Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

BAKİ SÜHA EDİPOĞLU KİMDİR?

Giriş

Şair ve yazar, Baki Süha Ediboğlu 1912 yılında Antalya'da doğar. Babası Evkaf memuru Ahmet Edip Bey, annesi Remziye Hanım'dır. Ediboğlu, ilköğrenimini Antalya’da tamamlar. İstanbul'a gelir. 1936 yılında İstanbul Hayriye Lisesinden mezun olur. Baki Süha, bir süre Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesine devam eder.  Fakat okulu bitiremeden ayrılır. Okul sonrası Tan, Akşam ve Cumhuriyet gazetelerinde sekreter ve yazar olarak çalışır. Ankara Radyosu ve Basın Yayın Umum Müdürlüğünde görev alır. Baki Süha, bir süre sonra İstanbul'a geri döner.  İstanbul Radyosunda Baş spikerlik, Söz ve Temsil Yayınları Şefliği ile Radyo Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulunur (Ediboğlu, 1980:451-452). Ayrıca kendisi  İstanbul Radyosundan sonra İzmir Radyosunda da Müdürlük yapar.  Televizyon uygulaması için bir yıl süreyle Londra'ya gönderilir. Evli ve iki çocuk babası olan
Baki Süha 15 Eylül 1972 yılında İstanbul'da vefat eder.

Şiirleri
Baki Süha, şiirlerini Servet-i Fünun (1929), Uyanış (1929), Ülkü, Varlık, Aile (1942-1948), Cumhuriyet gibi dergi ve gazetelerde yayımlar (Ediboğlu 1980: 452). O, dergi ve gazetelerde yayımladıkları bu şiirlerini Cenup (1942), Gece Yağmuru(1947), İşaret (1953), Karanlıkta Geçen Gemiler(1958) adlı kitaplarında toplar. Onun ilk şiir kitabı Cenup'ta yirmisekiz, Gece Yağmur'unda on dört, İşaret'te elli dokuz ve Karanlıkta Geçen Gemiler'de otuz beş şiir yer alır. Baki Süha, şiirlerinde özlem, aşk, tabiat, Akdeniz ve kötümserlik temalarını işler. Ayrıca onun şiirlerinde ferdi temalar da önemli bir yer tutar

Ferdi Temalar
Şiirimizde, özellikle 1920'li yılların başından itibaren saf şiire has bir duyuş tarzı kendini iyice belli eder. Bu grupta yer alanlar ferdi duygularını, psikolojik hâllerini, mensubu bulundukları toplumun kıymet hükümlerinden kaynağını alan duyuş tarzını, şiire has seziş ve duyuş tarzıyla sanat dünyamızı zenginleştirmeye çalışırlar (Aktaş 2011: 487). Baki Süha Ediboğlu da bu duyuş tarzına sahip olan şairlerden biridir. O, Türk şiirinde yönlendirici kimliği ve poetik tutumuile öne çıkmaz. Baki Süha, Türk şiirinde kendine has duyuş tarzıyla yer edinmeye çalışır. Baki Süha'nın şiirlerinde hece şairlerinin etkileri belirgin bir biçimde görülür. Birinci kuşak olarak nitelendirdiğimiz BeşHececiler'in onun şiirinin inşasında önemli katkıları vardır. Ayrıca kendi kuşağı içinde yer alan ve hece geleneğinin devamı olan Cahit Sıtkı, Ziya Osman Saba, Ahmet Muhip ve Ahmet Kutsi'nin şiir anlayışları arasında da benzerlikler söz konusudur. Baki Süha, ferdi duygularını ifade ettiği şiirlerinde soyut bir aşk anlayışını estetize eder. Onun bu şiirlerinde lirizm ön plana çıkar. O, aşk temalı şiirlerinde sevgiliyi açıkça belirtmez, onu örtük olarak anlatmayı tercih eder:

AŞK TÜRKÜSÜ
…………
Uzak bahçelerden dağılan hüzün
İçimde bir ilâh gibidir yüzün.
Sonsuz ülkesinde gece kaderin
Bir musiki başlar çıplak ve derin

