Kullanıcı Oyu: 4 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin değil
 

ŞİİRDE AHENK ÖGELERİ

Şiirde ahenk ögeleri; ölçü (aruz, hece), kafiye, redif, aliterasyon, asonans ve kelime tekrarlarıdır.

 

ÖLÇÜ

Türk edebiyatında ölçü hece ölçüsü ve aruz ölçüsü olmak üzere ikiye ayrılır.

 

1. Hece Ölçüsü

Her dizede eşit derecede hece vardır.

Hece ölçüsünde üç kalıp vardır. Yedili, sekizli ve on birli hece kalıpları. Bir de yedinin iki katı olan on dörtlü hece ölçüsüyle şiir yazanlar çıkmıştır.

 

Mani benim ezberim 

Kan ağlıyor gözlerim 

Ben o yârin yolunu 

Ölene dek gözlerim                                           4+3= 7’li hece ölçüsü vardır.

 

Geldi geçti ömrüm benim 

Şol yel esip geçmiş gibi 

Hele bana şöyle geldi 

Bir göz açıp yummuş gibi                                  4+4= 8’li hece ölçüsü ile yazılmıştır.

Yunus Emre

 

Rüzgâr eser dallarınız atışır 

Kuşlarınız birbiriyle ötüşür 

Ören yerler bu bayramda çok üşür 

Bülbül niçin yaslı bakışır dağlar                        4+4+3= 11’li  hece ölçüsü ile yazılmıştır.

 

2. Aruz Ölçüsü:

Hecelerin açık ya da kapalı olmasına göre oluşturulan ölçüye aruz ölçüsü denir.

Açık Hece: Hecenin sonundaki harf ünlü ile bitiyorsa o hece açık hecelidir ve “ . “ ile gösterilir.

*Dize sonlarındaki harf ünsüz dahi olsa açık farz edilir.

Kapalı Hece: Hecenin sonundaki harf ünsüz ise o hece kapalıdır ve “ – “ işareti ile gösterilir.

 

Bin at lı / a kın lar da / ço cuk lar gi / bi şen dik 

Bin at lı / o gün dev gi / bi bir or du / yu yen dik 

Ak tol ga / lı bey ler be / yi hay kır dı / i ler le

-    -   .      .  -    -   .       .   -   -   .    .   -   -

Mef û lü / me fâ î lü / me fâ î lü / fe û lün

-    -   .    .     - -  .     .   -  -  .     .  -    -

 

Aruz Kusurları: 

İmale: Açık olan bir hecenin ünlüsünü kalıba uydurmak amacıyla uzatmaya imale denir.

( Ey gözüm,gönlümdeki ateşlere gözyaşımdan su saçma.Çünkü bu kadar  hararetle tutuşan ateşlere su fayda etmez.)

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su

Kim bu den lü/ du   tu  şan od/la   re kıl maz/ çâre su 

-     .   -  . (-) / .(-) .    -     -/ . (-) .  -   - /      -  .  -

Fâ i lâ tün /Fâ i lâ tün /Fâ i lâ tün/ fâ i lün

-   . -   -     -    . -  -     - .   -   -    -  .  –

 

Zihaf: Kapalı olan bir hecenin ünlüsünü kalıba uydurmak amacıyla kısaltmaya zihaf denir.

(Her zaman ağladığımı görüp bana gülen, acımasız sevgilimi görünce halime ağlamaya başladı)

Ol ki her sâ/ ’at gülerdi/  çeşm-î giryâ/  num görüp

-   .    -  -  /  -    .  - .(-)/ - -(.) -    - /    -       .   -

Ağlar oldı hâlüme bî-rahm cânânum görüp

Fâ i lâ tün / Fâ i lâ tün/ Fâ i lâ Tün/ Fâ i lün

 

REDİF VE KAFİYELER

Redif: Dize sonlarında aynı görevde eklerin ya da tekrarlanan kelimelerin oluşturduğu ses benzerliğidir.

Bir gül mahzun durur bahçede

Yaprakları yorgun.

Sen pembe güllerin en pembesi!                         gun’lar redif

Hasta solgun.

