Kullanıcı Oyu: 1 / 5

Yıldız etkinYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

ÇANAKKALE İÇİNDE VURDULAR BENİ

Çanakkale Savaşı’nın en sağlam vesikası yine bu milletin hançeresinde düğümlenip göğsünde saklı olandır. Bütün sözlerden süzülüp de gelen, gözyaşının ve figanın özeti diyebileceğimiz hüznün haritasından bazı şeyleri okumak daha anlamlı ve hiç kuşkusuz daha anlaşılır olacaktır. Tanpınar’ın dediği gibi: Bu milletin romanı da, hikâyesi de türkülerinde saklıdır.

Türküler, Türk milletinin millet oluş macerasının en hazin ve en hassas taraflarını saklarlar bünyelerinde. Halk arasında “Çanakkale Türküsü” olarak şöhret bulmuş olan Kastamonu ağıtı da böyle. Her yörede, memleketin her köşesinde yürek yangınını biraz olsun dindirmek ümidiyle söylenen bu ağıt Kastamonu türküsü olarak bilinir. Ne var ki “güzel olan şeylerin paylaşılmazlığı” ilkesi gereği, bu türkünün de taliplisi ve sahiplisi çoktur. Nasıl Yunus Emre’nin Anadolu’nun en az beş yerinde mezarı olduğu iddia ediliyorsa, böylesine içli bir türkünün her ilde temsilcisi olması da gayet makul ve anlamlıdır. Zira Kastamonu türküsü olarak bilinen bu ağıtın dilden dile dolaşarak artık anonim hale gelmesi Türk milletinin aynı ses ve aynı yüreğe sahip olduğunun delilidir.

Çanakkale Türküsü hakkındaki görüş ve rivayetlere gelince;

Bir rivayete göre Çanakkale Türküsü Çanakkale Savaşı’ndan evvel yakılmış, bilinen bir türküdür. Rivayete göre, Çanakkale Sultanisi’nde öğrenci olan Seyfullah (Nutku) 29 Eylül 1914’te annesine mektup yazar ve döneceği günlerin özlemini bildirirken: “...Birkaç günden beri Çanakkale sokaklarından askerler geçiyor. “Çanakkale içinde Aynalı Çarşı, Anne ben gidiyorum düşmana karşı” şarkısını söylüyorlar.” diye yazıyor.

Öğrenci Seyfullah’ın annesine bahsettiği türkünün dizleri bugünkünden farklı: “Çanakkale içinde vurdular beni/ Nişanlımın çevresiyle sardılar beni”

Türkü hakkında bir başka görüş Şamlı Selim’e ait. Selim tarafından 1915 yılında yayınlanan üzerinde Risale-i Musikiye yazan gazetesinin 13 numaralı nüshasında Çanakkale Türküsü’nün bestekârı olarak Kemani Kevser Hanım’ın adı geçiyor. Yine buradaki sözler de şimdikinden faklı: “Atar çavuş atar vururlar seni/Ölmeden mezara koyarlar seni/Of gençliğim eyvah”

Başka bir görüş ise türkünün Destancı Mustafa’ya ait olduğudur ki, burada da diğerlerine benzer farklılıklar söz konusu ve bu konuda kesinlik yok. Çanakkale Türküsü’nün dilden yazıya geçişi 1950’li yıllara rastlar. Halk müziği emektarı Muzaffer Sarısözen türkü örneklerinin yer aldığı “Yurttan Sesler” adlı eserinde Çanakkale Türküsü’nden bahsediyor. Ihsan Ozanoğlu Musiki Mecmuasında Muzaffer Sarısözen’in Çanakkale Zaferi için günün önemini ifade edecek tarzda türkü arayıp bulamadığını, sonra belki bir ihtimal vardır ümidiyle kendisini aradığını söyler. Bunun üzerine Kastamonulu Ihsan Ozanoğlu hemen bu türkünün notasını yazıp Kastamonu’dan postalar. Çanakkale Türküsü’nün sözleri 1973’te notalarıyla beraber TRT yayınları arasında şu bilgilerle yerini almıştır:

“Derleyen: Muzaffer Sarısözen, Derleme Tarihi: (...), İnceleme Tarihi: 22.11.1973, Notaya Alan: Muzaffer Sarısözen, Kimden Alındığı: İhsan Ozanoğlu, Yöresi: Kastamonu

Çanakkale Türküsü olarak bildiğimiz bu kahramanlık türküsünün ortaya çıkış hikâyesini bir de İhsan Ozanoğlu’nun ağzından dinleyelim:

“Çanakkale Türküsü’nün radyoya verilişi çok enteresandır.

