Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

SAYFA:6/51-60


51. 24 KASIM-ENVER ÜSTE

Bu gün 24 Kasım, yine başlar tacısın.
Tüm gönüllere sultan, dertlerin ilacısın.

Elleri öpülesi çok mübarek insansın.
Çok kutsaldır mesleğin, korunacak ilk cansın.

Her büyük işte imzan, her iyide sen varsın.
Bu gün 24 Kasım, her gönüle sığarsın.

Aslında herkes bilir, ışıttıkça erirsin.
Ömrün bitene kadar doğruyu gösterirsin.

Senin yol gösterdiğin, bir yere getirdiğin,
Ancak bu gün hatırlar onca emek verdiğin.

Diktiğin fidanların meyvesini yemezsin.
Kimseye boyun bükmez, asla "aman" demezsin.

Bu gün bunca övenler, yarın bakmaz yüzüne.
Hep dışına bakarlar, hiç bakmazlar özüne.

Her 24 Kasımda, övülmektir kaderin.
Eserinin kalbinde bir gündür ancak yerin.

Elinin dokunduğu işler hep güzel olur.
Bu millet bu zilletten ancak senle kurtulur.

Bu gün 24 Kasım, çıkarırlar göklere.
Oradan paraşütsüz bırakırlar yerlere.

Bu gün 24 Kasım, bütün başlara taçsın.
Yarın yine yalnızsın, ailene muhtaçsın.

Her 24 Kasımda seni yücelten kafa,
25 Kasım günü kaldırır tozlu rafa.

Bu gün ne kadar güzel, ne büyük bir insansın.
Senede bir gün anan insanlıktan utansın.

Bu gün 24 Kasım, anladık artık yeter.
Seni bu hale koyan, olsun senden bin beter...




AĞIT -CEMAL YAŞAR

Kış erken başlar Ağrı'da
Ve zemheri soğuklar
Her tarafta pusuda.
Yücelerin yücesi
Ağrı dağı,
Tepeden bakar
Doğubeyazıt 'a.
Figanlı akar
Aras Nehri.
Soğuk, buz, ayaz, don
Ve gece ayazı
Ortadirek Köyü'ne iner.
Kuş uçmaz,
Kervan geçmez yerler.
Yoksulluktandır,
Yoktur çareler.
Garibandır insanları
Ama cesurdur.
Sert bakar
Ama saftır
Çocukları hele
Çok şirindir.
Kimisi çukur
Kimisi çıkık gözlü
Kıvırcık saçlılar da var.
Ağrı kadar büyük düşünürler
Aras gibi coşkulu akarlar.
Çocuktur bunlar çocuk,
Doğu'nun çocukları.
Okula hasret,
Öğretmene hasret,
Sevgiye hasret çocuklar
Onlar çocuklardır
Ekmek ister, su ister, barış ister,
Onlar çocuklardır.
Yani şairin sözüyle
Dünyanın çiçekleridir.
Onlar çocuktur çocuk
Dağda, bayırda, tarlada çalışır
Oysa oyun ister, okul ister
Onlar çocuktur çocuk
Yani geleceğimizdir.
Çoğu hastalıktan gider
Onlar çocuktur çocuk,
Yani umutlarımızdır.
Okul sobalarında alev olurlar
Ve yalınayak okula giderler..
 
