Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

ATATÜRK VE GÜZEL SANATLAR

Türk milletinin dinamik idealine ulaşmasında, besleyici, güçlendirici vasıtalardan olan güzel sanatlar, uygar olmanın işareti olup, fikir hayatının can damarı ve kültürel in­san yetiştirmede önemli eğitim vasıtalarımdan biridir. “Sanat, güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa müzik, resim ile olursa ressamlık, yontma, oy­ma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık... olur ” “Sanatkâr da, toplumda uzun mücadele ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.” Sanatkâr ile bütün millet, bütün insanlık övünür. Sanatkâr, insanlığın ortak değeridir

Sanat, çıkar duygularından uzak olarak ruha hoş olanı tanıtır. Sanat insanın özgür olarak karar vermesini, becerisini ortaya koymasını sağlar. Bu nedenledir ki, sanat eser­leri, en yüksek insani ve millî hislerin üründür.

Çağlar boyunca tarihçiler, milletleri incelerken siyasi ve ekonomik yapılarıyla birlik­te sanat düzeylerini de ele almışlardır. Birlikte yaşanılan geçmişte, aynı güzel hisleri paylaşmanın insanları birleştiren önemli bir etken olduğu görülmüştür. Atatürk bu hususu “aynı kavinin çocuklarının hep beraber bulunacak birbirlerini sevmeleri ve bu birlik sev­gisinden çıkacak yüksek hislere olduğu gibi uymaları güzel bir şeydir. ” diyerek anlamlı bir şekilde belirtmiştir

Yüksek kültürümüz “yüksek ve inkılâpçı bir kültür seviyesine varmayı'’ amaçlar. Bu amaca ulaşma, görüldüğü gibi güzel sanatları sevme ile müspet ilimlere dayanmanın bir­likte ele alınmasını öngörür. “Müspet bilimlerin temellerine dayanan güzel sanatları se­ven” nesiller yetiştirmek gibi evrensel bir nitelik taşıyan Atatürkçülükte güzel sanatlar çok önemli bir yere sahiptir Bir milletin yaratıcı gücünün en güzel meyvelerinden sağla­nan sanat eserleri, milletlerin kültür varlıklarının başta gelen tanığı ve aynı zamanda ulaştıkları uygarlık düzeyinin bir ölçüsüdür.

Atatürk, Türk milletinin yapabileceklerini ve bu milletin içinde değişik sebeplerle, özellikle taassup baskısı altında kullanılmayan güçleri çok iyi değerlendirmiş, yanlış yo­rumların ve inançların sonucu olarak yüzyıllarca milletin içinde saklı kalmış ve yaratıcı gücün, bu yeteneğin muhteşem bir güç olarak gelişip evrensel bir nitelik kazanmasında güzel sanatlara yönelmenin güzel sanatlarda ilerlemenin önemini ön plana almıştır.

Türkiye’nin ve Türk milletinin her konuda daha da ileriye gitmesini dünya üzerindeki en ileri toplumlardan biri, hatta en ileri olanı hâline gelmesini isteyen Atatürk; cengaver­lik gibi, Türk gençliğinin damarlarındaki güç gibi, millî olan işlerde ve zamanlarda tari­hin akışını değiştiren sosyal benlik duygusu gibi, üstün niteliklere sahip “Yüksek bir in­san toplumu olan Türk milletinin tarihi bir özelliği de, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan gelen zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve millî birlik duygu­sunu devamlı olarak ve her türlü vasıta önlemlerle besleyerek geliştirmek, millî idealimiz­dir ” diyerek milletimizin millî kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkarmada güzel sanatlar altında benimsenmesi gereken davranışı bütün açıklığı ile vurgulanmıştır.

Atatürk bu görüşünden hareketle ilk olarak Türk tarihinin yüzyılları kapsayan uzun akışı içerisinde çok yanlış yorumlar sonucu ilgisiz bırakılmış olan heykel sanatına eğil­miştir. Bu sanat dalının gelişmesini engelleyen yanlış düşüncelere karşı çıkan Atatürk, “Dünyada, medeni, ileri ve gelişmiş olmak isteyen herhangi bir millet, mutlaka heykel ya­pacak ve heykeltıraş yetiştirecektir. Abidelerin şuraya buraya tarihî hatıralar olarak dikil- meşinin dine aykırı olduğunu iddia edenler, din hükümlerini gereği gibi araştırıp incele­memiş olanlardır. ” diyerek, heykel sanatının Türk sanat hayatındaki yerini almasını sağ­lamıştır Bu hareketle Atatürk, güzel sanatlar konusunda çok uzun süreden beri egemen olmuş cahilliği ve taassubu kırmış, ortadan kaldırmıştır. Her konuda olduğu gibi sanatta da taassuba karşı çıkan Atatürk İslâm'ın gerçekleri tamamiyle anlaşıldıktan ve oluşan vicdani kanaat, güçlü olaylarla da doğrulandıktan sonra, bir takım insanların, böyle taş parçalarına tapacağını farzetmek ve sanmak, İslâm âlemini aşağılamaktır. Aydın ve din­dar olan milletimiz, ilerlemenin sebeplerinden biri olan heykeltraşlığı en üst derecede ilerletecek ve memleketimizin her köşesinde atalarımızın ve bundan sonra yetişecek ev­latlarımızın hatıralarını, güzel heykellerle dünyaya ilân edecektir. ” diyerek cahilliğin tak­tığı boyunduruktan kurtarılan Türk heykel sanatının milletimizin yaratıcı gücü elinde ilerlememize hizmet edeceğini açıklamıştır.

ATATÜRKÇÜLÜK 3, MEB, İst.2001

SON EKLENENLER

Üye Girişi