Bir sabah PTT müessesi beni telefon başına getirdi. Telefonda Muzaffer Sarı Sözen “Bu akşam Çanakkale Zaferi‘ni kutlayacağız, repertuarımızda bir şey yok. Bilen de yok. Siz de olması lazım “.

- Notasını yapıp postalasam iki günde varır. Ne yapalım? Telefon parasını öderseniz kabinden çalar söylerim. Siz de banda alırsınız. Anlaştık, o akşam benim verdiğime benzer şekilde çaldılar. Ama İhsan Ozanoğlu’ndan alındığı söylenmez.”

Türküyü İhsan Ozanoğlu’nun annesi Hafıza Emine Aşıkoğlu bestelemiştir. Elbette işimiz burada meselenin bilimsel, folklorik tarafını tartışmak değil.

Çanakkale Türküsü, her ne kadar faklı uzantıları olsa da son haliyle Kastamonu insanının yorumunu içermektedir. Kelimeler yer yer değişmiş, nakaratlar sıra değiştirmiş olsa da iç çekişler ve atmosfer hep aynı kalmış. Bu aynılık ve özgünlük de Kastamonu yiğitliğine gayet muvafık ve mutabık olsa gerektir.

 

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ

 

Çanakkale içinde vurdular beni 

Ölmeden mezara koydular beni 

Of gençliğim eyvah

 

Çanakkale köprüsü dardır geçilmez 

Al kem olmuş suları bir tas içilmez 

Of gençliğim eyvah

 

Çanakkale içinde aynalı çarşı 

Anne ben gidiyorum düşmana karşı 

Of gençliğim eyvah

 

Çanakkale içinde bir dolu testi 

Anneler babalar ümidi kesti 

Of gençliğim eyvah

 

Çanakkale’den çıktım yan basa basa 

Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa 

Of gençliğim eyvah

 

Çanakkale içinde sıra söğütler 

Altında yatıyor aslan yiğitler 

Of gençliğim eyvah

 

Çanakkale’den çıktım başım selamet 

Anafarta’ya varmadan koptu kıyamet 

Of gençliğim eyvah

 

Çanakkale Savaşı’yla ilgili yazılan ağıt sadece bu türküden ibaret değildir elbet. Bu konuda bilinen diğer ağıtlar şunlar: “Ağabeyi Çanakkale’de şehit olan kız kardeş’in ağıtı” “Suvermez Köyü’nden şehit Salih’in arkasından annesi tarafından yakılan ağıt” gibi.

Çanakkale derler yeşil gavağlı,

Mollaların mürekkebi boy aklı,

Neçe gulların var ağaç ayaklı,

Ağaç ayağınan gelsen n’olurdu.

(Kız kardeş ağıtı)

 

Bir günüm doğarda bir günüm batmaz,

Şu ıssız evlerde bir gelin yatmaz,

Oğlumun yerini kimseler tutmaz,

Yoksa yavrum seni vurdular m ’ola,

Kefensiz kabir koydular m ’ola.

(Anne ağıtı)

Kastamonu Çanakkale Türküsü de tıpkı Akif’in Çanakkale Şiir’i gibi, o günlerden bugüne kalan en sağlam miras, görkemli bir anıttır. Bütün izler silinse de bu iki anıt eser o günleri bugünlere taşımaya yetip artacaktır.

 

KASTAMONU’NUN ÇANAKKALE KAHRAMANLARI, HÜSEYİN AKIN

 

Üye Girişi