LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
ANA SAYFA > DERS NOTLARI > 10. SINIF DİL VE ANLATIM > BETİMLEME ÇEŞİTLERİ VE ÖRNEKLERİ

BETİMLEME ÇEŞİTLERİ VE ÖRNEKLERİ

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 204
ZayıfMükemmel 
İçerik Sayfaları
BETİMLEME ÇEŞİTLERİ VE ÖRNEKLERİ
BETİMLEME ÖRNEĞİ/M.ENES ÖZER
Tüm Sayfalar
//

Bu Konuyu Facebook Profilinde Paylaş

HAYAT NE TATLI

Temmuz, öğle vakti. Komşuda bir kadın sesi... Neye bağırdığı anlaşılmıyor. Belki çocuğuna hay­kırıyor. Müezzinin duvarlarından tahtabaşa (taraça) bir kedi atladı. Birkaç ev ötede, bir tavuk gıdaklıyor, bir horoz da ona yardım ediyor, sanki dem tutuyor!

 

Anası, aşağıda iki komşu hanımla oturmuş, her nedense ateşlenmiş, hızlı konuşuyor. Belki dedi­kodu yapıyor. Tekir kedi, minderin üstünde uzanmış, dört ayağını germiş, uyuyor.. Eski kırık konsolun üstünde kırık fanusları ile anasının gelinlik saksonya lâmbaları, helezonlu, yaldızlı bir çift su bardağı, boncuk kapakları altındı uyuyup duruyor. Köşede kara örtü altında "Hilye-i Saadet"... Her şeyi yerli yerinde hayat her vakit olduğu gibi...

Hafız Nuri Efendi kapının arkasından şemsiyesini aldı, yavaşça sokağa çıkı ı Neden? Bir işi mi var? Birini mi görecekti? Hiçbir işi yok. Hiç çıkmasa da olabilirdi Ancak çıkmış bulundu. Ayaklan onu dört yol ağzına doğru götürdü. Bir yanında bakkal, bir yanında da tekkenin mezarlık duvarı, karşısında iki evin arasında bir bos arsadan demiryolu görünüyordu. Bu boş arsacıkta yan yatırılmış bir bayram salıncağı duruyordu. Evlerden birinin kamburlaşmış belini üç uzun direkle desteklemişler. Sarı teneke­den bir tramvay arabası titreyerek, sarsılarak geçti, Yediktik tarafına gitti. Sokaklar boş, derviş kılıklı, inmeli bir adam, kolunun birini önüm doğru sallandırarak, ayağının birini sürükleyerek geçti. Sokak yeniden boş kaldı Birden bire bir gürültü duyuldu. Tren geliyor. Edirne'den gelen bir yük treni yerleri sarsarak, evleri sarsarak, hızla geçip gidiyor. Baş döndürücü bir geçiş. İki evin arasındaki dar aralık­tan, vagonların geçtiği görülüyor! Geçti, geçti sonda birden bire bitti. Oooooh Nuri Efendi, rahatsız olmuştu. Edirne'den İstanbul'a kadar gel missin. Sirkeci kaç adımlık yer! Şöyle yavaş yavaş, kâmil kâmil gitse olmaz mı?... Deli gibi sanki kelle götürüyor.

Memduh Şevket Esendal, Temiz Sevgiler, ANKARA 1965.

BETİMLEME ÖRNEKLERİ

BİR NESNEYİ BETİMLEMEK

Aşağıda tek bir varlığı betimleyen bir yazı okuyacaksınız.

KAŞAĞI'DAN

Gümüş gibi parlayan bu güzel kaşağının dişlerine baktım. Çok keskin, çok si Biraz körletmek için duvarın taşlarına sürtmeye başladım. Dişleri bozulunca ye denedim. Gene atların hiçbiri durmuyordu. Kızdım. Öfkemi sanki kaşağıdan çıka istedim. On adım ilerdeki çeşmeye koştum. Kaşağıyı yalağın taşına koydum. Ye kaldırabileceğim en ağır bir taş bularak üstüne hızlı hızlı indirmeye başladım. İstanbul’dan gelen, belki de Dadaruh'un kullanmaya bile doyamadığı bu güzel kaşağıyı ezip parçaladım. Sonra yalağın içine attım.

