Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

SAYFA:2/11-20


11-SİZ DE GİDERSENİZ DOSTLARIM – ALİ RIZA KAYAALP

Siz de gidersiniz dostlarım
İçimde sevginiz yoğunlaşır yoğunlaşır
Her yıl mayısı bitirmeden sınıflar
Ne çabuk bellersiniz uçmayı çocuklarım.

Siz de gidersiniz dostlarım
Boşalır elim avucum, düşer kollarım
Yeni umutlar gelene kadar istasyona
Bir tren düdüğünün ardından bakakalırım.

Siz de gidersiniz dostlarım
Bakışlarınızda demet demet ışık
Parmaklarınız gözümde
Küçücük ellerinizde dünyalar

Siz de gidersiniz dostlarım
Bense on yıldır sınıfta kalırım
Öyle bakmayın ardınıza
Siz ben de varsınız
Ben gülen gözlerinizde



TAHTA, KÜRSÜ, ÇOCUKLAR- BEHÇET NECATİGİL

Tahta sınıfa karşı
Kürsü tahtanın yanında
Sınıfta otuz çocuk vardı.

Tahtanın önünde silgi
Üç dört tebeşir
Öğretmen içeri girdi
İlk ders cebir

Tahta tahtadır ama
İnsanlardan anlayışlı
Hiç sevmediği hâlde
Tahta cebiri kavradı.

İkinci dersin öğretmeni
Geçti kürsüye oturdu
Tahta yan gözle ilgili
Öğrendi Aguste Comte'u

Üçüncü derste tahtaya
Bir öğrenci kalktı fakir
Yaz dedi öğretmen, yazdı:
“Hayata neşe güneştir,
Melal içinde beşer
Çürür bizim gibi."

Tahta şairin hâlini
Çocuğunkine benzetti
Üzüntüler, yoksulluklar elinde
Çocuk da çürüyüp gitmişti.

Dördüncü ders boş geçti
Zil çalsın bekle çalmaz
Tebeşiri kaptığı gibi
Bir çocuk geldi haylaz
O canım mısralara
İki çizgi çizdi çapraz
Yazdı iri iri: "Yuha!”
Kayboldu tahtanın nuru
Kayboldu tahta  
Sonraki çizgiler altında.



BEN ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM - M. NEJAT SEFERCİOĞLU

I
Ben öğretmen olmak istiyorum.
Ben, şairimin mısralarında dil,
Genç kızımın gergefinde nakış nakış gül,
Âşığımın sazında tel,
Öpülesi bir el olmak istiyorum;
Ben öğretmen olmak istiyorum.

Ben, çaresizliğin filizlendiği yerde ümit,
Korkunun mayalandığı yerde yürek,
Güçsüzlüğün güçlendiği yerde bilek olmak istiyorum;
Ben öğretmen olmak istiyorum.

Şu öksüz yavruya sımsıcak kucak,
Şu yetim çocuğa yanan bir ocak,
Çorak topraklara yağan yağmur,
Azgın sulara bent,
Mehmet'imin elinde çağlar açan kılıç,
Doktorumun elinde derman saçan neşter,
Mimarımın, mühendisimin elinde pergel, cetvel;
Ben ana, ben baba Ben Fatih, ben İbni Sina.
Ben Mimar Sinan olmak istiyorum;
Ben öğretmen olmak istiyorum.

Ben ressamımın elinde fırça, tuvalinde renk,
Bestekârımın en içli şarkısında nağme,
Hattatımın, nakkaşımın elinde kalem;
Ben Hoca Ali Rıza,
Bin Itrî, Leylâ Hanım,
Ben Karahisarî olmak istiyorum;

Ben öğretmen olmak istiyorum.
Ben öğretmen olmak istiyorum.
Vatan evlâdına Türklüğü öğretmek için
İstiklâl Marşı'mı gururla söyletmek için,
Ben öğretmen olmak istiyorum.
Milletimi "Muasır medeniyet seviyesine" yükseltmek için.

Ben zehirli mantarların,
Deve dikenlerinin,
Ayrık otlarının boy attığı verimsiz bir toprak değil,
Ben,    
Kırlarında elvan elvan çiçeklerin açtığı,
Dağlarında hür kuşların uçtuğu,
Pınarından susayanın içtiği,
Yollarından yiğitlerin geçtiği,
Çiftçisinin başak başak kardeşliği biçtiği
Bir vatan olmak istiyorum:
Ben öğretmen olmak istiyorum.