Cahit Külebi

 

Garibim namıma  Kerem diyorlar

Aslı’mı el almış  harem diyorlar                   rem’ler  zengin kafiye              

Hastayım derdime  verem diyorlar               diyorlar’lar  redif

Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ım ben

Faruk Nafiz Çamlıbel

 

 

Gök mavi, dal yeşil, tarla  sa olsun                         arı’lar  zengin kafiye

Kuşların, çiçeklerin  diya olsun                              olsun’lar  redif

Cahit Sıtkı Tarancı

 

Uzaktan gelirken derin  a k i s l e r

Kapadı geçtiğim yolları  s i s l e r is’ler  tam kafiye

Tutuştu içimde birikmiş h i s l e r ler’ler  redif

Gönlümü o kadar temiz bıraktı

Orhan Seyfi Orhon

 

Kafiye: Kafiye dize sonlarında genelde rediften önceki ses benzerliğidir. Kendi içinde beşe ayrılır. Bunlar: Yarım kafiye, tam kafiye, zengin kafiye, tunç kafiye ve cinaslı kafiyedir.

 

1. Yarım Kafiye : Dize sonlarındaki varsa redifler bulunduktan sonra geriye kalan tek ses benzerliğine yarım kafiye denir.

 

Katar katar olmuş gelir turnalar                “gelir turnalar”   Redif

Eğrim eğrim ne hoş gelir turnalar             “ş” Yarım kafiye

 

Yürü bre Dadaloğlu’m yürü  g i t

Dertli dertli Çukurova yolun  t u t

Bunda suçum varsa Hakk’a tövbe  e t           t’ler  yarım kafiye

De ki gayrı bizim iller iniler

 

Üstümüzden gelen boran  kış gibi

Yavru şahin pençesinde  kuş gibi ş’ler  yarım kafiye

Seherin sabahındaki  düş gibi gibi’ler redif

Çağırta bağırta aldı dert beni

Pir Sultan Abdal 

 

2. Tam Kafiye: Dize sonlarındaki -varsa- redifler bulunduktan sonra geriye kalan iki ses benzerliğine yarım kafiye denir.

 

Benim gönlüm bir kelebek

Dolaşıyor çiçek çiçek

Tükenecek ömrü böyle                   ek’ler  tam kafiye

Çırpınarak, titreyerek

Orhan Seyfi Orhon

 

 

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;

Lakin vatandan ayrılışın ıztırabı zor.                     or’lar  tam kafiye

Yahya Kemal Beyatlı

 

Hânedan kişiler hep  yoksul olmuş

Düşman kapısında bağlı  kul olmuş                        ul’lar  tam kafiye

O nazlı gelinler şimdi  dul olmuş                            olmuş’lar  redif

Cemiyet dağılmış, canan kalmamış

Rıza Tevfik Bölükbaşı

 

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır  yol

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol                  ol’lar  tam kafiye

Yahya Kemal Beyatlı

 

Susuzluktan bunalmış uçamazken  s e r ç e l e r,

Tozlu sokaklar gibi tutuşup alevlerden                              çe’ler  tam kafiye

Bodur ağaçlar ile bomboş kalmış  b a h ç e l e r!              ler’ler  redif

Halit Fahri Ozansoy

 

Kaplamış gözümün gördüğü her ufku

Umutsuz, zifiri bir gece, bir korku.                          ku’lar tam kafiye

Ahmet Muhip Dranas

 

3. Zengin Kafiye: Dize sonlarındaki -varsa- redifler bulunduktan sonra geriye kalan üç ve üçten fazla ses benzerliğine yarım kafiye denir. 

 

Nasıl duvarda değişmeksizin durursa  resim

Nasıl güzelse Boğaz her saatte, her  mevsim              sim’ler zengin kafiye

Faruk Nafiz Çamlıbel

 

Can bedenden  ayrılacak

Tütmez baca yanmaz  ocak

Selâm olsun kucak  kucak                         cak’lar  zengin kafiye

Dostlar beni hatırlasın

Âşık Veysel

 

Üstünde gökyüzü, ufuklara karşı.

Senin her yer: caddeler, meydan, çarşı…          arşı’lar  zengin kafiye 

Kardeşim nefes alıyorsun ya!

