Lâle hadler yine gülşende neler etmediler
Servi yürütmediler goncayı söyletmediler
Taşradan geldi çemen mülküne bîgâne deyi
Devr-i gül sohbetine lâleyi iletmediler
Âdeti hûbların cevr ü cefâdır amma
Bana ettiklerini kimselere etmediler
Hamdülillâh mey-i can-bahş ile sâkîlerimiz
Ab-ı hayvan ile kevser suyun istetmediler
Hele ol kaşları yâ okları peykânlarını
Sîneden çekmediler yüreği oynatmadılar
Bin güzeller bulunur Yûsuf’a mânend amma
Bu kadar var ki bular kendilerin satmadılar
Ey Necâtî yürü sabr eyle elinden ne gelir
Hûblar cevr ü cefâyı kime öğretmediler
NECÂTÎ
(? -1509)
NİCE KÂKÜL NİCE MÛ…
Nice kâkül nice mû sünbül-i gül-bûdur bu
Dil-i uşşâkı perişân edici budur bu
Ne gönül koydu ne göz hâl-i ruh u ârız-ı yâr
Oda yanmaz suya batmaz nice câdûdur bu
Umarım haşrda can oynadığımdan duyalar
Mâh-rûlar diyeler birbirine odur bu
Yürü yıllarla yelersen yetemezsin ey dil
Şol cihetten ki perî şiveli âhûdur bu
Tenime ayrı erer cânıma ayrı sitemin
Tîg-i hûn-rîz-i cefâ-pîşeden ayrıdur bu
Gözümün penceresin yapmağa hükm eyledi şer’
Ki nigârın harem-i hüsnüne karşudur bu
Yine sihr etti Necâtî nice söz nice gazel
Leb-i dilber sıfatında bir içim sudur bu
NECATİ














