LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
ANA SAYFA > BELİRLİ GÜNLER ve HAFTALAR > 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ > 18 MART ÇANAKKALE ORATORYO PROGRAMI

18 MART ÇANAKKALE ORATORYO PROGRAMI

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 47
ZayıfMükemmel 

………….Kötü bir gün geldi

Susuverdi mehter, susuverdi davullar

Susuverdi Türk’ün susmaz hürriyeti

………….Bozuluverdi dirlik ve düzen

Bozuluverdi birlik

Gölgemize sığınmış uluslar ters döndü

…………Dayandı vatanın bağrına hançer ve ağlıyordu Türk,

Ağlıyordu kader

………….Yıldırım olduk, yağdık düşman mevzilerine,

Teslim etmedik canım toprakları düşman eline

……………Bir yanda Yemen, bir yanda Tuna’m,

Bir yanda Akdeniz, bir yanda Karadeniz, bir yanda Çanakkale’m

Bir yanda ben oy! Bir yanda Suna’m oy!

YEMEN

Havada bulut yok Alu yemendir Kışlanın önünde

Bu ne dumandır Gülü çemendir Redif sesi var

Mahlede ölen yok Giden gelmiyor Bakın çantasında

Bu ne figandır Acep nedendir Acep nesi var

Şu yemen elleri Bir çift kundurayla

Ne de yamandır Burası huştur Bir de fesi var

Yolu yokuştur

Giden gelmiyor

Acep ne iştir

……………Bir ayağım Balkanlarda kaldı, bir kolum Trablusgarp’ta

Arap çöllerinde gördüm kalleşliği

Çanakkale dedim son gücümle

…………..ÇANAKKALE

…………..Kalk yiğitim, yine dağ başını duman aldı...
Parçalandı bir kıtanın toprakları,
Aslan payını aslan olmayan aldı...
Kalk yiğitim, yine dağ başını duman aldı.

…………..Ege’den,Marmara’dan zeybekler ve efeler

…………..Ankara’dan seymenler

…………..Erzurum’dan dadaşlar,

…………..Halep’ten Kosova’ya balabanlar

…………….Kınalı kuzular Osmanlı’nın dört bir yerinden akın etmişlerdi Çanakkale’ye

……………GÖNÜLLÜ

……………………. Ateş çevresinde uçuşan pervaneler gibiydiler

Uğradılar ceylanlar gibi yağlı kurşunlara

Sivaslı,Malatyalı anaların çocuklarıydılar

Onlar ki bütün ANADOLUYDULAR

……………..Her beş evden bir yiğit destanlaştı Çanakkale’de. Onbinlerce şehidin kim bilir kaç tanesini sırasını,kitap ve defterini; lisesini, fakültesini bırakıp cepheye koşmuştu.

...…………YÜREKLERDEN FİGAN KOPMUŞTU!

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,


Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.


Ne hayâsızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"


Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.


Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.


Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâûna de züldür bu rezil istilâ!


Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;


Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...


Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar


Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!


Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdat inerek öpse o pâk alnı değer.


Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.


Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.

"Bu, taşındır" diyerek Kâbeyi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.


 

……………. Çanakkale bir ölüm kalım savaşıydı. Ülkenin her köşesinden, dağ başlarından, köylerden kopup gelen çocuk yaşta gençlerin ana kuzularının aslana dönüştüğü yerin adıydı Çanakkale. Her kınalı kuzu bir kahramandı, bir destandı. Yozgatlı Hasan da bunlardan biriydi. Annesi saçlarını kınalayıp göndermişti cepheye.

…………….“Haydi yavrum, köyüne, nişanlına veda et. Sabanını, tarlanı, her şeyini feda et. Git evladım yıllarca ben oğulsuz kalayım. Haydi oğul, haydi git! Ya gazi ol ya şehit”

……………Kumandanı Hasan’ın saçlarını kınalı görünce yanına çağırır ve sorar:

…………….“Oğlum bir erkek saçlarını hiç kınalar mı?”

…………..Hasan bir cevap veremez çünkü sebebini kendi de bilmez. Hemen bir arkadaşına annesine göndermek için mektup yazdırır.

……………“Anacığım, kardeşlerimi askere gönderirken bşına kına yakma. Zabit efendi bana sordu cevap veremedim. Kardeşlerim de cevap veremeyip mahcup olmasınlar.”

…………..Mektubu alan annesi, ana yüreğinin sıcaklığını yansıtan bir mektup yollar oğluna.

…………..“Ey oğlum,gözümün nuru Hasan’ım. Köyümüzde rahat rahar oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor. Allah bu vatan için seni yaşattı. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor. Zabit efendiye söyle .Biz kurbanlık koçları kınalar öyle kurban ederiz . Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa ben de senin saçını öyle kınaladım. Sen dört kardeşin arasında kurbansın. Sen İsmail’sin. Sen orada şehit olacaksın inşallah.”

……………Hasan cephede şehit olur. Arkadaşları cebinde mektubu bulurlar. Komutanına kınanın sebebini söylememiştir ama not düşmüştür mektubun sonuna.

………………Anam yakmış kınayı aday diye

Ben de vatan için kurban doğmuşum

Anamdan Allah’a son bir hediye

Komutanım! Ben İsmail doğmuşum.