(Gece Yağmuru, 23s.)
Bu şiirde, Divan şiirine yakın bir sevgili anlayışından söz edilebilir. Baki Süha, Kara Sevda
başlıklı şiirinde de yine belirsiz bir sevgiliden bahseder. Biz, bu sevgiliyi, beyaz ellerinden ve aydınlık göğsünden anlar ve onu bir varlık olarak somutlaştırırız:
Seni düşünüyorum seni, beyazellerin
Gözlerini kapıyor ıslak melteme karşı
..............................................................
..
( Kara Sevda, İşaret, 20 s.)
II
Göğsümü parçalayan aşkın / Güzelliği boyunca
Dağlarda bulduğum kokun / Sularda yitirdiğim gölgen
...
(Karanlıkta Geçen Gemiler 7s.)

Şair, bir başka şiirinde İstanbul'a seslenirken "Ne güzel kızların var  İstanbul / Onlarsız şiir yazamam"
(Karanlıkta Geçen Gemiler 33s.)

dizelerinde esin kaynağını da açıklamış olur. Baki Süha'nın şiirlerinde en çok işlenen temalardan biri de özlemdir. Şair, memleketi Antalya'ya ayrı bir özlem duyar. Bu özlemin içinde, deniz, çiçekler, portakal bahçeleri, kuşlar, Güvercinlik Mağarası, onun ifadesiyle bütün cenup vardır. Şiir kitabına da ismini veren bu şiir, onun evine ve Antalya'ya olan özlemini dile getirir:

“Nerdesin sen ey aradığım şehir...
O merhamet dolu evim ve kuşlar?
....................................................
Sarhoş kalbim eski bahçelerde
Antalya, sonbahar ve portakallar...”

Şairin, “Anneme Mektup, Kardeşime, Hatıralar, Ayşe Abla,(Cenup), Antalya, Körfez, Eski Mektup”(İşaret) “Türkiyenin Kokusu, Eski Şarkı, Londralı Sokak Çalgıcıları, Akdeniz, Akdeniz II, Akdeniz III,...”(Karanlıkta Geçen Gemiler), teması özlem olan bu şiirler, söylem ve duyarlılık bakımından benzer özellikler taşır. Baki Süha, bazen teselli bulmak için hatıralara sığınır:

“Beni de alın ne olur/Koynunuza hatıralar
Dolanıp kalayım bir an/boynunuza hatıralar...”
(Hatıralar, Cenup84.s)

Baki Süha, şiirlerinin birçoğunda mistik duygulara yönelir, hikmetini bilemediği ve anlamakta zorlandığı varlıklar hakkında Allah'tan yardım diler. Ölüler ve mezarlar, onu düşündürür. Bazen onlarla iletişim kurmak ister. Ölen annesine mektup yazar, mezarlara seslenir. Baki Süha'nın ölüm temalı şiirleri: “Hezimet, Sır, Mezarlık, Gökleri Seven, Tanrıma (Cenup),Körfezdeki Mezarlık(İşaret), Gece Yağmuru(Gece Yağmuru3-4 s.),Gerçektir Öldüğüm(Karanlıkta Geçen Gemiler.

.. Şairin ulaşmak ve kavuşmak istediği varlık annedir. Ona ulaşamayacağını bilir, fakat yine de ümidini yitirmez:  “Anne... dünya bildiğin gibi/Dümdüz tarlalar, evler, sokaklar,/Sokaklarda insanlar, insanlar... Ah... Bense beklemekteyim her gün.” (Cenup, Anneme Mektup 70 s.) Baki Süha'nın şiirlerinde karamsarlık duygusu da kendini açıkça belli eder. Bu duygu, II. Dünya Savaşı'nın bir yansımasıdır. Özellikle karamsarlık duygusu, ikinci kuşak hececi şairlerden Cahit Sıtkı'da belirgin bir biçimde görülür. Aynı  duyguya, Baki Süha'nın şiirlerinde de tanık oluruz. Ayrıca onun şiirlerinde bariz bir Cahit Sıtkı etkisi görülür. Bu etki tematik olduğu gibi şiir edasında da kendini belli eder:

Olmuyor seni düşünmemek Tanrım/ Ummamak senden medet.
Suyun dibine vardı ayaklarım/ Suyun dibinde zulmet
(Bezirci 1983:132).

