LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
ANA SAYFA > DERS NOTLARI > 11. SINIF TÜRK EDEBİYATI > MENSUR ŞİİR VE ÖRNEĞİ

MENSUR ŞİİR VE ÖRNEĞİ

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 44
ZayıfMükemmel 

Bu Konuyu Facebook Profilinde Paylaş

19. yüzyılın yarısında Fransa'da doğmuştur. Fransız edebiyatı şairlerinden C. Baudlaire ve S. Mallerme'in mensur şiirleri vardır. Türk Edebiyatında Şinasi'nin Fransız edebiyatından yaptığı çeviriler, mensur şiirin ilk örnekleridir. Mehmet Rauf'un "Siyah İnciler"i, Yakup Kadri'nin "Okun Ucunda, Erenlerin Bağından" adlı yapıtları mensur şiir türünden ürünlerdir.

Tanzimat Edebiyatı döneminde Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit'in de mensur şiir denemeleri olmuştur.

Mensur şiirin isim babası ve bu türün Türk edebiyatındaki ilk temsilcisi Halit Ziya Uşaklıgil'dir. Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlanan "Aşkımın Mezarı" adlı yazısı mensur şiirdir. 1891'de "Mensur Şiirler" ve "Mezardan Sesler" başlığıyla mensur şiirlerini yayımlamıştır.

Servet-i Fünun döneminde mensur şiir türü yaygınlaşır. Halit Ziya'yı Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet, Celal Sahir, Faik Ali gibi isimler izler.

- Duygu ve hayallerin düzyazı biçimiyle şiirsel anlatılmasıdır.

- Bu yazılarda iç ahenk önemlidir. Servet-i Fununcular tarafından kullanılmış, fazla yaygınlaşmamıştır.

- "Mensure" olarak da bilinir.

- "Mensur şiir" düz yazı ile şiirsel, şairane söyleyişin amaçlandığı bir düz yazı türüdür.

- Mensur şiirler başlıkları olan, bağımsız, kısa ve yoğun yazılardır.

- Mensur şiir, şiirdeki arayıştan doğmuştur; ama öncelikle düz yazıdır. Bu metinler bireysel duygulanmaların ortaya konduğu şairane ürünlerdir. Mensur şiirlerde iç ahenk vardır. Tasvir ve çözümlemelere önem verildiği için uzun cümleler tercih edilir. Ünlemlere ve seslenişlere yer verilir.

-Mensur şiirde şairane konular, şairane bir üslupla işlenir.

"Mensur Şiir" ile "Şiir" arasındaki benzerlik ya da farklılıklar nelerdir?

Mensur şiirin, şiirle birtakım benzer yönleri vardır. Her iki türde de ahenk önemlidir. Kelimeler bir ahenk oluşturacak biçimde seçilir ve dizilir.

Her iki türde de şairane, duygusal konular işlenir; temalar benzerdir. Dil ve üslup yönünden benzerlik vardır; dilin doğru ve güzel kullanımı iki türde de önemlidir.Edebi sanatlar her iki türde de kullanılabilir. Şiirde kafiye vardır, mensur şiirde de iç kafiyeler olabilir.

Mensur şiirle şiirin farklı yönleri de vardır. Mensur şiirde vezin (ölçü), kafiye, dize (mısra) yoktur. Şiirde dörtlük, beyit, bent gibi nazım birimleri vardır; mensur şiirde böyle birimler yoktur.

Mensur Şiir Örnekleri

Erenlerin Bağından

Yıllar yârlardan, yârlar yıllardan vefasız. Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günleri, günler geceleri kovalıyor; cefalar cefaları kolluyor. Saçlarımızda aklar akları, alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor. Kadere boyun eğmek güç, isyan tehlikeli, felek hiç acımayacak mı? Heyhat, aziz dost, onu döndüren kara bahtın kasırgası...