Ben Hakk'a yönelen alınlarda nur,
Vatan topraklarını çevreleyen sur,
Mehmetçiğin göğsünde "iman",
Gençliğimin damarında "asil kan";
Ben zulme eğilmeyen baş,
Ben Türklük için ağlayan gözlerde yaş,
Barışta güvercin, savaşta kartal olmak istiyorum:
Ben öğretmen olmak istiyorum.

II
Ben öğretmen olmasam diyorum.
O zaman kim öğretir güzel Türkçe'mi
Henüz anne diyen dillere,
Kim öğretir insanlığı, duyguyu genç nesillere,
Kim öğretir büyüğünü saymayı,
Küçüğünü şefkat ile sevmeyi?

Ben öğretmen olmasam diyorum.
O zaman şu körpe fidan
Nasıl öğrenecek sert rüzgârlara göğüs germeyi,
Nasıl öğrenecek, çiçek açıp meyve vermeyi?
Şu gelinlik kızım,
Şu bıyıkları yeni terleyen delikanlım
Kimden öğrenecek insan gibi sevilmeyi, sevmeyi;
Vatan için, millet için, bayrak için
Göz kırpmadan ölmeyi?


Ben öğretmen olmasam diyorum.
Kim dokuyacak kilimimi, halımı
Kim işletecek madenimi, fabrikamı,
Kim alıp satacak ürettiğim malımı?
Ben öğretmen olmasam,
Kim yazıp okuyacak şiirimi, romanımı;
Kim yazıp okuyacak    
Sıladan gurbete, gurbetten sılaya
Hasret taşıyan mektuplarımı?

III
Ben öğretmen olmalıyım diyorum;
Çünkü vatanımı severim,
Çünkü bilirim vatan için ölmesini...
Alnımda şeref tacıdır
Tarihim, Cumhuriyetim, Türklüğüm...

Ben öğretmen olmalıyım diyorum;    
Çünkü heyecan veriyor bana        
Şu çeşme,    şu kervansaray, şu    cami,    şu türbe;
Şu davul, şu zurna,     
Şu halay, şu horon, şu bar, şu zeybek...
Bana heyecan veriyor..
Anamın yazmasındaki oya, söylediği ninni, ağıt,
Tad alıyorum ekmeğimden, aşımdan
Gurur veriyor bana millî kültürüm...
Ben öğretmen olmalıyım diyorum;
Çünkü inanıyorum Allah'ıma,
İnanıyorum
"Beşikten mezara kadar oku." diyen Peygamberime,
İnanıyorum "Ne mutlu Türk'üm." diyen Atatürk'üme...

Ben öğretmen olmalıyım diyorum;
Çünkü biliyorum affetmesini,
Biliyorum asil duygularla insanları sevmesini...

Ben öğretmen olmalıyım diyorum;
Çünkü inkâr etmiyorum tarihimi
Hor görmüyorum geçmişimi,
Atalarım önümde en büyük rehber diyorum,
Çünkü ben özenmiyorum
İnsana, insanlığa saygı duymayan hiç bir fikre,
Çünkü ben bel bağlamadım
Örfüme, âdetime, dinime ters düşen çirkinliklere.

IV
Sen öğretmen olmalısın kardeşim;
Sen nâmussun, vicdansın, adaletsin...
Sen müsbet ilimsin kardeşim.
Sen irfansın, inançsın geleceğimi aydınlatan...
Sen, buram buram tüten vatan sevgisi
Sen burcu burcu tüten Türklük duygususun
Sen öğretmen olmalısın kardeşim
Sen öğretmen olmalısın...
Biz öğretmen olmalıyız;
Biz görmeyenlere göz,
Duymayanlara kulak,  
Yürüyemeyenlere ayak olmalıyız...
Biz öğretmen olmalıyız kardeşlerim
Kızıyla erkeğiyle
Lâyık olmak için    
“Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" diyen    
Ulu Önder Atatürk’”

Biz şairlerimizin mısralarında dil,
Genç kızlarımızın gergeflerinde nakış nakış gül,
Âşıklarımızın sazlarında tel,
Öpülesi bir el olmalıyız:
Biz öğretmen olmalıyız...




