düşerse de, güç ve canlılık Bakımından ayrılırlar. Fikirler, basit olsun, karışık olsun insan zihninin içinde bulunan şeyler olup, hepsi de aslında izlenimlere dayanırlar. (David Hume)
  • Empresyonistler, benliği tabiat tarafından ezilen insanı, hayata uyandırdılar. Oysaki bu tabiata terk edilmiş, kendi içine dönüşü gerektiren bir sonuçtu. (Alvard)

 

DUYUM

Mavi yaz akşamları, patikalarda, dalgın,

Gideceğim, sürüme sürtüne buğdaylara.

Ayaklarımda ıslaklığı küçük otların;

Yıkasın, bırakacağım başımı rüzgâra.

 

Ne bir şey düşünecek, ne bir lâf edeceğim;

Ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi.

Göçebeler gibi, uzaklara gideceğim;

Mes'ut, sanki yanımda bir kadın varmış gibi.

RİMBAUD (ÇEVİREN: ORHAN VELİ)

 

Üye Girişi