"Bahçeler bozuldu, yuvalar dağıldı, yollar silindi, cihan viran oldu." Yaşlı gönül şimdi böyle diyor; her şeyi kendine eş görüyor. Bu da yanlış duygulardan biri... Cihan ne vakit bayındır idi? Bahçelerde ne vakit güller açtı? Ne vakit yuvalarda bülbüller öttü? Yollardan ne vakit yârlar geldi? Umduk, bekledik, düşündük. Hangi şey umduğumuza uygun düştü? Gördüğümüz düşündüğümüze benzedi mi? Gelenler beklediğimize değdi mi? O mutlu ve yüce saat hangi saatti ki, içinde iken "Geçme! Dur!" diye haykırdık? Hiçbiri, aziz dost, hiçbiri! Belki hepsini geçsin gitsin diye bekliyorduk; çünkü onlar birbirinden çirkin, birbirinden yararsız saatlerdi. Kimi bir damla gözyaşıyla, kimi tek bir "Eyvah!" ile kimi bir esnemeyle, kimi yalnız susmayla dolup gitti. Onlar birer birer yeniden gelsin ister misin? Hayır, hayır, hayır; değil mi?

Şimdi kalbimiz boş, başımız doludur. Ağzımızda zehir, gözlerimizde ateş var; tatsız bir içki sersemliği içindeyiz. Ve artık yolun ortasını geçtik ve saçlarımızda aklar akları ve alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor. Ve ellerimiz, dizlerimiz titriyor ve önümüzdeki ufuklardan yok olma havası esiyor. Söyle, gençliğini ne yaptın? Söyle, gençliğimi ne yaptım?

Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU

Mensur Şiir Örneği-2

Benim Olsaydın

Benim olsan, ah bu mümkün olsaydı. Seni uzak, uzak, bu insanlardan pek uzak bir yere götürürdüm: Öyle bir yere götürürdüm ki orada yalnız tabiatla baş başa kalırdık. Denizle, sema ile, sahra ile kalırdık. Sade ikimiz kalırdık.

Orada, yalnız ormanda yapraklarla inleyen mütehevvir rüzgarın, uzakta dalgalarla dövünen medhuş denizin, gökte şimşekleriyle gürleyen haşin yıldırımın sesiyle kalırdık. Sade ikimiz kalırdık.

Sade ikimiz, unutmuş, unutulmuş, her türlü kayıttan azade iki mevcut gibi yaşardık. İlk insanlar gibi yaşardık. Benim olsaydın felaketlerine, afetlerline tahammül için kuvvet bulur, hayatın sebebini anlardım; benim olsaydın hayatı severdim.


 

Mensur Şiirin Özgün Hâli

MEHTAP

Deniz karşıki sahilin kumları üstünde dalgın dalgın nefes alıyor, manzara mah­mur bir sükûn-ı tâm içinde tulû-ı kameri bekliyor, yavaş yavaş tekasüf eden zıll-ı arz Beykoz'un üstünden nebeân eden sabah nurlarına benzer billûrîn iltimâlarla gece­nin eşbâha verdiği kışr-ı muzlim-i lerzân üzerine bir sath-ı envâr çekiyor; deniz zî-bakî bir rükûd ile hâmûş, pür-hâb u sükûn; yalnız dalgalar, uzaklarda derin derin inle­yen dalgalar...

Birdenbire çehre-i kamer infilâk etti, pâk ve mahmur, semânın bütün nücûmu zerrin bir tebessümle titreştiler, suların üs­tünde pür-nûr handeler terennüme başladı, sevâhilin sükûn-ı mağmûmânesine bir vakar-ı melûl geldi; kamerin gittikçe beyazlaşan ziyası, gecenin gittikçe lâciverdleşen zulmeti içinde Yeniköy dubasının yeşil zi­yaları mâîleşiyor, Umur Yeri'ndeki kırmızı ziyalar sâkit birer nigâh-ı rica gibi bakıyor; kamerin ziyası o kadar donuk ki duman zannolunur, bir mehtap değil bir hâle...

Âh bana bu ketum mehtap dokunuyor, sırf nûr ve cevherden mehtaplar istiyorum; yahut yok, zulmetler olsun, hiçbir nigâh-ı ziyâ ile titrememiş bakir, saf zulmetler ol­sun; hiçbir enîn-i beşerle sızlamamış ezelî sükûnetler olsun; gideyim, enîn-i amalimi orada dinleyim, mürdezâd ümitlerimi ora­ya gömeyim.