Rahmet
“Rahmet...kuşları saklayan yuvaya/ Rahmet ölüme varan yuvaya
......................................................................................................
İkliminden uzak şakıyan saadet/ Şifasız kula el vermiyor vuslat
Rahmet tanrım, devasız kula rahmet”
(Cenup,60 s.)

Baki Süha'nın “Vehim, Tanrıma, Atlı, Peyzaj”(Cenup),“Gece Yağmuru, Ey dost”(Gece Yağmuru),
“Sonbahar Şiiri, Musiki,”(İşaret)adlı şiirlerinde  karamsarlık duygusu hâkimdir

Baki Süha'nın Şiirlerinde Yapı

Şiirin formunu oluşturan yapı, nazım şeklini belirleyen dize ve nazım birimi ile ortaya çıkan şekillenmedir. Baki Süha, şiirlerini genellikle dörtlükle yazar. Nadir de olsa çok az şiirinde üçlüklere rastlanır. Hece geleneğinden gelen şair, şiirlerinde hecenin 4+4+3=11, 6+5=11, 4+3= 7, 4+4= 8 veya 5+3=8'li hece ölçüsünü kullanır. Baki Süha, Karanlıkta Geçen Gemiler ile Gece Yağmuru şiir kitaplarında serbest nazım örneklerine de yer verir. O, serbest form tarzında yazdığı bu şiirlerinde ölçü ve kafiye düzenine bağlı kalmaz. Baki Süha, şiirde iç uyumu sağlayan ses, ahenk ve ritim unsurlarını önemser. Onun şiirlerinde kafiye ve redif, ahengi sağlayan esas unsurlardır. Şair, şiirlerinde çapraz kafiye düz ve sarmal kafiyeleri tercih eder. Baki Süha, Cenup kitabında genellikle çapraz kafiye biçimini, İşaret'teki şiirlerinde ise, koşma ve mani tarzı kafiyelere yer verir. Serbest tarzda yazdığı şiirlerinde kafiye kullanmaz. Baki Süha, “Aydınlığımız Üstüne”, “Karanlıkta Geçen Gemiler”, şiirlerinde herhangi bir vezne, kafiye ve durak düzenine bağlı kalmaz. O, bu dönemde yazdığı “Su, Bahar Düşüncesi” şiirlerini blok tarzda düzenler. Bu tarz şiirde dize bölünmesine başvurulmaz. Şiir, tek blok hâlinde yazılır ve kısmen de olsa kafiyeden istifade edilebilir.

Bir şairi, diğer şairlerden ayıran ve onu farklı kılan dili kullanma biçimidir. Kendine özgü bir üslup oluşturan şair, duygu, düşünce ve hayallerini dil vasıtasıyla okuyucuya aktarır. Şair, bu işlemi yaparken bazen dili dönüştürür, örtük hâle getirir. Bu durum, şair için bir dil kimliği oluşturma ve üslup yaratma biçimidir. Baki Süha, dile hâkim, onu iyi işlemesini bilen şairlerden biridir. Özellikle onun üslubunun oluşmasında Cahit Sıtkı, Ziya Osman ve Ahmet Kutsi'nin etkileri bariz biçimde görülür. Bununla birlikte Baki Süha, kendi şiir dilini oluşturan şairlerden biridir. Şiir dilinin oluşumunda imge ve simgeler belirleyici rol oynar. Oktay Yivli’ye  göre: “Simge ve imge birbirine yakın terimler gibi görünse de aralarında ciddi farklılıklar vardır. İlkinde simgeleyenle simgeleştirilen kavramlar arasında birebir ve değişmeyen bir anam ilişkisi varken imge bulunduğu metne ve okuyucuya göre çeşitlilik ve genişlik kazanır. İmge, birçok unsurun bir araya gelmesiyle hayalî bir görüntü oluşturmak iken simgede, genellikle somut bir unsurun hayalî görüntüleri, soyut kavramları, duyguları, düşünceleri temsil etmesi söz konusudur (Yivli 2011:195).”

