Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

AHMET OĞLU AHMET’İN HİKÂYESİ

1297 doğumlu, Daday’ m Bolatlar köyünden Tüfenk lakaplı Ahmet Oğlu Ahmet, Birinci Dünya Savaşı’nda, Çanakkale’ de 5. Kolordu 42. Alay 1. Tabur 4. Bölük piyade sınıfında er olarak savaşırken yaralanmış ve 29.07.1915 tarihinde Cenup Grubu Sevk Mecruhin Hastanesi’nde şehit olmuştur.

Ahmet Oğlu Ahmet’le ilgili daha detaylı bilgiye araştırmacı yazar Halil Serdar Bıyıklı’nın kitabından  ulaşıyoruz. Serdar Bıyıklı Çanakkale Savaşı’nın bir diğer yüzünü, ümitle ümitsizlik arasındaki bekleyişin neticesi yüzlerde oluşan o ince çizgiyi resmediyor anlattığı öyküde. Cepheye gidenlerle ilgili tek haberleşme merkezi Askerlik Şubeleri. Gelen haberlerin her biri ayrı bir öykü ayrı bir destan... İşte Bıyıklı’nın kaleminden Daday Askerlik Şubesinde yaşanan bir şehitlik haberinin hüzünlü hikâyesi:

Daday Askerlik Şubesi o gün dolup taşıyor, gelenler oğullarının, yakınlarının, kocalarının akıbetini öğrenmek için çabalıyor, cephedeki yakınlarından bir haber bekliyorlardı. Çanakkale Savaşı’nda Şehit olanların listesi gelmişti. Bolatlar köyünden Cemile Hanım da askerdeki eşinden bir haber alabilmek için sabah erkenden yola çıkmıştı. Ürkek adımlarla şube binasından içeri girdi. Komutan;

- Buyur bacım bir şey mi istedin?

- Kocamdan bir haber var mı? diye soracaktım.

- İsmi nedir?

O anda, Cemile Hanım kocasının ismini bir türlü hatırlayamadı.

Şube Komutanının önündeki liste gözüne ilişti. İçerisi kor gibi yanmaktaydı. Çünkü dışarıda figan edenler vardı.

- Siz listeyi bir okuyun, ben şu derim.

Liste bir hayli kabarıktı. Komutan listeyi okumaya başladı.

- Bolatlar Köyünden Ahmet oğlu Ahmet. Çanakkale Gravüz Deresinde Şehiden vefat...!

Dediğinde, Cemile Hanım olduğu yerde donup kaldı. Hiçbir şey söyleyemedi. Acısını içerisine gömmüş, eliyle yüzünü kapatmıştı. Büyük bir acıyla Askeri şubeden ayrıldı. Çarşının içerisindeki tahta köprüye geldiğinde sağ elinin avucundan ve bileğinden akan kanın sıcaklığını hissetti. Cemile Hanım Ağlamamak için elinin tabanını ağzına bastırmış, bu esnada dişleriyle elinin tabanını ısırmıştı, farkında değildi.

Kastamonu’nun diğer ilçelerinde olduğu gibi Daday’da da buna benzer birçok şehitlik öyküsü dinlemek mümkün. Daday, Balkan Savaşları’nda olduğu gibi Çanakkale’de de çok büyük yiğitlik örneği sergilemiş. Milli Mücadele yıllarında Müftü Rüştü Efendi’nin, Daday Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kuran Haşan Rıza Bey’in, Miralay Halit Akmansü’nün büyük yararlıklar gösterdiklerini tarihi kaynaklardan öğrenebiliyoruz. Redif fırkasından (Askerlik Şubesi) Ça-nakkale’ye katılan ve Bomba Tepesi’nde şehit olan Dadaylı’lardan bazıları:

03.04.1915 tarihinde şehit olan, Haşan oğlu Sathi,

04.05.1915 tarihinde şehit olan, 1878 doğumlu Osman oğlu Ramazan,

07.05.1915 tarihinde şehit olan, Halil oğlu Şakir,

09.05.1915 tarihinde şehit olan, 1880 doğumlu Daday Dere köyünden Köse

Haşan Oğulları’ndan Hüseyin oğlu İbrahim ve,

10.09.1915 tarihinde şehit olan, 1886 doğumlu Daday Çavuşlu köyünden Mehmet oğlu Emin

Bu Dadaylı kahraman şehitler Bomba Tepesi diğer adıyla Bombasırtı denilen yerde şehit olmuşlardır. Bombasırtı deyip geçmeyelim. Burası insanın kanını donduran savaş sahnelerinin yaşandığı bir yer. İsterseniz bundan sonrasını Mustafa Kemal Atatürk’ün satırlarından okuyalım:

“Biz bireysel kahramanlık sahneleriyle uğraşmıyoruz. Yalnız size Bombasırtı olayını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm kesin, kesin... Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına tümüyle düşüyor, ikincidekiler, onların yerine gidiyor.

Ama ne kadar imrenmeğe değer bir ılımlılık ve yazgısına baş eğmekle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir bezginlik bile göstermiyor; sarsılmak yok!

Okumak bilenler ellerinde Kur’ anı Kerim, cennete girmeğe hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şahadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk Askerinde ki ruh gücünü gösteren şaşmaya ve kutlamaya değer bir örnektir. Güvenmelisiniz ki Çanakkale Savaşı’nı kazandıran, bu yüksek ruhtur.”

KASTAMONU’NUN ÇANAKKALE KAHRAMANLARI, HÜSEYİN AKIN

 

Üye Girişi