………………“Çanakkale içinde aynalı çarşı, ana ben gidiyom düşmana karşı..” hangi ana yanık ciğerinden gelen son nefesle bu türküyü tamamlamaz ki. Hangi ana vatan için, namus için, bayrak için kurban seçip kınaladığı körpe yavrusunu hatırlamaz ki. Hangi ana dualarla tekbirlerle “ haydi oğul , ben seni bugün için doğurdum. Damarındaki kanı helal sütle yoğurdum. Haydi oğul haydi git! Ya gazi ol, ya şehit!é diyerek geçit vermez dağları aşırıp düğüne gönderir gibi cepheye gönderdiği yiğidini hatırlamaz ki.

………………HAYDİ OĞUL HAYDİ GİT! YA GAZİ OL YA ŞEHİT!


Eledim Eledim Höllük Eledim,
Aynalı Beşikte Canan Bebek Beledim.
Büyüttüm Besledim Asker Eyledim,
Gitti De Gelmedi Canan Buna Ne Çare,
Yandı Ciğerim De Canan Buna Ne Çare.

Bir Güzel Simâdır Aklımı Alan,
Aşkın Sevdasını Canan Sineme Saran.
Bizi Kınamasın Ehl-i Dil Olan.
Gitti De Gelmedi Canan Buna Ne Çare,
Yandı Ciğerim De Canan Buna Ne Çare.


……………….Cepheden haberler gelir baba ocaklarına. Bu haber kara haberdir ana yüreğine. Bu haberler düğün haberidir vatansevere.

………………Vatan sağ olsun bu uğurda akan kan sağ olsun,
Gam etme yüreğine anam, can sağ olsun.

………………Ey Çanakkale, ey şehit şehir

Sende yağmurlar ne güzeldir

Sende yağmurlar bir başkadır.

Hüzün hüzün, sessiz sessiz yağan yağmur

Şehit oğullarına ağlayamayan

Şehit analarının gözyaşlarıdır

Şehitler tepesi boş değil
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs nefes olmak için
Rüzgar bekliyor!!!
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli
Tuttuğu bayrak belli
Kim demiş Meçhul Asker diye
Destanını yapmış kasideye kanmış
Bel el iki ahretten uzanmış
Edeple gelir birer birer
Öpsün diye faniler
Öpelim temizse dudaklarımız
Fakat basmasın toprağına
Temiz değilse ayaklarımız

Rüzgarını kesmesin gövdeler
Sesinden yüksek çıkmasın
Nutuklar, kasideler
Geri gitsin alkışlar geri
Geri gitsin ellerin
Yapma çiçekleri
Ona oğullardan analardan
Dilekler yeter
Yazın sarı, kışın beyaz
Çiçekler yeter
Söyledi söyleyenler demin
Gel, süngülü yiğit alkışlasınlar
Şimdi sen söyle, söz senin
Şehitler Tepesi boş değil
Toprağını kahramanlar bekliyor
Ve bir bayrak dalgalanmak için
Rüzgar bekliyor
Destanı öksüz, sükutu derin
Meçhul Askerin
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli
Tuttuğu bayrak belli
Kim demiş Meçhul Asker diye

……………Geride dillere destan olmuş bir mücadele , asırlarca yankılanacak ve şairin dizelerinde kanla yazılmış bir destan kaldı

……………….BU VATAN KİMİN?

……………. Bu vatan, toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır;
Bir tarih boyunca, onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.


…………..BU VATAN KİMİN?
……………… Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır...


………………BU VATAN KİMİN?
…………….. İleri atılıp sellercesine,
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir...

…………………..Şehitler Allah’tan şunu istediler: “ Ya Rabbi, bizi dünyaya tekrar gönder ve senin uğrunda bir kere daha şehit olalım.”

…………….. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak ,toprağı sıksan, şüheda.

Canı,cananı, bütün varımı alsında Hüda.

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

………………..Bastığın yerleri toprak diyerek geçme ,tanı!

Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun,incitme yazıktır atanı.

Verme , dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

…..………..Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal;

Ebediyyen sana yok ırkıma yok izmihlal.

HAKKIDIR HÜR YAŞAMIŞ BAYRAĞIMIN HÜRRİYET,

HAKKIDIR HAKK’A TAPAN MİLLETİMİN İSTİKLAL

………………Nice hürriyet sevdalısı vatan için seve seve şehit oldu ve türküler yakıldı Çanakkale üstüne;Türk’ün zaferi onurlu bir ezgi oldu ulusun dudaklarında…

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ



Çanakkale içinde vurdular beni

Ölmeden mezara koydular beni

Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde aynalı çarşı

Ana ben gidiyom düşmana karşı

Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde bir uzun selvi

Kimimiz nişanlı kimimiz evli

Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde bir kırık testi

Analar babalar ümüdü kesti

Of gençliğim eyvah

www.edebiyatogretmeni.net www.okuldersleri.com www.ogretmenlerforumu.com www.gazetesaati.com

Çarşamba, 27 Mart 2013 19:55 tarihinde güncellendi  
ANA SAYFA > BELİRLİ GÜNLER ve HAFTALAR > 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ > 18 MART ÇANAKKALE ORATORYO PROGRAMI