Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

RÜŞTÜ ONUR HAYATI ve ESERLERİ

Şair (D. 1920, Devrek / Zonguldak - Ö. 2 Aralık 1942, İstanbul). İlköğrenimini Devrek’te yaptı. Kastamonu Lisesindeki öğrenimini rahatsızlığı nedeniyle yarıda bırakarak (1940) Zonguldak Kömür İşletmesinde memurluk yaptı. Bir süre maliye memuru olarak çalıştı. Yakalandığı verem hastalığının tedavisi için İstanbul’a götürüldü. 1942’de iyileşerek sanatoryumdan çıktı. Evlenerek İstanbul’a yerleşti. Eşi tifodan ölünce üzüntüden içkiye başladı. Bir gece akciğerinden gelen kanla boğularak öldü. Şiirleri, üzerine yazılanlarla birlikte ölümünden sonra Salah Birsel tarafından Rüştü Onur (1956) adlı bir kitapta toplandı. Doğal insancıl duygularla ve yaşına göre yazdığı olgun ve başarılı şiirleriyle tanındı.

“Rüştü Onur, görünüşte daha alçakgönüllü, daha çekingendir. Belki de bu çekingenlik, şair olarak kendine güvenin, yaptığına inanmanın rahatlığından gelmektedir. Ama Muzaffer Tayyib de Rüştü Onur da daha çok dünyayı tanımanın, dünyayı tatmanın şaşkınlığı ve sevinci içindedirler. Çok şiir okumuşlardır, okumaktadırlar; sağlam sezgileri vardır. Yaşamayı severler. Delikanlılıklarının, şiiri delikanlıca sevmenin bütün tatları ve acemilikleri vardır şiirlerinde. İddiaları yoktur. Şiir okumanın ve dünyayı şiirden sevmenin verdiği rahatlıkla, kendilerini etkileyen her konuyu şiir haline getirirler. Tutsun tutmasın. Şiirleri, bir bakıma, alışılmış ölçüleriyle şiir değil bir çeşit hatıra defteri niteliğindedir; aslında bütün tatları da buradan gelir.” (Turgut Uyar)

KAYNAK: Nurullah Ataç / Rüştü Onur-Bir Şair Ölmüş (Cumhuriyet, 11.2.1943), Turgut Uyar / Bir Şiirden (1982), Mehmet Yaşar Bilen / Rüştü Onur’un Hayatı ve Sanatı (1983), Yurt Ansiklopedisi (c. X, 1984), Seyit Kemal Karaalioğlu / Resimli Türk Edebiyatçılar Sözlüğü (1982), Behçet Necatigil / Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (18. bas. 1999), Şükran Kurdakul / Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (gen. 6. bas. 1999), TBE Ansiklopedisi (c. 2, 2001), Selahattin Tuncer / Erken Ölen Bir Şair Rüştü Onur (Türk Dili Dergisi, sayı: 92, Eylül-Ekim 2002), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas., 2009).

 

RÜŞTÜ ONUR KİMDİR?

Geçmişin sisli sayfalarından ve sararmış şiir kitaplarında çıkıp bir film şeridinde yeniden hatırlanan iki nahif şair, iki şiir sevdalısı arkadaş, hayata erken veda eden iki gencecik insan, yani Rüştü Onur ile Muzaffer Tayyip Uslu’yu şiirleriyle anıp anlatacağız.

Rüştü Onur, 3 Ağustos 1920 tarihinde Devrek’te dünyaya gelir. Babası bir köy öğretmeni olan Mehmet Emin Onur, annesi Fikriye Hanım’dır. Ailenin en büyük çocuğu olan Rüştü Onur, ilköğrenimini 1933’te Devrek’te tamamladıktan sonra Kastamonu’da başladığı ortaöğrenimini Zonguldak Mehmet Çelikel Lisesinde sürdürür.

Vereme yakalandığı için 1938’de öğrenimine bir yıl ara vermek zorunda kalır, ertesi yıl tekrar okula başlasa da artık okul havasından uzaklaştığı için öğrenimine devam edemez. Okulu bırakır ve “Maliye Varidat Memur Muavini” olarak Ereğli Kömür İşletmelerinde çalışmaya başlar.

Hastalığının şiddetlendiği 1941-1942 yıllarını işi ve hastane arasında geçiren Onur, okuduğu lisede bir sene öğretmenlik yapan Behçet Necatigil ve yakın arkadaşı şair Muzaffer Tayyip Uslu ile birlikte bir yandan Zonguldak’ta çıkan dergi ve gazetelerde yazılar yazarken bir yandan da İstanbul’da yayımlanan Değirmen mecmuasına şiir ve yazılar gönderir.

Sağlığı kötüleşen Rüştü Onur İstanbul’a giderek Heybeliada Sanatoryumunda tedavi görmeye başlar. Memleketine gidip gelirken İstanbul-Zonguldak seferlerini yapan Anafartalar Vapurunda Mediha Sessiz isimli genç kızla tanışır.


Mediha Sessiz Kandilli Lisesini bitirdikten sonra Karabük Demirçelik Fabrikasının açtığı memuriyet sınavını kazanarak burada bir süre memurluk yapar. Ancak Karabük’te aniden rahatsızlanan genç kız hastalığının ne olduğunu teşhis için İstanbul’a gider ve o da Heybeliada Sanatoryumunda tedavi görür.

