Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

KATRE-İ MATEM ROMANININ İNCELENMESİ

İÇİNDEKİLER

ROMAN HAKKINDA BİLGİLER

  1. Romanın adı
  2. Romanın yazarı (çevireni)
  3. Basıldığı tarih

ROMANDAKİ OLAYIN İNCELENMESİ

  1. Olayın özeti
  2. Olaydaki kişiler, kişilerin fiziksel ve ruhsal özellikleri 3, Olayın geçtiği yerler
  3. Olayın meydana geldiği zaman
  4. Olayı anlatan kişi (anlatıcı)
  5. Romanın dil ve anlatım özellikleri
  6. Romanın türü 
  7. Romanın Konu ve Teması

YAZARIN HAYATI, SANATI VE ESERLERİ HAKKINDA BİLGİ 

İSKENDER PALA'NIN "KATRE-İ MATEM"İ ÜZERİNE...

FAYDALANILAN KAYNAKLAR

 

ROMAN HAKKINDA BİLGİLER

ROMANIN ADI: KATRE-İ MATEM (Matem Damlası)

ROMANIN YAZARI: İSKENDER PALA

BASILDIĞI TARİH: 2009

ROMANDAKİ OLAYIN İNCELENMESİ

OLAYIN ÖZETİ: Şahin, Nakşıgül adında güzel bir kızla karşılaşır ve âşık olur. Aşkı tek taraflı değil, karşılıklıdır. Nikâh yapılır ve kızın babasının evine yerleşirler. Şahin ile Nakşıgül’ün ilk gecesi birbirlerine aşk sözcükleri söylemekle geçer. Şahin sabah başında bir zonklamayla uyanır, gözlerini açtığında ise neye uğradığını şaşırır. Nakşıgül artık canlı değildir, odanın her tarafı kan olmuştur. Şahin tutuklanır, Eyüp Tomruğu’nda itiraf etmesi için işkencelere maruz kalır. Ama bir şey diyemez, ağlar. Artık kendisinden ümidi kesen amir Tomruk Emin, Şahin'i sevk etmeye karar verir. Bir iki görevliyi de yanına katarak Haliç üzerinden sandalla yola koyulurlar. O zamanlar için denizde kutlamalar, nikâhlar yapmak pek ünlüymüş, böyle olunca haliç biraz kalabalıktır. Bu kalabalık arasında Şahin'in binmiş olduğu sandalla başka bir sandal çarpışır. Nasıl kaçacağını düşünen Şahin için gün doğmuştur, çarpışmayla Şahin Haliç'in sularına düşüverir. Sorun suya düşmesi değil elleri ayaklarının bağlı olmasıdır. Biraz uğraştan sonra ellerine ayaklarına bol gelen zincirlerden kurtularak sahile yorgun, bezgin bir şekilde çıkar.

Yusuf, büyüdüğü evin kızı Şehnaz’a âşıktır. Aşkı da karşılıksız değildir, ama kızın babası Veyis Ağa bu durumdan hiç hoşnut değildir. Bu hoşnutsuzluğunu hırsızlık suçlamasıyla Yusuf’u tutuklatarak gösterir. Yusuf zekidir, tutuklanmaktan kurtulmak için deli rolüne yatar, rolünü de iyide yapar. Git zaman gel zaman bir şekilde Yusuf bimarhaneden kaçar, işte tam bu sıralar Şahinle tanışır.

Bu iki âşık biri tutuklanmaktan kaçmış, biri bimarhaneden kaçmış külhanda buluşurlar ve dilenciliğe başlarlar. Burada külhan ve külhan kültürü hakkında güzel bilgiler verilir. İkisi birbirinden sorumlu can kardeşi olurlar ve külhana bir gömleği giyme töreniyle girerler. Kitaptan bu olanla ilgili bölüm:

“Layhar’ın çocukları!.. Burası baba yurdudur. Burada senin, benim yoktur. Hepiniz kardeşsiniz. Bir anadan bir babadan olanlar birbirlerini boğazlarlar, oysa analarını babalarını bilmeyen Layhar’ın çocukları birbirini tek vücut bilirler. Kardeşine iğne batırıldığında acısını kendi vücudunda duyacaksın. Bu kefene sağlığında girenler ölünceye dek birbirlerini ayrı görmezler. Bu, ikilikte birliktir. Bu senin sağ elindir, sen de bunun sol elisin ”

Bu ikili daha sonra meşhur lale yetiştiricisi Hafız Çelebi ile tanışırlar. Topaç Yeye Hafız Çelebinin çırağı olur ve bir süre onun yanında kalır, onun oğlu gibi olur. Ondan Lale yetiştirmenin sırlarını öğrenir. Kara Şahin ise bu sürede bir Melevihanede kalır ve orada dervişin yoluna girip kendini o yönde geliştirir. Oradan çıktığında Selman Abdal adında bir Acem adamı olup çıkar. Dergâhta çokça Farsça beyit ezberlediğinden tam bir İranlı gibi davranabiliyordu. Hatta şiirleriyle devrin meşhur veziri Damat İbrahim Paşa’nın gözüne girip onun meclislerinde yer alıyordu. Ve sonunda vezir Kara Şahini adamlarından biri olarak halktan bilgi toplamak için görevlendirdi.

