LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

BATTALNÂME

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 14
ZayıfMükemmel 


Battal Gazi'ye ait kahramanlık hikâyelerini ihtiva eden menkıbeler mecmuasına Türkler arasında verilen genel ad.

 

VIII. yüzyılda Emevîler'in Bizans'a kar­şı açtıkları savaşlarda "el-Batta!" (kahra­man) lakabıyla şöhret kazanmış bir Müslüman Arap emîrinin Türkler arasında yayılan kahramanlık menkıbelerinin destanlaştırıldığı bir halk hikâyesi olan Bat­talnâme tim yazma nüshaları Menâkıb-ı Gazavât-ı Seyyid Battal Gâzî, Hikâyet-i Seyyid Battal Gâzî gibi isimler taşımaktadır. Hikâyenin yazıya geçiriliş tarihi henüz kesin olarak tayin edileme­mekle beraber bütün araştırmacıların birleşmiş göründükleri zaman dilimi, XI. yüzyılın sonlarından XIII. yüzyılın başla­rına kadar olan 100 yıldan biraz fazla bir dönemdir. Ancak Battalnâme den bazı kısımlar almış olup 643'te (1245-46) ya­zıldığı kesin olarak bilinen Dânişmendnâme'de Melik Dânişmend'in Battal Ga­zi soyuna bağlandığı dikkate alınırsa, eserin meçhul müellifinin kitabını bu ta­rihten önce yazdığı anlaşılmaktadır.

Ni­tekim Battalnâme, Türk destanî edebi­yatında XI. yüzyılda Hamzanâme ile baş­layıp Ebûmüslimnâme ve Dânişmendnâme ile devam eden, XV. yüzyılda da Saltuknâme ile son bulan bir zincirin ikinci halkasını teşkil etmektedir.

Battalnâme, tarihî bir şahsiyet oldu­ğunda şüphe bulunmayan Battal Gazi'nin menkıbevî hayatını, Anadolu'ya yer­leşen müslüman Türkler'in gözüyle ak­settirir. Bu menkıbelere göre Battal Ga­zi, Hz. Ali soyundan Hüseyin Gazi'nin oğ­ludur. Fevkalâde güçlü ve zekidir. Daha çocukken dinî ilimleri çok kısa bir za­manda öğrenmiştir. Cenk usullerini ay­nı derecede iyi bilir. Abdülvehhâb Gazi tarafından kendisine ulaştırılan Hz. Pey­gamber'in tükürüğü sayesinde bütün dil­leri konuşur. Keşiş kılığında manastırla­ra girip İncil'den vaazlar verir. Rahipler­le tartışarak onları mağlûp ve ihtidaya mecbur eder. Hızır'la yoldaştır; sıkışık zamanlarında ondan yardım görür. Aynı şekilde perilerle de dosttur. Devler ve cadılarla savaşır; okuduğu dualarla bü­yülerini bozarak onları yener. Ateşte yan­maz. Vahşi hayvanlar emrine amadedir. Tabiat kuvvetlerine hâkimdir. Göz açıp kapayıncaya kadar uzun mesafeler aşar. Kullandığı silâhlar Dahhâk, Rüstem ve Hamza gibi eski ünlü cengâverlerin si­lâhları, bindiği atlar onların atlarının so­yundan gelen atlardır. Bunlarla kâfirle­re (Hıristiyanlara) karşı savaşır. Onları İs­lâm'a davet eder, davetini kabul etme­yenleri öldürür.

Battalnâme esas olarak Battal Gazi'nin Anadolu'da Hıristiyanlarla (Rumlar, Ermeniler ve diğerleri) yaptığı savaşları konu edinmekle beraber, bunlarla ilgili menkıbeler büyük çapta eski Türk inanç­larından ve İran peri masallarından alı­nan motifler ve sahnelerle süslenmiştir. Bunlar ayıklandığı zaman geri kalan sa­vaş menkıbeleri ise VIII. yüzyıldaki Emevî-Bizans mücadeleleri devrinden XI. yüz­yılda Anadolu'da Türk fetihlerinin sür­düğü dönemlere kadar uzun bir zaman diliminin hâtıralarını taşır. Bu savaşlar­da merkez saha genellikle Malatya ve yöresidir. Savaşlar eserde siyasî bir mü­cadele değil bir din savaşı (İslâmiyet-Hı­ristiyanlık mücadelesi) hüviyeti taşır. Cihad ve gazâ ruhu kendini çok kuvvet­li bir şekilde hissettirir. Şehirlerde otu­ran Müslüman Türkler arasında meyda­na geldiği muhakkak olan bu destanda Battal Gazi "yarı evliya" bir karakter ser­giler; bu onun öteki Türk destan kah­ramanlarıyla olan en önemli ortak yanı­dır. Melik Dânişmend Gazi ve Sarı Saltuk, Battal Gazi'nin isim değiştirmiş şe­killerinden başka bir şey değildir. Bu da Battalnâme'nin tamamıyla Müslüman -Türk geleneklerine göre teşekkül etmiş destanî bir halk hikâyesi olduğunu gös­terir.