Baki Süha’nın şiirlerindeki imge-simgeler, aynı zamanda onun duyuş tarzı ve şairlik yeteneğinin de bir göstergesidir. “Kanat çarpar başıboş hatıra, İkliminden uzak şakıyan saadet, Geceyi boydan boya yırtan rüzgâr, Ağaçlardan yere dökülen huzur, Derin ormanlar boyunca düşünen gökler, Ümidin lacivert ummanlarında...”gibi pek çok dize şiir okurlarının dikkatini çeker. Baki Süha, tabiat temalı şiirlerinde benzer kelimeleri sıkça tekrar eder. “Akşam, musiki, ağaç, yağmur, rüzgâr, gece, bahçe, kuşlar, Akdeniz, gök, toprak, bülbül, bahar, sonbahar, yaprak, güz”... Tabiatı içselleştiren şair, onu zihinsel dünyasında yeniden yoğurur ve biçimler.

Baki Süha, birçok şiirinde öyküleme tekniğini kullanır: “Salacakta, Kömür,  Türkiyenin Kokusu, Artist Selma, Aydınlığımız Üstüne, Yolculuk, İstanbul Yolcusu, Beykoz Sırtlarında” şiirlerinde, mekân, zaman, olaylar ve insanlar birlikte anlatılır. Baki Süha, nahif ve lirik bir şairdir. Onun şiirlerinde lirik duyarlılık okura hemen kendini hissettirir. Saf şiir estetiğini yakın olan Baki Süha, lirik şiirlerinde, aşk, özlem, yalnızlık, ayrılık ve karamsarlığı anlatır. Onun şiir dilinde, dikkat çekici bir sapma görülmez. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde belirleyici bir özellik de  edebî sanat kullanımının önemli ölçüde azaldığıdır. Bununla birlikte edebî sanatların kullanımı Garip akımının evresinde göreceli olarak artar(Yivli 2011:199). Baki Süha, şiirlerinde edebî sanatları sınırlı ölçüde kullanır. En belirgin olanları kişileştirme, benzetme, istiare, tevriye ve mecazdır.  “Bahçeme gülümseyen rüzgâr” (Cenup58), “Sular mahzun, gökler mağrur”(Cenup59),“Başucunda raks eden küçük yıldız”(İşaret45), “Ey dağdan esen rüzgâr”,(İşaret28)“Yüzü güller kadar beyaz ve serin” (İşaret44)...

Baki Süha, dilde, Millî Edebiyat anlayışını, Cumhuriyet döneminde de sürdürür. Bu süreçte, konuşma dili ile yazı dili arasındaki fark kapanır. Söyleyişte süsten arınmış bir sadelik görülür. Bu anlayışın temsilcilerinden biride Baki Süha'dır.  Onun şiirlerinde sokak ağzı ve argo ifadeleri kendine yer bulamaz.
………….

Sonuç

Cumhuriyet dönemi, Türk şiirinde yeni anlayış ve yeni oluşumlara zemin hazırlar. Bu dönemde Faruk Nafiz'le Memleket Edebiyatı anlayışı başlar. Onun etkisiyle şair ve yazarların birçoğu Anadolu realitesine yönelir. Yahya Kemal ve Ahmet Haşim'le saf şiir anlayışı devam eder. Buna Dergâh mecmuası şairlerini de ilave etmek gerekir. Lirik duyarlılıkla şiirler yazan Cahit Sıtkı, Ziya Osman ve Ahmet Muhip ve Ahmet Hamdi hececi geleneğin devamıdırlar. Ayrıca bu gelenek içinde yer almakla birlikte şiirlerinde folklorik unsurlar bulunan Ahmet Kutsi de saf şiir anlayışını benimser.