Vezir Damat İbrahim Paşa hakkında da oldukça fazla bilgi vardır. Vezir bir yandan onu bulmaya çalışırken padişah da diğer yandan bulmaya çalışıyordu. Onlar Kara Şahini bulmaya çalışırken Kara Şahin de bir yandan kendini saklamaya çalışırken diğer taraftan da başına gelen bu garip olayı sorgulamaya ve Nakşigül’ün katilini bulmaya çalışıyordu.

Romanda Şakin dışında laleden ve lale yetiştiriciliğinden, lalenin öyküsünden geniş bir şekilde bahsediliyor. Aynı zamanda roman Lale devrini ve Patrona Halil isyanım ön plana çıkarıyor.

LÂLE DEVRİ

(1718-1730) Osmanlı tarihinde batılılaşma yönünde ilk adımların atıldığı Lale Devri adını dönemin yaşam biçimini simgeleyen lale çiçeğinden almıştır. 

Lale Devri’ne damgasını vuran kişi Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa olmuştur. İbrahim Paşa 1718’de sadrazam olur olmaz ağır koşullar altında imzaladığı Pasarofça antlaşması ile 1714’ten beri Avusturya ve Venedik’e karşı sürdürülen savaşa son vermişti. Avrupa ülkelerinin gittikçe güçlenmekte olduğunu ilk fark eden kişilerden olan İbrahim Paşa barışçı bir ortam yaratmak ve batıyı daha yakından tanımak istiyordu. Bu amaçla İstanbul’daki batılı ülke elçileriyle yakın ilişkiler kurdu, bir yandan da Avrupa ülkelerine elçiler göndererek buralardaki toplumsal ve ekonomik yaşamı tanımaya çalıştı. Bu elçiler arasında 1720’de Paris’e giden Yirmisekiz Mehmet Çelebi, İbrahim Paşa’yı en çok etkileyen kişi oldu. Yirmisekiz Çelebi’nin 1721’de dönüşünde sunduğu bilgiler ve belgeler İbrahim Paşa’da Avrupa tarzı yaşamı Osmanlı Devleti’nde de egemen kılma isteği uyandırdı. 

İlk kez padişah III. Ahmed’in de onayıyla geniş bir bayındırlık etkinliğine girişilerek İstanbul’da batıdaki örneklerine benzer birçok bina ve bahçe yapıldı. Boğaziçi ve Haliç kıyıları yalılarla, köşklerle, kasırlarla donatıldı. Saray çevresinden başlayarak birçok yüksek devlet görevlisi ve halkın varlıklı kesimi buralarda eğlence dolu bir yaşam sürmeye başladı. Bu o zamana kadar içe kapalı bir yaşamı olan bütün halk kesimlerinin görmediği bir şeydi. Her vesileyle düzenlenen kitlesel eğlencelerle bu yaşam biçimi giderek yaygınlaşmaya başladı. Döneme adını veren lale çiçeğinin en güzelini yetiştirmek için herkes birbirleriyle yarışır oldu. Bu amaçla başta Hollanda olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinden ve İran’dan lale soğanı bile getirildi. Savurganlığa varan bu harcamalar yüzünden birçok tüketim maddesinin de fiyatı aşırı biçimde yükseldi. Öte yandan Lale Devri’nde bazı önemli yenilik girişimleri de oldu. Bunların arasında en kalıcı olanı matbaadır. Ayrıca dönemin ünlü şairi Nedim’in başkanlığında oluşturulan bir kurul batı ve doğu dillerinden çeviriler yapmakla görevlendirildi. İzmit’te bir kâğıt fabrikasının yapımına başlandı. Önemli bir girişimde İstanbul’u sık sık kasıp kavuran yangınlarla mücadele için tulumbacılık örgütünün kurulmasıdır. 

İstanbul dışında Anadolu ve Rumeli halkı geleneksel yaşam biçimini korudu. III. Ahmed’in hazine gelirlerini artırmak amacıyla iltizam usulünü (vergileri aracılar eliyle toplama) yaygınlaştırması ve paranın değerini düşürmesi halkın daha çok ezilmesine yol açtı. İstanbul’daki esnafa ve zanaatçılara konulan ağır vergiler de kentte hoşnutsuzluk yarattı. Damat İbrahim Paşa’nın birçok devler görevlisini kendine bağlı kişilere vermesi ve onları uzun süre aynı yerde tutması yükselme bekleyen birçok memurun tepkisini çekiyordu. Bütün bunlara 1723’te başlayıp aralıklarla süren İran Savaşı dolayısıyla konulan olağanüstü vergiler eklenince halkın hoşnutsuzluğu doruk noktasına vardı. 28 Eylül 1730’da Damat İbrahim Paşa‘ya karşı olanların başını çekenlerden Kaptan-ı Derya Mustafa Paşa’nın kışkırtmasıyla eski bir denizci olan Patrona Halil İstanbul’da ayaklanma başlattı. Üç gün içerisinde İstanbul’u eline geçiren ayaklanmacılar III. Ahmed’den Damat İbrahim Paşa ve yakın adamlarının idamını istediler. III. Ahmed bu isteği yerine getirdiyse de tahtını kurtaramadı. Patrona Halil’le hareket eden devlet adamları III. Ahmed’in yerine I. Mahmud’u padişah yaptılar. Ayaklanma sırasında Lale Devri’nde yapılan binalar yakılıp yıkıldı. Yenilik simgesi sayılan birçok şey yok edildi. Damat İbrahim Paşa’ya yakınlığıyla tanınanlar ya öldürüldü ya da sürgüne gönderildi. Osmanlı tarihinde 12 yıl süreyle değişik bir çığır yaratan Lale devri böylece kanlı biçimde sonlandı. 