Battalnâme Osmanlı devrinde genel mahiyetteki vekâyi'nâmelerde malzeme olarak kullanılmıştır. Meselâ Müneccimbaşı. Gelibolulu Mustafa Âlî ve Fındıklılı Süleyman Efendi gibi tarihçilerle Evliya Çelebi, eserlerine Battal Gazi menkıbe­lerini tarihî olaylar şeklinde almışlardır. Bundan başka Taberinin meşhur tarihi­ni Türkçeye tercüme eden Osmanlı mü­ellifleri, eserin Arapça aslında ve Farsça tercümelerinde bulunmadığı halde Türk­çe nüshalarına bol miktarda Battal Gazi menkıbeleri koymuşlardır. Bunun sebe­bi, herhalde Türkler arasında büyük bir sevgi ve ilgiye mazhar olan Battal Gazi'­nin tamamıyla bir Türk kahramanı sa­yılmış bulunması olsa gerektir. Nitekim meşhur Saltuknâme müellifi Ebül-Hayr Rûmî de 1473-1480 yılları arasında ka­leme aldığı eserinde Battalnâme'deki pek çok menkıbeyi kahramanın adını değiştirerek aynen Sarı Saltuk'a mal et­miştir.

Türk gazi tipini mükemmel bir biçim­de aksettiren Battalnâme sadece halk arasında değil, XIV. yüzyılın ikinci yarı­sından itibaren Osmanlıların Rumeli top­raklarında başlattıkları fetihler ve mü­cadeleler çağında da gaziler arasında sevilerek okunmuştur. Kısaca o Anado­lu ve Rumeli coğrafyasıyla bütünleşmiş­tir. Battalnâme Anadolu dışında yaşa­yan Türk toplulukları arasında da sevil­miş, yazılıp okunmuştur. Bilhassa XIX. yüzyılda Rus işgali altında kalan Asya Türkleri Battalnâme menkıbeleriyle âde­ta teselli bulmuşlardır.

Battalnâme daha XIX. yüzyılda Herman Ethâ ve Heinrich L. Fleischer'den başlayarak ilmî ve popüler mahiyette bazı çalışmalara konu olmuş, hakkında edebiyat tarihi ve tarih bakımından dik­kate değer incelemeler yayımlanmıştır. Battal Gazi ve Battalnâme ile ilgili ilk ilmî araştırma H. Ethe'nin iki ciltlik Die Fahrten des Sajjid Batthâl (Leipzig 1871) adlı eseridir. Onu Georg Husing'in

Zur Rostahmsage-Sajjid Battal (Leip­zig 19131 adlı kitabı takip eder. Marius Canard'ın makaleleriyle beraber bilhassa H. L. Fleischer'in "Über den Türkischen Volksroman Siret-i Seijid Battal" [SB Sâchisichen Akademische, Leipzig 1848, II, 35-41, 150-169) adlı makalesini bura­da anmak gerekir. Bunlara ek olarak bil­hassa Henri Gregoire'ın, Bizans halk ro­manı Digenis Akritas ile Battalnâme üzerine Byzantion dergisinin muhtelif sayılarında yayımladığı tarihî inceleme­ler ve mukayeseler ihtiva eden makale­ler kayda değer çalışmalardır.