ÖĞRETMENİM  -MUHSİN İLYAS SUBAŞI

Gözlerinle yazarsın bahtımı öğretmenim,
Boyayıp bin bir renge, ellerinle okursun.
Kaç aşk türküsü gibi satırlarında benim,
Sayfa sayfa işleyip kaderimi dokursun.

Öğretmenim, sevgine kalemini banarak,
Sülüsten bir besmele yazarsın yüreğime.
Bilirim, huzur sana yerle gök kadar ırak,
Tad olursun suyuma, aşıma, ekmeğime...

Bir mukaddes sevdaya teslim ettin başını,
Anladım ki artık sen, müellifimsin benim.
Gün gelir de boyarsam kültürden kumaşını,
Âbideni ışıktan dikerim öğretmenim!..



15.ÖĞRETMENİM- AHMET TUFAN ŞENTÜRK

-Çocuksuz ölen ilkokul öğretmenim Hüsnü Yaylalı'ya-

Ne okul vardı, ne öğretmen
Ne okutan vardı, ne okuyan
Güneş,
Bir dağdan doğar, öteki dağdan batardı
 İnsanlar, güneş doğmadan kalkar,
Güneş batınca yatardı...

Ben çobandım öğretmenim
Muhtarın yanında gizir
Dünyam öylesine küçük,
Dünyam öylesine dardı...

Eşin öğretmen, sen öğretmen
O yıllarda gelmiştiniz bizim yöreye
Toplamıştınız o köylerin çocuklarını
Biz öğrenci olmuştuk, siz öğretmen.

Bilirdiniz, görürdünüz halımızı
Biz anlatmadan, söylemeden,
Bizim için çabalar, çırpınırdınız,
Bilmezdim neden?
Ben de sizi düşünürdüm öğretmenim
Sızın için üzülürdüm
Aramızda bir çocuğun yok diye.
Bakışların buğuluydu, sesin babacan
Bizi öpüp okşamak isteyen bir hâlin vardı
Ders verirken pencereden uzaklara bakardın
Ellerini ovuştururdun durmadan
Sevinir miydin, üzülür müydün bizi görünce?
Gizli gizli ağlar mıydın, benim gibi?
Ürperir miydin "Baba !" deyince bir çocuk
Nasıl bir acı duyardın öğretmenim?
Cıvıl cıvıl gülüp oynayan,
Çocukları gördüğün zaman
Oysa hepimiz senin çocuklarındık öğretmenim...    

Nasıl üzüldüğünü, nasıl acı çektiğini bilseydim
Sana "Baba !" derdim,
Sana, "Babacığım !.." derdim
Günde bir değil, belki yüz kere, bin kere
Ellerini, ayaklarım öperdim...

Ben bu acıyı çok geç duydum, geç öğrendim
Yerin Cennet, ruhun aydın olsun öğretmenim.



ATATÜRK GÜLÜMSEDİ- TALAT TEKİN

Atatürk gülümsedi  
Biz sınıfa girince öğretmenim
Dağıldı kara bulutla    
Açıldı gonca

Baktı ki okul yenidir
Siz yenisiniz, düşünceler yeni
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Saklayamadı sevincini
Baktı ki gençsiniz, bilgili
Eğitiyorsunuz yolunca yöntemince
Atatürk    gülümsedi öğretmenim
Sevindi onca    

Baktı ki karışmış aramıza
Çiziyorsunuz yolu
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Gözleri dolu dolu

Anlaşılan bütün yaz
Atatürk gözünü kırpmamış
Çünkü boşmuş sıralar
Çünkü harf okunmamış

Kapkara bulutlar inmiş
Işıklı gözlerine
Bora gibi fırtına gibi Atatürk'üm
Sanırım yönelmiş bilgisizliğe

Ama baktı ki gün doğmuş
Bir koşu varmışız okula
Özlemiyle açılmış kitaplar
Bir iştah kızda oğlanda

Baktı ki zil çalmış sınıfa girmişsiniz
Bütün bakışlar sizde
Günaydın demiş derse başlıyorsunuz
Sımsıcak bir sevgi gözlerinizde

Baktı ki Türkiye'si Türkiye'miz
Aydın ufuklara yürüyor hızla
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Övünüyor bizle

Dağıldı kara bulutlar
Biz sınıfa girince
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Kürsüde kendini görünce



GÜZEL ŞEY- MEHMET YARDIMCI

Kerpiç evler gülümser sanki
Parsıların isli camından    
Her sabah dökülür sokaklara
Salkım saçak çocuklar    
Gözleri bir başka ışır
Okul güzel şey.    

