Kullanıcı Oyu: 4 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin değil
 

MESNEVİ NAZIM ŞEKLİ

Divan şiirinde, her beytinin dizeleri kendi arasında uyaklı, aruzun genellikle kısa kalıplarıyla yazılan nazım biçimine ve bu biçimde yazılmış yapıtlara mesnevi denir.

Mevlana Celaleddin Rumi’nin altı ciltlik tasavvufi yapıtı da “Mesnevi” adını taşımaktadır.Özellikle Arap, Fars ve Osmanlı edebiyatında kendi aralarında uyaklı beyitlerden oluşan ve aruz ölçüsüyle yazılan divan edebiyatı şiir biçimidir.

Arapçada “müzdevice” denilen mesnevi türü ilk olarak 10’uncu yüzyılda İran edebiyatında ortaya çıkmıştır. Türk edebiyatına girişi 11’inci yüzyılda Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig adlı yapıtıyla başlar.

Kutadgu Bilig, mesnevî nazım biçimiyle kaleme alınmış hacimli bir siyasetnâme örneğidir. Her beytinin kendi arasında kafiyelenmesi hem yazma kolaylığı sağlar hem de daha uzun metinlerin bu şekle uygun olarak kaleme alınmasına imkân tanır.

Diğer nazım şekillerindeki kafiye bulma zorluğu şairleri uzun metinlerde bu şekli kullanmaya teşvik etmiştir. Bu nedenle uzun aşk öykülerinde, destanlarda mesnevi kullanılmıştır.

Mesneviler aşk mesnevileri (Fuzulî-Leyla ile Mecnun), dinî-tasavvufi mesneviler(Süleyman Çelebi-Mevlit; Mevlana’nın Mesnevi’si), ahlaksal ve öğretici mesneviler (Şeyhî-Harnâme; Nabi’nin Hayriye’si ), savaş ve kahramanlık konusunu işleyen gazavatnameler, bir kentin güzelliklerini anlatan şehrengizler ve mizahi mesneviler diye ayrılabilir.Mesnevide konu ne olursa olsun , ilk dikkati çeken özellik olayın bir masal havasında anlatılmasıdır.

Akıl ve mantık ölçülerini aşan bir sürü olay birbirini izler. Olayın geçtiği yer ve zaman belirsizdir. Konuda birlik sağlanamamıştır. Hikayenin bölümleri birbirine eklenmiş ilgisiz parçalar gibi görünür. Çevre tasvirleri gerçeğe uygun değildir, hikaye kahramanları doğaüstü davranışlarda bulunur. Hikayelerde cinler, periler, devler, cadılar, ejderhalar gibi masal motifleri sık sık işlenir.Mesnevi İran edebiyatında ortaya çıkmış (İran edebiyatında Genceli Nizami ve Cami bu türün başlıca adlarıdır) . Genceli Nizami’nin beş mesnevisinden oluşan Hamse’si, sonradan Divan edebiyatı şairleri tarafından da örnek olarak alınmıştır. Türk edebiyatında ilk mesnevi Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig adlı yapıtıdır. Bir anlamda Divan edebiyatında manzum hikayelerin yazıldığı bir biçim olarak da tanımlayabiliriz.

Mevlânâ’nın ünlü tasavvufi mesnevisi 25.700 beyitten oluşmuştur. Mevlana eserine ayrı bir isim koymamıştır; eser, nazım türü olan mesnevi adı ile bilinir.Divan edebiyatında roman ve hikaye gibi türler olmadığı için mesneviler bir bakıma bu türlerin yerini tutmuşlardır. On bölümden oluşur. Aynı şair tarafından yazılmış beş mesneviye “Hamse” adı verilir. Hamse sahibi olmak bir itibar kaynağıdır. Hamse sahibi olarak tanınmış önemli divan şairleri:

Ali Şir Nevâi, Taşlıcalı Yahya, Nev’i-zâde Atâi’dir. Diğer pek çok edebi türde olduğu gibi mesnevide de Divan şairlerimiz başlangıçta Arap ve İran edebiyatına ait belli başlı mesnevileri tercümeyle işe başlamışlar; ardından da müstakil ve orijinal mesneviler yazmışlardır.