Battal Gazi'nin Türkçe Battalnâme'den başka bir de Arapça Zâtü'l-himme yahut Zü'l-himme (halk Arapçasında Delhemma) adında bir başka destanî ro­mana daha konu olduğu bilinmektedir. Bunun üzerine yapılan çalışmalar, bil­hassa M. Canard'ınkiler, eserin XI. yüz­yıldan sonra peyderpey tamamlanarak yazıya geçirildiğini, daha önce halk ara­sında yaşamakta olan Emevî-Bizans mü­cadelelerine ait menkıbelerin Haçlı se­ferleri sırasında teşekkül edenlerle ta­mamlandığını, dolayısıyla Türkçe Battalname'nin Zü'l-himme ile ilgisi bulun­madığını ortaya koymuştur. Bu suretle Battalnâme'nin bu Arapça destanî ro­manın Türkçeye tercümesi veya adap­tasyonu olmadığı anlaşılmıştır. Yalnız burada Arapça "Battal" romanının Türk­ler arasında yeni menkıbelerin doğmasındaki, dolayısıyla Türkçe Baffa7ndme'nin oluşmasındaki ilk tesirini gözden uzak tutmamak gerekir.

Battalnâme'nin bugün bilinen nüsha­ları arasında yazıldığı döneme ait olanı yoktur. Ancak bütün nüshaların Türki­ye'de ve Türkiye dışındaki nüshalardan ibaret bulunmadığı, bilhassa Anadolu'­da bazı hususi ellerde de bir hayli tam veya eksik nüshanın var olduğu muhak­kaktır. Bilinen en eski nüshalar arasın­da 840 (1436-37; Arkeoloji Ktp., nr. 1455) ve 857 (1453; Akhisar Zeynelzâde Ktp., nr. 234) tarihli iki nüsha zikredilebilir (diğer nüshalar için bk. Koksal, s. 17-20). En mu­fassal nüshalardan biri olan ilk nüsha mensurdur. Manzum olarak bugüne ka­dar, şair Bekâyî'nin 1183'te (1769-70) nazma çektiği Battalnâme'den başka nüsha tesbit edilememiştir. Battalnâ­me'nin söz konusu nüshalardan bazı kı­sımlar çıkarılmak suretiyle çeşitli tarih­lerde yapılmış taş basması neşirleri de mevcuttur. Bunların bazıları halk res­samları tarafından yapılan ilgi çekici re­simlerle süslenmiştir. Battalnâme, başta Doğu Anadolu ol­mak üzere Anadolu'nun bazı bölgelerin­de bugün de eski geleneğin bir devamı olarak halk ağzında hâlâ anlatılmaktadır. Ayrıca bazı köylerde zaman zaman Bat­talnâme nüshalarına rastlanması, ese­rin Müslüman Türk kültür hayatıyla ne ölçüde bütünleştiğini göstermesi bakı­mından dikkat çekicidir. Cumhuriyet dev­rinde de bazı yazarlar Battalnâme'den faydalanarak halk için romanlar yazmış­lardır (A. Ziya Kozanoğlu, Battal Gâzl, İs­tanbul 1937; Ziya Şakir, Battal Gazi, İstan­bul 1943; Murat Sertoğlu, Battal Gazi, İs­tanbul 1967).

BİBLİYOGRAFYA:

H. Ethe, Die Fahrten des Sajjid Batthâl, Leip­zig 1871, l-ll; G. Husing, Zur Rostahmsage Saj­jid Battal, Leipzig 1913; Köprülü, İlk Mutasavıflar: Ankara 1976, s. 232-235; a.mlf. Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul 1980, s. 257; F. W. Hasluck, Bektaşilik Tedkikleri (trc. Râgıb Hu­lusi). İstanbul 1928, tür.yer.; a.mlf, Christianity and İslam under the Sultans, Oxford 1929, II, 704-711; U. Steinbach, Zat al-Himma, Wiesbaden 1972; Fahrettin Kırzıoğlu. "Doğu Serhaddimizde Battal Gazi Kitabının Okunması Geleneği ve Tesirleri", /. Seyyid Battal Gazi Semineri (Bildiriler), Eskişehir 1977, s. 61-85; Hasan Koksal. Battalnâmelerde Tip ve Motif Yapısı, Ankara 1984 (bu kitapta geniş bir bibli­yografya vardır); M. Canard. "Delhemma Sayyid Battal et 'Omar al-No'mân", Byzantion, XII, Bruxelles 1937, s. 186; Tahir Alangu, "Bi­zans ve Türk Kahramanlık Eposlarınm Çı­kışı Üzerine", TDL, sy. 20 (1953), s. 541-557; Ahmet Yaşar Ocak, "Sarı Saltık ve Saltıknâme", TK sy. 197 (1979), s. 266-275; H. L. Fleischer, "Türk Halk Romanı Seyyid Battal Hak­kında" (trc. Battal İnandı), MK, sy. 35 (1982), s. 28-32; sy. 37 (1982), s. 50-54.

Ahmet Yaşar Ocak, DİA