Mehmet Rauf, Siyah İnciler

 

 

Günümüz Türkçesiyle

MEHTAP

Deniz karşıki sahilin kumlan üstünde dalgın dalgın nefes alıyor, manzara uykulu bir sessizlik içinde ayın doğuşunu bekliyor, yavaş yavaş koyulaşan yeryüzünün gölgesi Beykoz'un üstünden fışkıran sabah nurla­rına benzer billur gibi parıltılarla gecenin cisimlere verdiği titrek karanlığın kabuğu üzerine ışıktan bir örtü çekiyor; deniz cıva gibi bir durgunlukla sessiz, uykulu ve ses­siz; yalnız dalgalar, uzaklarda derin derin inleyen dalgalar...

Birdenbire ayın yüzü açıldı, temiz (saf) ve uykulu, gökyüzünün bütün yıldız­ları sarı bir tebessümle titreşti, suların üs­tünde ışık dolu gülüşler şarkı söylemeye başladı, sahillerin gamlı sessizliğine bezgin bir ağırbaşlılık geldi; ayın gittikçe beyazla-şan ışığı, gecenin gittikçe lacivertleşen ka­ranlığı içinde Yeniköy dubasının yeşil ışık­ları mavileşiyor, Umur Yeri'ndeki kırmızı ışıklar suskun birer rica bakışı gibi bakıyor; ayın ışığı o kadar donuk ki duman zannedi­lir; bir mehtap değil, bir hale...

Âh bana bu ağzı sıkı mehtap dokunu­yor, sırf ışık ve cevherden mehtaplar istiyo­rum. Yahut yok, karanlıklar olsun, hiçbir ışıklı bakış ile titrememiş, el değmemiş, saf karanlıklar olsun; insanlığın inleyişi ile sız­lamamış ezelî sessizlikler olsun; gideyim, emellerimin inleyişlerini orada dinleyeyim, ölmüş ümitlerimi oraya gömeyim.

 

 

Mensur Şiirin Özgün Hâli

MAZİ

Ekseriya tahayyüldüm bir meftuniyet-i âşıkane ile maziye pervaz eder. Fikrim hatırat-ı latifeyi havi olan o mesud zamanı düşünmekten mütelezziz olur.

Mazi benim için neşvelere, handele­re cilvegâh bir semâ-yı ruh-perverdir. Kalbim darabat-ı kadere hedef oldukça o semâ-yı latifin bulutlar arasından eşiarîz olan hatıralarla teselli bulur, hissiyatım o feza-yı saadette tayeran eder, müsterih olur.

Mazinin yadigârları kalbimde şafak-nüma handeler uyandırır. Mazi benim için bir medâr-ı teselli, bir vasıta-i bahtiyaridir.

Ben mazinin hayat-ı mesudanesinde bir müddet daha yaşamaktan tesliyet-yâb olurum, kalbim hatırât-ı mesudenin tesîrâtıyla bir ân mütehassis olmaktan telezzüz eder.

Bence hatırat-ı maziyem o derece kıymetdar, o rütbe tesliyet-amizdir ki hayat-ı maziyemi ta­hayyül hayat-ı hazırama medar-ı devam olur.

Halit Ziya Uşaklıgil, Mensur Şiirler

 

Günümüz Türkçesiyle

GEÇMİŞ

Genellikle hayallerim âşıkane bir tut­kuyla maziye kanat açar. Fikrim hoş hatıraları içeren o mutlu zamanı düşünmekten tat alır.

Mazi benim için sevinçlere, gülüşlere sahne olan, ruhu okşayan bir gökyüzüdür. Kalbim kaderin darbelerine hedef oldukça o güzel gökyüzünün bulutları arasından ışık sa­çan hatıralarla teselli bulur; hislerim o mutlu­luğun sonsuzluğunda açar, huzur bulur.

Mazinin yadigârları kalbimde şafağa benzeyen gülüşler uyandırır. Mazi benim için bir teselli kaynağı, bir mutluluk sebebidir.

Ben mazinin mesut hayatında bir müd­det daha yaşamaktan teselli bulurum, kalbim güzel hatıraların etkisiyle bir an duygulan­maktan hoşlanır.

Benim için hatıralarım o kadar kıymetli, o denli avutucudur ki mazideki hayatımı ha­yal etme, şimdiki hayatımın devamına sebep olur.

 

 

Çarşamba, 27 Mart 2013 19:43 tarihinde güncellendi  
ANA SAYFA > DERS NOTLARI > 11. SINIF TÜRK EDEBİYATI > MENSUR ŞİİR VE ÖRNEĞİ