Ziya Osman Saba

 

Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:

Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?                      enk’ler  zengin kafiye

Necip Fazıl Kısakürek

 

Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk

Soğuk bir mart sabahı… Buz tutuyor her soluk                        luk’lar  zengin kafiye

Faruk Nafiz Çamlıbel

 

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;

Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!             arya’lar  zengin kafiye

Necip Fazıl Kısakürek

 

4.Tunç Kafiye: Kafiyeyi oluşturan sözcüklerden biri diğerinin içinde geçiyorsa buna “tunç kafiye” denir.

 

Bursa’da eski bir cami avlusu

Mermer şadırvanda şakırdayan  su                            su’lar  tunç kafiye   (tam kafiye)

Ahmet Hamdi Tanpınar

 

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı  duvar

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim  var var’lar  tunç kafiye  (zengin kafiye)

Mehmet Âkif Ersoy

 

Her şey akar, su tarih, yıldız, insan ve  fikir

Oluklar çift; birinden nur akar; birinden  kir.         kir’ler  tunç kafiye  (zengin kafiye)

Necip Fazıl Kısakürek

 

Durgunlaşıp engin, silinirken  k ı r ı ş ı k l a r,         ışıklar’lar  tunç kafiye

Oklar gibi fışkırmada her yandan  ı ş ı k l a r…       (ışık’lar  zengin kafiye, lar’lar  redif)

Orhan Seyfi Orhon

 

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma,  sakın

Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca  akın                       akın’lar  tunç kafiye  (zengin kafiye)

Mehmet Âkif Ersoy

 

Düşmanın sitemi yürekler  e z e r

İnsan bu kahr ile canından  b e z e r                      ezer’ler  tunç kafiye

Gülşende yabancı köpekler  g e z e r                      (ez’ler  tam kafiye,  er’ler  redif)

Erler meydanında insan kalmamış

Rıza Tevfik Bölükbaşı

 

5.Cinaslı Kafiye: Yazılışları aynı, anlamları farklı olan sözcüklerle yapılan kafiyeye “cinaslı kafiye” denir. 

 

Niçin kondun a bülbül 

Kapımdaki asmaya                                 asmaya’lar  cinaslı kafiye           

Ben yârimden ayrılmam 

Götürseler asmaya

 

Aceb insaf eder mi

Söylesem  yâre  derdim                      yâre derdim / yâr ederdim cinaslı kafiye

Bir münasip yâr olsa

Kendime  yâr  ederdim

 

Bilmem ki yaz mı gelmiş

Niçin açmış  gül  erken                                gül erken / gülerken cinaslı kafiye

Aklımı kayıp ettim

Nazlı yârim  gülerken

 

Budala

Bülbül konar  bu  dala             bu dala / budala cinaslı kafiye

Olmuşum yâr delisi

Bana derler  budala

 

Dönülmez akşamın ufkundayız vakît çok  geç, 

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen  geç.            geç’ler  cinaslı kafiye

Yahya Kemal Beyatlı

 

SES TEKRARLARI

1. ALİTERASYON: Mısralarda aynı ünsüz harflerin tekrarlanmasından oluşan ahenge verilen ada "aliterasyon" denir.

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle

Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle

Yukarıdaki dizelerde  "l" seslerinin tekrarıyla belli bir ahenk sağlanmıştır. Burada “aliterasyon” sanatı vardır.

 

Dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde

Sen nerde, o fecrin ağaran dağları nerde

Yukarıdaki dizelerde  "r" seslerinin tekrarıyla belli bir ahenk sağlanmıştır. Burada “aliterasyon” sanatı yapılmıştır.

 

2.ASSONANS: Şiirde aynı ünlü harflerin tekrarlanmasıyla oluşan ahenge “asonans” denir.

Anlattı uzun uzun

Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun

Yukarıdaki dizelerde "u" seslerinin tekrarıyla belli bir ahenk sağlanmıştır. Burada “asonans” sanatı yapılmıştır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

ŞİİRDE DIŞ AHENK UNSURLARI

ŞİİR

ŞİİR BİLGİSİ VE EDEBİ SANATLAR TEST

ŞİİRDE İÇ AHENK UNSURLARI

Üye Girişi