Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

MÜBALAĞA

Bir olayın, heyecanın etkisiyle büyütülmesi veya küçültülmesi demektir.

Mübalağanın ikinci bir şekli de teşbih sanatını kullanmaktır. Kişiyi etkileyen olay veya varlık, başka bir objeye benzetilerek büyütülür veya küçültülür.. Mesela iri cüsseli bir adam için “dev gibi” demek. Eskiler mübalağayı üçe ayırmışlardır.

a)Tebliğ (Akla ve âdete göre mümkün olanlar)

b)İğrak (Sadece akla göre mümkün olanlar)

c)Gulüv ( akla ve âdete göre mümkün olmayanlar)

Eskiler ilk ikisini makbul, üçüncüsünü makbul saymazlar ama bu sanatı sanatkârın maksadını güzel ve sanatlı ifade edip edemediğine göre başarılı saymak gereklidir. Okuyucu, kendi duyduğu heyecan seviyesine çıkarabilen sanatkârın yaptığı mübalağa başarılıdır. Bu sanatı “Çanakkale Şehitleri”nde bol bol görmek mümkündür.

 

“Ey bu toprak için toprağa düşmüş asker

Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnını değer.”

                                      M.A.ERSOY

Gökten ecdadın inip şehit olan askerin alnını öpmesi akıl ve âdet yönünden mümkün değildir. Fakat şair bulunduğu heyecan haline okuyucuyu ulaştırabilmektedir.

 

“Güllü dibâ giydin ammâ korkarım âzâr eder

Nazeninim sâye-i  hâr-ı gül-i dibâ seni”

                                            Nedim

Sevgilinin giydiği kumaşın üzerindeki diken resminin onu rahatsız edeceğini vurguluyor. Sevgilisinin ne kadar mazik olduğunu başarılı bir şekilde anlatıyor.

 

“O nesil duymuş akın zevkini rüzgârda bile

Bu duyuş varmış akınlardaki atlarda bile”

                            YKB

Atlarda duyuş abartılıdır.

 

“Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla,

Yerden yedi kat Arş’a kanatlandık o hızla.”

                                                 YKB

Akıncıların atları öyle hızlı koşmaktadır ki hızlarını alamazlar ve binicileriyle yerden yedi kat Arş’a yükselirler. Burada olmayacak bir durumun anlatımı vardır.

 

“Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün

Kızıllığında ısındık

Dağlardan çöllere düşürdüğü gün

Gölgene sığındık “

                                 A.N.ASYA

Bu dörtlükte şair, bayrağa seslenmekte, bayrak sevgisini, duygularını abartılı bir şekilde anlatmaktadır. Bayraktaki kırmızı renkle insan ısınmaz, bayrağın gölgesine bir kişi ancak zor sığar. Şair “kızıllığında ısındık, gölgene sığındık” sözleri ile abartma yapmıştır.

 

“Merkez-i hâke atsalar da bizi

Kürre-i arzı patlatır çıkarız.”

                      Namık Kemal 

Şair, yerkürenin merkezine de atsalar bizi, yerküreyi parçalar yine dışarı çıkarız, diyerek mübalağa sanatı yapmıştır.)

 

“Aşk ateşi gir canıma

Beni yakıp yandırmaya

Yedi deniz suyu yetmez

Bu ateşi söndürmeye”

Yunus Emre

 

“Bir âh çeksem dağı taşı eritir

Gözüm yaşı değirmeni yürütür”

 

“Taştı gözyaşlarım denizleyin sahilin kenarı yok”

 

“Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer

O ne müthiş tipidir, savrulur enkaz-ı beşer”

                                            M.A.Ersoy

 

“Kanlar dökerek bu şehre girdik

Canlar yakarak havaya verdik

Binlerce yiğit civanlar öldü

Dağlar gibi pehlivanlar öldü”

A.H.Tarhan

 

“Bir kaz aldım ben karıdan

Boynu da uzun borudan

Kırk abdal kanın kurutan

Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz”

                            Kaygusuz Abdal

Üye Girişi