Ömer SEYFETTİ (Gizli Mabet)

BİR GÖRÜNÜMÜ BETİMLEMEK

Aşağıdaki yazıda yazar Ankara'nın ilk günlerini betimliyor, özenle okuyunuz,

BAŞKENT ANKARA'NIN İLK GÜNLERİ

"Akşam üstleri güneş batarken Ankara ne kadar güzelleşir!

Kan kırmızı yuvarlak bir külçe, dağların üstüne doğru yavaş yavaş inmeğe başlar; yek­pare, geniş bir billur parçası haline giren ufuktan misli görülmemiş bir renk ve ışık yağmuru boşanır ve bütün gün, derme çatma binaları, ıssız caddeleri, yetim anıtları, bodur akasya ağaçlarıyla, çiğ bir aydınlık içinde uyumuş kalmış çıplak şehrin çelimsiz gövdesi, birdenbire en halis erguvanlara bürünmüş olarak silkinip doğrulur. Biraz önce her biri bir Gureba Hastanesi'ni andıran o derme çatma binalar, somaki mermerden bi­rer saray şekline girer. O ıssız caddeler, bir donanma gecesinin pırıltılarıyla dolup taşar. O verim anıtların başlan yanar-döner hâlelerle süslenip şahlanırlar. Bodur akasyalar, serilip serpilen gölgeleriyle insana yıllanmış çınarlar gibi heybetli görünür ve çepeçevre boz tepeler, öbek öbek mor salkımlarla örtülür."

//

 

Yakup Kadri KARAOSMANOĞL (Panorama

KİŞİYİ BETİMLEMEK

Aşağıda Atatürk'ü betimleyen bir şiir okuyacaksınız:

ATATÜRK

Sırma sarısını yay saçlarına,

Gözüne rengini köy denizlerin;

Düşün dudakların en incesini,

Yüzüne tuncunu ver benizlerin.

Onda yürüyüşün en yiğitçesi,

Onda bükülmezi vardı dizlerin

Gezerdi ülkede bir hızır gibi,

Em olup derdine çaresizlerin.

Durgun bir denizi andırır dışı,

İçi hiç sönmeyen bir yanardağı,

Sesinde ıslığı eser kuvvetin,

Sözünde şahlanır hakkın bayrağı.

Gökle güneş gibi buluştu onda

Sezinin sağlamı, duyunun sağı,

Yıkarak kökünden Osmanlılığı

O gömdü tarihe bir ortaçağı

Ürperir ovalar âvâzesine;

Dağlar dümdüz olur İşaretiyle,

Devrilir hıncına çarpan ordular;

Kaleler dayanmaz yelpazesine.

Fikrin güzelliğin, aşkın, her şeyin

Bağlıydı daima en tazesine;

Yaşadı başı dik, dünyaya karşı,

Getirdi dünyayı cenazesine!

Kemalettin KAMU

ATAMA AĞIT

HAYVANI BETİMLEMEK

Aşağıdaki parça bir hayvan betimine örnek olarak seçilmiştir.

.. Karaduman güçlüydü, korkusuzdu, uzun bacaklarına güveniyordu. Hiç duramadan atılmıştı. Ayaklarının kesildiği yerde yüzüyor, tabanı bulduğu zaman sürüklenmemek için gayretle direniyordu." (Kemal Tahir, Devlet Ana)

 


Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE MicrosoftInternetExplorer4

BETİMLEME ÖRNEĞİ

Uzun zamandır görmek istediğimiz Bursa'ya gitmek için bir pazar sabahı İstanbul'dan 07.00'deki otobüse bindik, 3 saatlik bir yolculukla Bursa terminaline vardık. Otobüs terminali, aynı zamanda pekçok markanın ve renk renk tabelaların olduğu kestane şekeri satış yeri diyebileceğimiz bir yer. Terminal çıkışında belediye otobüsleri kalkıyor şehir merkezine. Bunlardan birine binip Ulu Cami merkeze gittik. Hedefimiz öncelikle Uludağ eteklerine kurulan Cumalıkızık'a gidip kahvaltı yapmak ve köyü gezmek... Son zamanlarda adını köyde çekilen dizileriyle daha çok duymaya başladığımız aslında 700 yıllık bir Osmanlı köyü Cumalıkızık. Kızık köyleri içinde en çok tanınanı, yerli-yabancı en çok turist çekeni. Bursa şehir merkezinden 90 dakikada bir kalkan otobüsle ulaşılabiliyor. Cumalıkızık'ta otobüsten inilen son durak, köyün de başlangıcı. Köyün başında köy ürünlerini satıldığı tezgâhlar sıralanıyor. Arkalarında ise yine köylülerin bahçelerine masalar atarak köy kahvaltısı sundukları evleri uzanıyor. Boş masası olan bir tanesine gidip oturuyoruz hemen. Hemen hemen birçok köyde olduğu gibi yerel halkın işletmeciliğe soyunduğu yerlerde doğallık arıyorsanız buluyorsunuz ama konfor ve
hız arıyorsanız pek bulamıyorsunuz.


Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE MicrosoftInternetExplorer4

 

Betimleme örneği

Mimar Sinan'ın 80 yaşında yaptığı ve "ustalık eserim" dediği anıtsal yapı osmanlı-Türk sanatının ve dünya tarihinin başyapıtlarındandır. Yapıtının mülkiyeti Sultan Selim Vakfındadır. Edirne-Merkez Yeni Mahallededir. Edirne'nin ve Osmanlı İmparatorluğu'nun simgesi olan cami, kentin merkezinde, Eskiden Sarıbayır ve Kavak Meydanı denilen yerdedir. Çok uzaklardan dört minaresi ile göze çarpan yapı, kurulduğu yerin seçimiyle, Mimar Sinan'ın aynı zamanda usta bir şehircilik uzmanı olduğunu göstermektedir. Kesme taştan yapılan cami iç bölümüyle 1.620 m2'lik, tümüyle 2475 m2'lik bir alanı kaplar. Mimarlık tarihinde en geniş mekana kurulmuş yapı olarak nitelenen Selimiye Camisi, yerden yüksekliği 43.28 m. olan, 31.30m. çapındaki kubbesiyle ilgi çeker. Ayasofya'nınkinden daha büyük olan kubbe, 6 m. genişliğindeki kemerlerle birbirine bağlanan 8 büyük payeye oturur. Köşelerde dört mihrap yerinde bir yarım kubbe merkezi kubbeyi destekler. Yapıyı, kubbe kasnağında 32 küçük pencereyle, yüzlerdeki üst üste 6 dizide çok sayıdaki pencere aydınlatmaktadır. Mimar Sinan'ın yarattığı 8 dayanıklı cami planının en başarılı örneğidir. Önünde 18 kubbe ve 16 sütünla çevrili revak bulunmaktadır. Ortada mermerden zarif bir şadırvan vardır, son cemaat yeri, kalın yuvarlak 6 sütun üzerine 5 kubbelidir. Mermer işlemeli giriş kapısının üzerindeki kubbe yivli, diğerleri düzdür. Caminin 3.80 m. çapında, 70.89 nç yüksekliğindeki üçer şerefeli dört zarif minaresi vardır. Giriş yönündeki şerefelere tek yolla, diğer ikisinde ise şerefeye ayrı ayrı yollardan çıkılmaktadır Cami, mimari özelliklerinin erişilmezliği yanında taş, mermer, çini, ahşap sedef gibi süsleme özellikleriyle de son derece önemlidir. Mihrap ve minberi mermer işçiliğinin başyapıtlarındandır.

 

 

 



Salı, 14 Mayıs 2013 12:38 tarihinde güncellendi  
ANA SAYFA > DERS NOTLARI > 10. SINIF DİL VE ANLATIM > BETİMLEME ÇEŞİTLERİ VE ÖRNEKLERİ