Ortadirek köyünde,
Bir okul ki dağınık,
Bir okul ki virane,
Ne bir sıra, ne bir tahta,
Nereye baksan hakeza.
Ve bir öğretmen atanır,
Adı Burçin,
Ve bir öğretmen atanır,
Adı Aysun.
Dişleriyle, tırnaklarıyla
Okulu okul ederler.
Çocuklar onları,
Onlar çocukları çok severler.
Ve başlarlar yetiştirmeye
Dünyanın çiçeklerini.
Ayazlı bir gecenin ardında,
Soğuk bir sabahın ışığında,
Üşüyen el ve ayakların ucunda,
Sobaya atılan tinerin alevinde
Bir çocuk yanar;
Yani Dünyanın çiçeklerinden biri.
Ve çiçeği kurtarmak için,
Atlar alevlere Öğretmen Burçin.
Ardından da Aysun öğretmen gider.
Ağlayarak için için.
Allahım bu ne duygu?
Allahım bu ne sevgi?
Allahım bu ne kutsallık?
Bir öğretmen ki ölüme gider.
Ve Yunus’un dediği gibi;
Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar,
Soğuk su ile yuyalar,
Şöyle garip bencileyin.
Bir öğretmen yanar alev içinde,
Bir öğretmen kalır ateş içinde
Ve bir çocuk ruhu yükselir duman içinde;
Biri Burçin, biri Aysun, diğeri Okan,
Biri 24, biri 23, diğeri 10 yaş içinde.
Bir öğretmen yanar alev içinde,
Gönlüm kanar, kanar kanlar içinde,
Alev alev yanar yangınlar içinde,
Kalbim paramparça paçavralar içinde.
Bir öğretmen kalır ateş içinde,
Kucaklamış çocuğu kızıl çember içinde,
Nasıl da tutuyor sevinç içinde,
Etrafta öğrencileri gözyaşı içinde,
Bir çocuk ruhu uçar duman içinde,
Yürekler kan, kan revan içinde,
Unutulmasın çocuklar tarih içinde,
Nasıl da yanıyor geleceğimiz ö nâr içinde..
 
Bakın hele bakın,
Bakın, bakın, bakın
Ağrı Dağı’nın
Doruklarına bakın;
Nasıl da eritmiş karlarını.
Oluk oluk kan akıyor,
Savrulur dumanlar,
Gökyüzünde bulutlar,
Bakın bakın!
Nasıl da gözyaşı döküyor.
Bakın hele bakın, bakın;
Aras’ın sularına bakın,
Hz. Nuh’un gemisi
Nasıl da ayaklanmış geliyor!
Ben bir çocuğum,
Ben öğretmenimi yitirdim,
Arkadaşımı yitirdim,
Ben artık çileliyim.
Bakın hele bir bakın;
Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı’ya,
Nasıl da volkan volkan patlıyor
Elele, omuz omuza.
Görmüyor musunuz?
Nasıl da karalara bürünmüş,
Hani nerde o yeşil ovalar?
Hani nerde o çiçekli ağaçlar?
Ben öğretmenimi yitirdim,
Yani ışığım söndü.
Ben kış, o bahardı,
Baharım gelmeyecek artık.
Ben gece, o gündüzdü,
Gündüzüm dönmeyecek artık.
Ben toprak, o suyumdu,
Suyum kurudu artık.
Bakın hele bakın, bakın,
Şu pop starlara bakın,
Şu pop, top şovlara bakın,
Şu yırtık pırtık yırtmaçlara bakın,
Nasıl da ilgi görüyor.
Ben bir öğrenciyim
Doğunun şafaklarında.
Bir sabahın şafağında
Ben öğretmenimi yitirdim.
Bakın hele bakın, bakın;
Ulu Önder ATATÜRK’e bakın,
Nasıl da ızdırap içinde bakıyor.
Dememiş miydi?
Ümit gençlikte,
Gençlik öğretmende filizlenir.
Dememiş miydi?
Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.
Evet ben öğretmenimi yitirdim
Bir köyün okulunda.
O köy şimdi yaslı,
O okul şimdi mahzun.
Ben öğretmenimi yitirdim.
Ağlamayın demiştin bize öğretmenim,
Okuyun, okuyun, okuyun demiştin bize
Öğretmenim,
Hırsızlar çoğalmasın,
Eşkıyalar barınmasın,
Geleceğiniz kararmasın demiştin
Öğretmenim!
Söz veriyoruz sana,
Namusumuz ve şerefimiz üstüne and
İçiyoruz öğretmenim!
Okuyacağız, sizi unutmayacağız,
Nur içinde nurlar içinde yat öğretmenim!
Cumhuriyet İlköğretim Okulu
Türkçe Öğretmeni
Nusaybin / MARDİN



AZ ÖĞRETMENİM - SABİT İNCE

- Mehmet Altan Yağmur'a -
Yıllar önce bir küçücük çocuktum,
Küçücük beynime sevgi dokuttum,
Hafızamda yıllar yılı arattın,
Trilyonca hürmet az öğretmenim.

