Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

DAL ÜSTÜNDE SAKSAĞAN- YUMUŞAK HUYLU OLMA

Çayırlardan birinde, aşağıdan gelip geçen bütün hayvanları görebilecek kadar yüksek bir ağaç dalında tüneyen bir saksağan yaşardı. Sağdan soldan topladığı bütün eşyaları yuvasında saklayan saksağan yaşadığı çayırın kendisine ait olduğunu, altından geçen herkesin ve her şeyin gerçekten kendisinden aşağı olduğuna inanırdı.

Çayırdaki bütün varlıklar da saksağanı tanır ve dalının altından geçerken sadece onun hoşuna gidecek şeyleri söylemeye, onun dediklerini yerine getirmeye gayret  ederdi. Çünkü  saksağanın  çok  kötü  bir  huyu  vardı; hoşuna   gitmeyenlere   yuvasında   sakladığı  şeyleri   atardı. Bu   nesneler  de   genellikle   sert    veya   keskin   olurdu. Ama, çoğu  hayvanlar   saksağanı  idare  etmesini   bilirdi.        

Gel    zaman, git  zaman, küçük  bir  tarla  faresi  saksağanın  ağacının  köklerine  yerleşip  yaşamaya  başladı. Fare  saksağanı  gördüğünde  ‘’Hayırlı   sabahlar’ ’derdi   neşeyle.

O  gün  elde  ettiği  şeylerden  bazılarını  da   saksağanla   paylaşmayı  teklif  ederdi.                   

Gel gelelim, saksağan  bu  davetsiz  neşeli   misafirin   görünüşlerinden  öyle  rahatsız    oldu  ki, önceleri  onunla  konuşmadı  bile. Daha sonraları, gayrete   gelip  oradan gitmesi   için   fareye  nesneler  atmaya  bile   başladı.

İlk  gün, irili ufaklı   dallar   attı   farenin  üzerine. Fare   ise  bu  dalları   gayet    mutlu  biçimde  topladı  ve   yuvasına  götürdü.                 

İkinci   gün, kendini   beğenmiş  kuş, ağaç  tohumları  ve   sert    yemişler  attı    minik  hayvanın  üzerine. Farenin  üzerinde  yaralar, kızarıklıklar  oluştu  bu  yüzden. Ama   yine  de  onları  aldı  ve   deliğine  götürdü.

Üçüncü  gün, saksağan   aşağı  komşusuna   duyduğu  nefretten   dolayı   tam  anlamıyla   köpürüyordu. Nasıl   olur  da  kendi  hakimiyet  alanına  girer  ve    sonra  da   onu  uzaklaştırma  gayretlerini   görmezden  gelebilirdi  bu  küçük   yaratık? Ertesi  gün   yaramaz  kuş, farenin  deliğinden  çıkmasını  bekledi  ve  sonra  da  onu  taş yağmuruna  tuttu.

Fare, yaralarını  yaladıktan   sonra, her  zamanki  gibi  taşları   deliğine  taşıdı.

Dördüncü   gün, o  sırada  tarladan  dönmekte  olan   fare  ağacın  yanında  bir  çocuğun    durduğunu  gördü. Çocuk    ve  saksağana    ulaşmaya  çalışıyordu. Sonunda   kuşu     sapanıyla   düşürdü  ve   botlarının  altında  ezmeye hazırlandı.

Fare   yıldırım  ve   onu  topuğundan  ısırdı. Çocuk  acıyla   haykırdı  ve   silahını

elinden   düşürdü, sonra da  ağlayarak  evine  koştu.

Fare saksağanın yanına koştu ve bozulan tüylerini düzeltti. Daha sonra deliğine gidip, bir zamanlar saksağanın kendisine attığı kumaş parçalarını ve dalları getirip bir sedye yaptı. 

Saksağanı sedyenin üzerine yerleştirdi ve kendi yuvasına götürüp yaralarını tedavi etti. Sağlığına kavuşuncaya kadar onu meşe tohumu çorbasıyla besledi ve çorbayı taş kaselerde ikram etti. 

Yaklaşık bir hafta sonra saksağan konuşabilecek kadar iyileşti. Hayatını farenin kurtardığına bir türlü inanamıyordu. 

“Neden?” diye sordu, “Sana yaptığım onca şeyden sonra neden beni kurtardın?”

Fare,kuşun sözlerinden hayrete düştü.

“Neden? Bana gösterdiğin onca yardımseverlikten sonra başka nasıl davranabilirdim ki?”

 “Yardımseverlik mi?” diye çığlık attı saksağan. Başka bir şey söylemedi, çünkü daha önceki gerçek niyetinden dolayı utanç duydu.

“Yakmam  için  çer  çöp, yuvamı  döşemem  için   dallar  verdin  bana” dedi   fare. ”Bütün  kış   beslenme  yetecek   kadar  tohumlar  ve   yemişler  ikram   ettin   ve   bu  harika   kaseleri   yapabilmem  için  bana  taş  vermiştin. Evet  maksadın   çoğunlukla   kötüydü, ama   böylesine   cömert   bir   komşuma  nasıl   kızabilirim?

O  günden  sonra, saksağan    hem  fareye  hem  de   çayırdaki  bütün   hayvanlara    karşı  gerçekten   cömert   davrandı. Dört   bir    tarafa   uçup   topladığı     nesneleri   onlarla    paylaştı. İkramlarını    artık  kibarca    yapması   gerektiğini    anladı    ve   komşularına   hiç   taş    atmadı.

 

 

Üye Girişi