 Baki Süha Ediboğlu, lirik duyarlılıkla şiirler yazan şairler grubu içinde yer alır. Onun şiirlerinde, Cahit Sıtkı etkisi bariz bir biçimde görülmekle birlikte Ziya Osman ve Ahmet Kutsi esintisi de kendini hissettirir. Garip akımı ile birlikte Türk şiirinde yeni bir söylem değişikliği yaşanır. Alışılmış şiir anlayışı değişir. Şiirde vezin ve kafiye aranmaz. Yerleşik şiir estetiği anlayışından vazgeçilir. Şair, günlük yaşamı ve sıradan insanı şiirin konusu yapar. Konuşma dili ve argo, şiir üslubunda kendine yer bulur. Bu üslup, birçok şairi etkisi altına alır. Garip etkisiyle şairlerin bir kısmı serbest şiir anlayışına yönelir. Baki Süha da serbest tarzda şiirler yazar, fakat Garip hareketi etkisinde kalmamaya özen gösterir.


Baki Süha, şiirlerinde tabiatı içselleştirir. Tabiattaki değişim, onun ruh hâline yansır. Bu nedenle şiirlerinde, mevsimleri, dağları, denizleri, gökleri, ağaçları ve rüzgârları sıkça anlatır. Bu anlatışta, yalnızlık ve kötümserlik duygusu kendini hissettirir. Cahit Sıtkı gibi Baki Süha da şiirlerinde ölüm temasına işler. Ölüm, şairi sarsar, onda derin izler bırakır. Özellikle şairin annesinin ölümü, bu sarsıntının derinleşmesine yol açar. Ayrıca Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde anneye karşı derin bir özlem de söz konusudur. Bu özlem Ahmet Haşim ve Ahmet Hamdi'nin şiirlerinde daha belirgin bir hâl alır. Benzer durum, Baki Süha'nın şiirleri için de söylenebilir. Şairin doğup büyüdüğü Antalya ve güney sahilleri, onun şiirlerini besleyen bir pınar gibidir.

 Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde radikal değişim İkinci Yeni ile başlar. İkinci Yeni şairleri, yeni bir söylemin mimarı olurlar. Bu söylem dilde önemli sapmaları beraberinde getirir. Şiir, girift ve kapalı bir yapıya bürünür, imgeler çoğalır. Baki Süha, Garip akımında olduğu gibi İkinci Yeni'den de etkilenmemeye çalışır. Onun şiir üslubunda, konuşma dili ile yazı dilinin ortak özellikleri görülür. Bu özellik sıradan, basite indirgenmiş bir üslup değil, yazı dili vasıflarını taşıyan estetize edilmiş bir üsluptur.

 Baki Süha'nın şiirlerinde, yapı ve ahenk bakımından önemli değişimler görülmez. Hece veznini tercih eden şair, yerleşik hece kalıplarını kullanır. İç ahenge, kafiye ve redife önem verir. Onun serbest tarzda yazdığı şiirlerinde, kafiye yer almaz. Baki Süha, üslup bağlamında monolog, öyküleme, betimleme ve lirik anlatım tekniğini kullanır. Ayrıca kendisi yazdığı güftelerle de dikkat çeker. TRT Müzik Arşivinde bestelenmiş güfteleri ile saygın bir şair konumundadır.

Baki Süha, şair olarak tanınmakla birlikte onun ayrıca gazeteci ve yazar kimliği de vardır. O, Sel Geliyor adıyla yayımladığı hikâye kitabında gözlemlerini ve yaşadıklarını anlatır. Onun realist bakış açısıyla yazdığı bu hikâyelerde, şiir dili üslubu okuyucunun dikkatini çeker. Baki Süha, Ankara, İstanbul ve radyolarında spiker ve programcı olarak da görev yapar. Özellikle radyo görevi sırasında, bir kültür adamı misyonu ile hareket eder. Yahya Kemal başta olmak üzere Ahmet Hamdi Tanpınar ile Reşat Nuri Güntekin gibi Türk edebiyatının önemli şahsiyetlerine radyonun kapılarını açar. Kendisi, Türk edebiyatı, Türk kültürü ve Türk sanatına hizmet eden bir önemli bir değerdir.

SEFA YÜCE
http://docplayer.biz.tr

Üye Girişi