Özellikle 17. yüzyıldan sonra artık şairlerimiz, yapılarını milli kimliğimizin oluşturduğu mesneviler yazmaya başlamışlardır. Bu konuda Muhammet Kuzubaş’ın Mahzen-i Esrar ile Nefhatü’-l Ezhar Mukayesesi adlı çalışması, mesnevilerimizin İran ve Arap kültüründen çıkarak yerli kaynaklara yöneldiğini ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir

MESNEVİ

Türk edebiyatında anlatı türünde batı tarzı yazılmış hikâye ve roman yoktur. Ancak bu türleri karşılayan divan edebiyatında Leyla vü Mecnun, Hüsrev-i Şirin, Yusuf u Züleyha ile Âşık Garip, Arzu ile Kanber, Battal Gazi vb. tarzında dinî tasavvufî nitelikli hikâyeler vardır.

Mesneviler de halkın anlatı ihtiyacını karşılamak üzere yazılmış eserlerdir. 

Mesnevi, divan edebiyatı nazım biçimlerindendir. Beyitlerle yazılır ve her beyit kendi arasında uyaklıdır. Yani beyitler arasında gazelde olduğu gibi uyak birliği yoktur. Bu nedenle uzun konuları işleme olanağı vardır. Genellikle okuyucuyu sıkmaması için aruz ölçüsünün kısa kalıpları kullanılır.

Mesnevi, divan edebiyatında bulunmayan hikâye ve roman türünü karşılamaktadır. Beyit sayısı sınırlı değildir.

Mesnevi, İran'da kurulmuş ve oradan bize geçmiştir. Kurucusu da aslen Türk olan Genceli Nizamî'dir. Nizamî arka arkaya beş tane mesnevi yazmıştır. Divan edebiyatında beş tane mesneviye "hamse" denir. Bütün divan şairleri hamse (beş tane mesnevi) yazmak için uğraşmışlardır. Türk edebiyatında da Süleyman Çelebi, Şeyhî, Fuzûlî, Nâbî ve Şeyh Galip gibi sanatçılar mesnevi yazmışlardır.

Tam bir mesnevide şu bölümler bulunur:

1. Manzum ya da mensur Dibâce (Önsöz)

2. Tevhid

3. Münacat

4. Naat

5. Miraciye

6. Medh-i Cihâr-i Yar-i Güzin (Dört halifeye övgü)

7. Methiye

8. Sebeb-i Telif (Yazılış sebebi)

9. Âgâz-ı Dâsitan (Asıl konunun anlatıldığı bölüm)

10. Hatime (Sonsöz)

 

Mesneviler işlediği konular bakımından şu türlere ayrılır:

a. Cenk destanları mesnevisi: Savaş ve kahramanlık olaylarını şairin duygu ve düşüncesine göre işleyen mesnevilerdir. “Gazavatname” denir. İran edebiyatında Firdevsî'nin "Şehname" adlı eseri bu tür mesnevidir.

b. Aşk hikâyeleri mesnevisi: İslâm dünyasının ortak ürünü olan aşk hikâyelerini konu alan mesnevilerdir. Şeyyad Hamza'nın "Yusuf u Züleyha", Fuzuli’nin "Leyla vü Mecnun" adlı mesnevileri bu tür eserlerdendir.

c. Dinî ve tasavvufî konulu mesnevi: Din ve tasavvuf konularını işleyen mesnevilerdir. Mevlana'nın "Mesnevi" adlı eseri ile Süleyman Çelebi'nin "Vesiletü'n Necat (Mevlit)" adlı mesnevileri bu türe girmektedir.