Rüştü Onur ile aynı sanatoryumda yatmakta olan Mediha Sessiz kısa bir süre sonra nişanlanırlar. Aynı yıl İstanbul’a giderek nişanlısının evine yerleşen genç şair nişanlısının üç ay sonra tifodan ölümü üzerine çok üzülür.

Durumu daha da ağırlaşan genç şair henüz yirmi iki yaşındayken Beşiktaş’ta Şair Leyla Sokaktaki evinde 2 Aralık 1942’de yaşamını yitirir, Ortaköy Mezarlığı’na defnedilir.

Rüştü Onur hastalığı nedeniyle yaşamının çok kısa olacağını bilerek yaşamış ve şiirlerinde de bu duyguyu yansıtmıştır. Basılı kitabı yoktur; fakat Salâh Birsel onun adına bir saygı kitabı hazırlamıştır. Bu kitapta bütün şiirleri ve hakkında yazılan belli başlı yazılar yer alır. Adı, ölümünden sonra hep kendisi gibi genç yaşta ölen şair arkadaşı Muzaffer Tayyip Uslu ile anılmıştır.

***


“Bir şair yaşamıştı Zonguldak’ta
Adı Rüştü Onur’du
Bilseydi hatırlanacağını
Ölümünden sonra
Memnun olurdu.”

Behçet Necatigil

****

 MEKTUPLAR


"Benim şeker yavrum

Şu an kardeşim mektubunu getirdi. Hemen cevap yazıyorum. Sanki bu mektup hemen postayla gidecekmiş gibi acele ediyorum. Ne çare Pazartesi güne kadar postahanede bekliyecek. Ne olursa olsun gine yazmam lazım. Kalbim belki böyle rahat eder.

Orada uykusuz kaldımsa benimle beraber sen de yoruldun. Eğer hastalığıma sebep bunlar olsaydı benimle beraber sen de hasta olurdun. Yok Mediha ben daha önceden şifayı kapmışım. Neyse şimdi bir şeyim yok. Yalnız kendimi kollamak lazım.

Hem zayıfladım, hem doğru dürüst bir elbisem yok. Sonra baban ben kızımı böyle bir çocuğa vermem derse ben ne yaparım. Ne ise her şeyi sana bırakıyorum.

Sana uzun bir mektup yazmıştım. Dün postaya attığıma nazaran her halde bu gün eline almış olmalısın. Bu mektubum da uzayacak gibi. Ellerim kendiliğinden yürüyüveriyor. Fakat ben uzatmayacağım. Biraz da sen yaz.Seni çok özledim Mediha. Hem de nasıl. Bunu galiba öbür mektubumda da yazdım. Bir Cumartesi günü kaçıp geleceğim. Babam var ama olsun. Ben otelde yatarım. Bundan kimsenin haberi olmaz. Gece sen de bir bahane ile istasyona gelirsin. Birkaç dakika konuşsak yeter. Maksat seni görmek değil mi? Sabah erkenden atlar trene buraya dönerim.

Acele cevap bekliyorum."

Rüştü Onur

 ****

"Mediha,Sizin burada ayrıldığınızın tam haftasındayız. Hatta iki gün bile geçti. Fakat hala mektubuma cevap vermediniz ki ben mektubumu buradan ayrıldığınızın ertesi gün postaya atmıştım. Emin ol Mediha koskoca bir haftayı cevap beklemekle geçirdim. Bu gece Cuma gecesi, ikinci mektubumu yazıyorum. Saat on bir buçuk. Fakat ne çıkar. Bekleyiş acısını damarlarımda bile duyan, idrak eden bir insan için saatin kaç olduğunun ne ehemmiyeti var. Saatlerin, haftaların değil, ayların değil yılların bile benim için bir ehemmiyeti yok.

Fakat bütün bunlara rağmen senden vaktinde mektup ve haber alamamaktan mütevellit bir iç sıkıntısı beni perişan ediyor desem bilmem inanır mısın.
Söyle Mediha ne oldu sana. Beni bu vehimlerden kurtar yavrum. Biliyorsun ki senin için her şeyi yapmaya hazır olan bir insanım.
Bu gün hastaneye yattığımın yerini beşinci günü. Bir kaç güne kadar taburcu oluyorum."

Rüştü Onur

***

Hakkında kim ne dedi

Orhan Veli:  “Son yıllarda Zonguldak üç büyük yetenek yetiştirdi: Biri Rüştü Onur...”

Behçet Necatigil: “Gamlı gecelerin öncüsü Rüştü, artık hatıralarım arasına geçti.”

Salâh Birsel: “Rüştü Onur'un kısa bir şiir yaşantısı oldu. Her gün sıtma geçirirdi. Şiir sıtması.”

Oktay Rifat: “Rüştü Onur Türkiye'de geç başlayan bir hareketin bayrağı altında şiir yazıyordu.”

Cemal Süreya: “Rüştü Onur şiirleriyle hayatını, daha doğrusu ölümünü, bir arada götürmüş.”

Doğan Hızlan:“O, insan kardeşlerine hep yaşam sevincinden insancıl duygulardan bahsetti.”

 

İLGİLİ İÇERİK

ŞİİRLER

RÜŞTÜ ONUR ŞİİRLERİ

 

Üye Girişi