Kaldırım taşları gülümser sanki
Çamurlu yüzüyle
Çocuklar geçer üstlerinden
Gidişleri cıvıl cıvıl
Dönüşleri coşku dolu
Okul güzel şey.

Gökyüzünün donuk aydınlığına karşı
Daha ağarır yürekleri
Tek tek ışır bilgece
Sezerler gün gün
Bilincindedirler uyanışın ilkyaz fidanı gibi
Okul güzel şey.

Yeni olan her şey güzeldir onlar için
Yurdumun gerçek temeli örülür
Çocuk Atatürk der eve döndüğünde
Işık der İlkeler der hey
Eğitim seferberliği verilir bir uzak köyde
Okul güzel şey.



BEN ÖĞRETMENİM- OKTAY YİVLİ


Ben öğretmenim;
Biçimden biçime,
Kılıktan kılığa girerim.
Yerim zamanlara eş,
Yaşadığım zaman
Tüm coğrafyalarca geniştir.

Ben öğretmenim;
Oğuz Han olarak gözükürüm
Bir dersimde:
Altın yay ve üç gümüş oku
Oğullarım arasında bölüştürürüm
Tarihlerce sürer soyum;
Yayılır dört bir yana
Yirmi dört torundan
Yirmi dört boyum.

Ben öğretmenim;
Bilge kağan,
Bir dersimde Köl Tigin olurum:
Yüzyıllar sonrasından
Duyulur seslenişim.
Elbette bozulmaz törem;
Çökmedikçe üstte gök
Ve delinmedikçe

Altta yer kürem.
Ben öğretmenim;
Aşk şairi Fuzûlî,
Lâle Devri'ni gören Nedim,
Ben inanmış Yesevî,
Ben Yahya Kemal;
Dizelerimde canlanır tarih,
 İstanbul kokar şiirim.

Ben öğretmenim;    
Bir dersimde kaygılanırım
Vatan için;    
Dolaşır kanımda    
Sevgisi yurdun:    
Namık Kemal'dir yüreğim,
Ulubatlı Hasan'dır,
Bıyıkları yeni terlemiş
Genç Osman'ca    
Canımı veririm.    
Ben öğretmenim;
Bir dersimde sıkça
Coğrafya değiştiririm.
Kalbim aynı duyguyla dolu,
Türkiye haritasında
Yolculuk eder elim:
Fındık toplarım Giresun'da,
Adana'da pamuk,
Nefesim Marmara'da tütün,
Ege'de kekik kokar.
Nice saymadığım illerce
Dolaşırım vatanı bütün.

Ben öğretmenim;
İstiklâl Savaşı'm    
Benimle her yıl yeniden yaşanır,
Bağımsızlığın önemim
Anlar bir daha öğrencim.
Genç beyinlere Yurt aşkını taşır,
Bayrak bayrak yüreğim.

Ben öğretmenim;
Sisler, dumanlar içinde
Açılır eski cepheler yine...
Hasan Çavuş'un, Şehit Ali'nin
Kolağası Mehmet Bey'in
Dolaşır damarlarımda kanları.
Sonra taze bir gün doğar
Kuşlar öter özgürce...
Hep hatırlarım yeniden;
Düşmanın bittiği gündü,
Belirdi sisler içinden Mavi bir gökyüzü...

Ben öğretmenim;
Yaşım bağımsızlığımca eski,
Gücüm Cumhuriyetimce genç,
Ben zamanlara damgasını vuran
Mustafa Kemal'im.
 (1990)    



İNSANLIK TÜRKÜSÜ -BAHATTİN KARAKOÇ

- Yurt bahçemizde en güzel çiçekleri yetiştiren, gerçek bahçıvan Saygıdeğer Öğretmenlerimize selâm ve sevgi ile...