Nevşehir-Kozaklı Gerce köyünde,
Sevgi depoladın küçük evinde,
Köylüyle ağladın, güldün düğünde,
Sana babam desem az öğretmenim.

Okşadın yanağım, tatlı sert yüzün,
İlmin ışığıyla parlıyor gözün,
Bazen Ayet, bazen Hadis'di sözün,
İlmin ışığı da az öğretmenim..

Muhammed'den Mehmet denir adına,
Rahmet'den Yağmur'lar doymam tadına,
Dilerim Mevla'dan er muradına,
Bu dilekler bize az öğretmenim.

Beraber geçmişe yelkenler açtık,
Sevgi kanadıyla ummanlar geçtik,
Sanki pir elinden badeler içtik,
Şarab-ı Kevser de az öğretmenim.

Gittik Karbela'ya yandık tutuştuk.
Taptuk kapusunda Yunus'la piştik,
Kalpden kalbe sonsuz kapılar açtık,
Kırkların Cem'inde saz öğretmenim.

İNCE çocukların bağrına bastın,
İçtiğimiz zemzem, sen de bir tastın,
Eğitmek-öğretmek, ilimdi kastın,
Mansur desem gene az öğretmenim...

 
BAĞIMSIZLIK ÖĞRETMENİ-CEYHUN ATUF KANSU

Bu sandıklar.. Bu sandıklar.. Bu sandıklar..
Kadınların kağnıların yağmurunda
En güzel ağırlığıdır bağımsızlığın.
Hafifler şimdi umut, bir güvercin olur,
Geçer yağlı geçidinden namluların.

Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
Çiz fındık, çiz zeytin, çiz üzüm,
Çarşamba ovası. İşte!
Buğday çiz, elma çiz, incir çiz,
Oğullarımız, kızlarımız gider, gelir işte.
Biz işleriz, biz toplarız, biz satarız.
Koy kulağını dinle, toprağın altında
Kömürün türküsü, petrolün türküsü,
Mavi bir güldür işlenir ellerimizde.
Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
Bir bozkır dikeniyle delip parmağımızı,
Kanımızı defterimize bastık:
Kan bu, soylu ırmağı yüreğimizin,
Coşkunun al yuvarları ve çocukluğun.
Akıyor, dağ kaynaklarından alabalıklarla,
Anlıyorsunuz değil mi her şeyi?
Şimdi açın vatan haritasını,
Bastırın işaret parmaklarınızı,
Bir yaralı kuş gibi çırpınır tepelerimiz.
Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
Pencerelerimizi açıp söyleyelim türkümüzü,
Korkusuzluğun yelinde bu güz günü,
Alsın götürsün üvez yapraklarını,
Çağrısını yurdumuzun.
Gelir belki çocuklarımızın hatırına,
Erzurum’dan yola çıkıp Anadolu kırına,
Gizli ordusuyuz onun dersliklerde, işliklerde.
Gelir belki elinde Sivas’ın buğday başağı,
İner kalpaklı bir adam dağ yolundan aşağı...


55-BEN ANLATAYIM MI ÖĞRETMENİM? - ÇIĞLIK MAVİ YILDIZ

Henüz aceminim senin,
Her parmak kaldırdığımda sınıfımızda,
Yüreğim kalır ucunda,
Sıyrılıp yüreğinin sıcaklığınca,
Ben anlatayım mı öğretmenim?

Oturduğum sıraya adını kazıyorum tırnaklarımla.
Öğretebilen öğretmen evinde çırpınır kelimelerim.

Tatili gelmeden öğrenmelerin,
Öğrettiklerini,
Sıralamak isterken sana.

Ders aralarında tutunmuştum yürek kapına,
Parmak kaldırıyorum,
Yüreğim parmaklarımın ucunda.

Ben anlatayım mı öğretmenim?
Bana kattığın her sende,
Özümsemek istedikçe seni,
Acemiliğim geçiyor sana.