Romanda da Şahin’i  hapisten kaçtıktan sonra sığındığı hamam dolayısıyla Patrona Halil isyanı ile ilişkilendiriliyor.

 

ROMANDAKİ KİŞİLER:

KARA ŞAHİN:  Nakşıgül’e âşıktır fakat onu sabah yanında ölü bulunca kendi onun katili bulmaya adamış biridir ve çoğu zorluğa göğüs germiştir.

NAKŞIGÜL Kara Şahin âşıktır ve evlenmiştirler fakat evlendiklerinin ertesi sabahı yatakta ölü bulunmuştur.

YEYE (YANIK YUSUF): Akıllı, terbiyeli ve düşünceli biridir. Büyüdüğü evin kızı Şehnaz’a âşıktır. Aşkının derinliğinden dolayı ona Yanık Yusuf denmeye başlanmıştır. Kâtip efendi de ona Yeye demiştir. Yanık kelimesinin başındaki “y” ile Yusuf un başındaki “y”nin birlikte okunuşuydu bu: Ye-ye.

ŞEHNAZ Yusuf a âşıktır.

VEYİS AĞA: Şehnaz’ın babasıdır. İtibara ve mala düşkündür.

TOMRUK EMİNİ Yeniçeridir. Yüzüne bakanın ürktüğü tiplerden ızbandut gibi bir adamdır.

HAFIZ ÇELEBİ Lale yetiştiriciliğinde usta biridir.

HÖRÜKIZ: Kara Şahinin görünmez koruyucusudur ve aynı zamanda gizli aşığıdır. Üç Hilal Cemiyeti mensubudur. Birçok noktada görünmez eliyle işleri yoluna koyar.

PATRONA HALİL. Romanda halk arasında düzgün ahlakı, dini bütün kişiliği ve tutarlı davranışlarıyla saygınlık kazandığı, gitgide esnaf arasında sözü dinlenir, aklı sorulur bir kanaat önderi olduğu anlatılır ama ilerleyen sayfalarda yazarın bu tanımlamasına uygun bir tavır sergilemez.

DAMAT İBRAHİM PAŞA Dirayetli ve uyanık bir yöneticidir, isyanın kokusunu alır, isyanı bastırmak için neler yapılması gerektiğini bilir.

OLAYIN GEÇTİĞİ YERLER: Olay genel anlamda İstanbul’da geçmektedir. Mekânları indirgediğimiz zaman olay; Eyüp Tomruğu, Bimarhane, Melevihane gibi yerlerde geçmiştir.

OLAYIN MEYDANA GELDİĞİ ZAMAN: Olay, Osmanlı’nın en canlı, en müsrif olduğu yıllar olan Lale Devrinde geçiyor.

OLAYI ANLATAN KİŞİ: Roman hâkim bakış açısıyla yazılmıştır.

ROMANIN DİL VE ANLATIM ÖZELLİKLERİ:

1.ANLATIM TÜRLERİ

  • Öyküleyici Anlatım 
  • Betimleyici Anlatım 
  • Açıklayıcı Anlatım

2: DİL VE ÜSLUP ÖZELLİKLER 

  • Roman dil ve üslup yönünden akıcı, özgün, etkileyici ve çeşitlidir.

ROMANIN TÜRÜ: Roman içeriği yönünden tarihi ve sosyal roman özelliği taşımaktadır.

ROMANIN KONU VE TEMASI: Yazar iki ana karakter (Yusuf ve Şahin) üzerinden Osmanlı tarihini, Lale Devri’ni (sınır tanımayan zevk ve eğlence dünyası), isyana kadar varan taşkınlıklarıyla halkı, bütün bunların arasında derin bir aşk hikâyesini ve bir cinayeti anlatıyor.

 

DİPNOT

Katre-i matem; Rengiyle çok ilgi çeken görenleri hayretle baktığı mor renkli bir lale çeşididir.

 İLGİLİ İÇERİK

TARİHİ ROMANLAR

PSİKOLOJİK ROMANLAR

ROMAN İNCELEMESİ NASIL YAPILIR?

ROMAN ÖZETLERİ

ROMAN

ROMAN TÜRÜ ve ÇEŞİTLERİ

ROMAN ve ROMAN UNSURLARI

Üye Girişi