Işığım gül aydınlığı, ya da çiğdem,
Ben toprağı yeni yaran bir kardelenim.
Diyelim bir yerde zaman aksadı,
Araya sen girersin öğretmenim…

Nereye bak dersen, oraya bakarım ben,
Işık sularında akçakavak misâli uzayıp giden benim.
Diyelim bir yerde hızım kesildi,
Yetişir elimden sen tutarsın öğretmenim…

“Tahtaya kalk! ” dersin, hemen kalkarım;
“Anlat! ” dersin, ben anlatır giderim.
Nerede yanılsam yağmurun keser yolumu,
Yanlışımı hep sen düzeltirsin öğretmenim…

Düşüp bir kuşun, bir kelebeğin peşine,
Uzaklara, çook uzaklara gittiğim olur benim.
Ne zaman başımı sert bir yere çarpsam,
İlk üzülen sen olursun öğretmenim…

Gökyüzü karatahta, yıldızlar harf ve rakam;
Parmaklarını tebeşir yapıp yazan benim.
Elimin yetişemediği yerlere,
Beni sen yükseltirsin öğretmenim…

Alfabeye başladığım günden beri,
Durmadan ağaç, kuş, çiçek resimleri çizerim.
Hangi işi başarsam yüz akıyla ben,
Sevinen sen olursun öğretmenim…

Vatanı, milleti, bayrağı sevmeyi,
Daha çiğdem hâlindeyken senden öğrendim.
Ne zaman bir yerim kesilip kanamışsa,
Yüreğinle sarıverdin öğretmenim…

Barışın, kardeşliğin kutsal güzelliğini
Ve sevginin bir ibadet olduğunu tekrarlamasan da bilirim.
Benim haritamı sen çizdin, sen şekil verdin bana;
Ben, senin eserinim öğretmenim…

Ben, kendi uygarlığımın en geniş tarlasında
Yarınlara gülümseyen, daha bir gök ekinim.
Dost bulutları sağıyorsun üstüme,
Benim yüreğim kabarıyor öğretmenim.

Gün ışır, ben ışırım doruk doruk;
Sarmaşıklar gibi çoğalıp giden benim.
Senin sesin ufuklarda yankılanır durur,
Ben, senin eserinim öğretmenim...



20.ÖĞRETMEN - FEYZİ HALICI

Bir yolun başındasın en güzel, en ideal
Bu kutsal yolculuğa ne olur beni de al...

O ki bir öğrenciyim henüz yedi yaşında
Bir elimde tebeşir, kara tahta başında

Yüreğimde bilime karşı candan bir uyum
Bir sınırsız istekle nasıl da da dopdoluyum

Gözüm yansır yılların tatlı hatırasında
Bu oturan ben miyim, bir okul sırasında?

Zaman bir bengi-sudur, öylesine akıp giden
Çalıyor bir günaydın gibi ziller yeniden

Bir sevgiyi paylaşır, aynı ses, aynı soluk
Bu kaçıncı özleyiş, bu kaçıncı yolculuk?

Bir okul bahçesinde düş gibi bu gün, yarın
Cıvıl cıvıl sesleri taşacak çocukların

Nasıl da yeşerecek, hayatı saran büyü
Birlikte duyacağız o doyumsuz türküyü

Sen de yaşayacaksın bu aşkı destan destan
Bilimle yücelecek elbette güzel vatan

İnsan bir fidan gibi her gün biraz daha gür
Öğretmen sevgisiyle sonsuza doğru büyür

Yürü aydınlıklara gözlerin buğu buğu
Gelecek kuşaklara taşı bu mutluluğu

Bir yolun başındasın, en güzel, en ideal
Bu kutsal yolculuğa ne olur beni de al...

İLGİLİ İÇERİK

BELİRLİ GÜN ve HAFTALAR

29 EKİM CUMHURİYET HAFTASI

10 KASIM ATATÜRK'Ü ANMA HAFTASI

12 MART İSTİKLAL MARŞI'NIN KABULÜ HAFTASI

18 MART ÇANAKKLE ZAFERİ HAFTASI

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI HAFTASI

19 MAYIS GENÇLİK ve SPOR HAFTASI

Üye Girişi