Sınıfımızın penceresinden baktığında,
Yanımdan sıyrılıp giderken bedenin,
Yüreğim parmaklarım ucunda yürek kaldırıyorum sana,

Ben anlatayım mı öğretmenim?
Diğer çocuklara inat,
Yaramazın olmadan,
İyi ögrencin olmak istiyorken ben.
Sınıf başkanın da olmak istemeden,

Arsızca parmak kaldırmalarım işte bu yüzden.
Not defterinin,
Kapak resminde kalsın gülümseyen yüzüm.
Sevgili kal sevgili öğretmenim...


BİR ÂLEM GÖÇÜRDÜ-ALDI KURŞUNLAR-RIFAT ARAZ

Bir dağ mezrasında, şu ıssız köyde,
Zalimin zulmüyle doldu kurşunlar.
Feleğin okuymuş kurulan yayda,
Kaç nice dağları deldi kurşunlar.

Hikmeti yaşadım, bilgiyi derdim,
Aldım bin çiçeği gönlüme serdim,
Bilgiyle besledim, sevgiyi verdim,
Beni dağdan dağa saldı kurşunlar.

Bende ayın, günün, yıldızın nûru,
Her ilmin membaı, mananın varı,
Bendedir âlemin bilinmez sırrı,
Vakitsiz kapımı çaldı kurşunlar.

Âlim ben, şehit ben, alp ben, eren ben...
Geleceği hikmet ile gören ben,
Hiç almadan, beklemeden veren ben,
Hedefi gözledi, bildi kurşunlar...

Bugün son secdede düştü alınlar,
Dert döker baş açık, ayak yalınlar,
Bağrı daşlı, gözü yaşlı gelinler,
Nice ak saçları yoldu kurşunlar.

Gördüm, al bayrağa sarılmış gider,
Hasret duman duman gönlümde tüter,
Sanmayın âlemde âlimler biter,
Bir âlem göçürdü, aldı kurşunlar...



KÖY ÖĞRETMENİ -GÖKTÜRK MEHMET UYTUN

Ben bir köy öğretmeniyim,
Alnımda ışık,
Gözlerimde nur..
Alıp götürmeyin beni şehirlere,
Götürmeyin, ne olur..
Bir köy öğretmeniyim,
Katıksız duygular içinde yaşarım.
Çıplak ayaklar basar yüreğime,
Onları tutar, okşarım.
Bir köy öğretmeniyim,
Çaresizlik ekmeğim, keder gözyaşım,
Umut ve sevgiyim çarpan kalplerde,
Dağlardan daha çok yücedir başım.
Ben bir köy öğretmeniyim,
Evlerde motif, dillerde destan
Gölgesi düşer ay-yıldızın üstümüze,
Ve gönüllerde büyür vatan...


ÖĞRETMEN-CEMAL OĞUZ ÖCAL

Yok diye bu fâninin ne şöhreti, ne şanı,
Hakir görme arkadaş karşındaki insanı!
Kalbi meslek aşkıyla tutuşur, yanar onun,
Başta Ata’m adını sevgiyle anar onun!

Kararmış gönüllerin odur nuru, ışığı,
Odur yurdun, milletin gerçek dostu, aşığı.
İstemez o kimseden ne mükâfat, ne heykel,
Saygı ile analım bu fâniyi biz de gel.

Enginlerde gezer o, sanma ki ufku dardır,
"Cemâl-i Mutlak" gibi neye baksan o vardır,
Onu arar, bulursun tarihin sesinde,
Bir his gibi o vardır ıtrî’nin bestesinde.

Ondan birer parçadır şu mimar, heykeltıraş,
Geçme sakın önünden, ardından dağları aş.
Öğretmenin nefesi değildir zehirli sam,
Söyle kimin eseri şu müzisyen, şu ressam?

Çatlayan dudaklara o verir bir yudum su,
Ondan kuvvet, haz alır bir Fatih’in ordusu.
Ondan ders görmedi mi şu subaylar, şu erler?
Söyle kimin eseri kazanılan zaferler?

Parıldar gözlerinde ülküsünün ateşi,
Onun geniş ufkundan doğar zafer güneşi.
Sordun mu bu fâninin yüreği neye kanar?
Odur her an şaire ilham veren gür pınar.