ç. Ahlaki ve didaktik mesnevi: Bilgi ve öğüt vermek amacıyla yazılan mesnevilerdir. Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın "Kıyafetname" ile Nabi'nin "Hayriyye-i Nabi" adlı eserleri bu türe girer.

d. Şehrengiz mesnevi: Padişah ya da devlet büyüklerinden birinin bir şehri ziyaretini veya şairin kendi şehrinin güzelliklerini anlatan mesnevilerdir. Lami'nin "Şehrengiz-i Bursa" ile Enderunlu Fazıl’ın “Zenanname” adlı mesnevisi bu tür bir eserdir.

e. Mizahî konulu mesnevi: Toplumsal sorunları mizahî bir dille eleştiren mesnevilerdir. Şeyhî’nin “Harname” adlı mesnevisi bu türe girer.

 

Örnek 1: Kısa Mesnevî-Dîbâce-i Eş'âr-ı Gül-i Sad-Berg

 

Seherden seyre vardum murgzâra

Hezârân murg gördüm geldi zara

 

Gül ü lâleyle zeyn olmış çemenler 

Oyuna girdi gönlekcek semenler

 

Çü gördüm nakş-ı Erjeng oldı sahra 

Edüp bir nice rengîn şi'r peyda

 

Kadem basdum izâr-ı mihr ü mâha 

Ki tâ erdüm cenâb-ı Pâdişâha

 

Yüzüm sürüp çemenler gibi hâke 

Du'âlar eyledüm ol zât-ı pâke

 

Oluban bîd bergi gibi lerzân 

Nihâl-i erguvan-veş derledüm kan

 

Sunup bu nazmı dest-i Şehriyâra 

Gül-i sad-bergi irgürdüm bahara

 

(Hayalî Bey)

 

Örnek 2.Kısa Mesnevî. Küçük HikâyeHikâyet-i Leylî vü Mecnûn

 

Meğer bir gün ki âteş-i pâre-i Necd

Şerer pervanesi Mecnûn-ı pür vecd

 

Siyeh-mest-i şarâb-ı hayret olmış 

Kararmış gözleri Leylî'yle dolmış

 

Dolaşdurmış perîşân seyr-i râha 

Tutulmış kendüsi çün dâm-ı mâha

 

Dönüp ol şu'le-i cevvâle-i gam 

Yanup durmakda olmış şem'a hemdem

 

Düşüp çün mûy-ı zengî pîş ii tâba 

Bozulmuş genc-i târ-ı ıztıraba

 

Katup seyl-i sirişkin bahr-ı hûna 

Sükûn el vermiş ol cûy-ı cünûna

 

Olup hoşnûd kendü âteşinden 

Şikâyet etmez olmış mâhveşinden

 

Cefâdan nây gibi zâr etmez olmış 

Varup Leylîyi bîzâr etmez olmış

 

Olup fariğ dil-i dîvânesinden 

Usanmış vaz'-ı küstâhânesinden

 

Duyup ol berk-i sâmân ya'nî 

Leylî Gazabnâk eylemiş Kays'a tecellî

 

Demiş etdünse feryadı ferâmûş 

Gerekmez bana artık gûş u mengûş

 

Perîşân olmağı edüp tahayyül 

Senün-çün şânelenmişdür bu kâkül

 

Bu suretler senün-çün rû-nümâdur 

Nazar âyineye sanma sanadur

 

Hemân yan ağla Mevlâyı seversen 

Koma feryadı Leylâyı seversen

 

Meğer dîvâneye taş atdı Leylâ 

Komadı urmadık baş seng-i hârâ

 

Olur ma'şûk dâğ u zahme tâlib 

Nişan lâzımdır âşıklarda Gâlib

 

Mülevvendür hemîşe kâr-ı uşşak 

Meğer imdâd ede Hunhâr-ı uşşak

 

Kerem-hâhum cenâb-ı mevlevîden 

Vere bir neş'e şûr-ı ma'nevîden

 

(Şeyh Gâlib)

Not. Sayfanın hazırlanılmasında www.turceciler.com adresinden faydalanılmıştır.

 

Üye Girişi