Başında sevgi, iyilik, fazilet yeli eser,
Onundur seyrettiğin "ÇOCUK" adlı şaheser.
Ne söylesem, ne yazsam anlatamam onu ben;
Yaratmakta Tanrı’dan sonra gelir öğretmen.

Savaş olur, ölüme göz kırpmadan atılır,
Devrim olur, safına inanarak katılır.
Varlığını harcar o Türklük için her zaman,
Kimi "bedbaht" der ona, kimi "adsız kahraman".


SELÂHATTİN ÖĞRETMEN - TALİP APAYDIN

Kınık Köyü'nün büyük beyaz okuluna,
Pencerelerden bir baktım,
Selâhattin öğretmenin sesi geliyordu.
Öğrenciler taş kesilmiş dinliyordu.
Neler diyordu, o duvarlar biliyordu.
Kımıldamadan öyle kaldım,
Okula güneş vuruyordu.

O, karşımda dinlendiren aydınlık
Gönlüme vuruyordu bir parçası.
Düşüncemi tuttum, açıklara saldım.
Bir at koşar gibi çayırlarda
Selâhattin öğretmen konuşuyordu.
Köyün kara toprak evleri,
İlerde her şeyden habersiz
Kendi hayatını yaşıyordu.


ÖĞRETMENLER GÜNÜ İÇİN - HASAN TURAN

Emeğimsin, umudumsun, şanımsın
Damarımda ılık ılık kanımsın
Evladımsın, ciğerimsin, canımsın
Beni dinle, öğüdüme bak kızım.

Çalış, didin, kültürünle dolu ol
Düşkünlerin kanadı ol, kolu ol
Eğitimin ilme giden yolu ol
Duacınım, tüm yolların ak kızım.

Bilesin ki boşa gitmez emekler
Eğitimsiz toplum yerde emekler
Yavrularım ışık bekler, nur bekler
Karanlığa meşaleler yak kızım.

Bu mesleğin amentüsü fazilet
Yılgın olma, "uf" demeden hizmet et
Aydınlıktan aydın olsun bu millet
Ancak budur mutlu yaşamak kızım.

Bu yuvada güler yüz var, tatlı dil
Gurur, kibir "benim" diyen "ben" değil
Emeğinin hikmetini iyi bil
Görevinle kutsallaşır hak kızım.

Fizik, kimya, geometri, cebiri
Aya insan taşıyorlar her biri
Karanlığın kahredicilik zehiri
Bitsin artık, şimşek şimşek çak kızım.

Meşaleni imanına takasın
Işığını daha parlak yakasın
İnsanlığa insan gibi bakasın
Aman kararmasın bu şafak kızım.

"Kader" deyip karanlığa yatarsak
Bağnazlığın batağına batarsak
Fazileti maddiyata satarsak
Bu fezaya nasıl ulaşak kızım.

Milletimin oğlu, kızı, kadını
Senden alır mutluluğun tadını
Öğretmensin. Senin yüce adını
Kutsal saydı şu Cenab-ı Hak kızım.

Kıskançlıktan bencil, histen uzak dur
Vicdanında adaletten mabet kur
İnsanlığın gideceği yol budur
Bizim meslek pas tutmasın, pâk kızım.

Daha derin süreceksin tarla bor
Sabır çile ömür ister, elbet zor
Bu mesleğin hasadını benden sor
Bin bereket olur her başak kızım.

Ben andımı hep sizlerde özlerim
Sizi böyle görmek ister gözlerim
Kulağına küpe olsun sözlerim
İnci gibi ışıl ışıl tak kızım...

 

İLGİLİ İÇERİK

BELİRLİ GÜN ve HAFTALAR

29 EKİM CUMHURİYET HAFTASI

10 KASIM ATATÜRK'Ü ANMA HAFTASI

12 MART İSTİKLAL MARŞI'NIN KABULÜ HAFTASI

18 MART ÇANAKKLE ZAFERİ HAFTASI

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI HAFTASI

19 MAYIS GENÇLİK ve SPOR HAFTASI

Üye Girişi