Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

İLTİZAM NEDİR?

Şiirde kafiyeyi sağlayan ya da düzyazıda "seci" olarak kullanılan sözcükten önce gelen ve kafiye ile aynı sayıda harf içeren benzer sözcükler kullanarak yapılan sanattır. Örnek: Merasim-i tevkîr-i tevfirinde ihmal-ü taksîr olunmayup hıl-i fâhire ve in’âmât-ı zâhire ve ziyâfât-ı vâfire ile Zülkadiroğlu tâifesi muğtenem oldular. 

TDV İSLAM ANS.

TÜRK EDEBİYATI. Kafiye ve seci ile ilgili sanatlardan olan lüzûm-ı mâ lâyelzem, Türk edebiyatında Arap ve Fars belâgat kitaplarındaki gibi müstakil başlık altında zikredilmekle beraber Muallim Nâci’nin Istılâhât-ı Edebiyye’siyle Reşid Bey’in Nazariyyât-ı Edebiyye’si gibi Türkçe belâgat kitaplarında daha çok kafiye bahsi içinde ve onun alt başlığı olarak “kāfiye-i mukayyede” adıyla ele alınmıştır. Kaya Bilgegil ise konuyu Cevdet Paşa gibi “Sec’e Bağlı Sanatlar” bahsinde işlemiştir. Terim, “manzum veya mensur eserlerde beyit yahut cümle sonlarında yer alan kafiye ve secilerde kafiyeyi meydana getiren revîlerden veya onların yerini tutan harflerden önce aynı cinsten ve eşit sayıda harf bulunması” şeklinde tanımlanabilir. “Kirâm” ve “benâm” kelimeleri seci yahut kafiye olarak kullanıldığında son harfleri olan “mîm / me”ler yeterli birer revî harfi iken gerekli olmasa da âhengi arttırıcı tesirleri dolayısıyla bundan önceki “elif / â” harflerinin âhengiyle metni güzelleştirmek lüzûm-ı mâ lâ yelzem sayılmış, bunu gerçekleştirmek için şairin kendini bir nevi zorladığı düşünülerek bu işe “san‘at-ı teşdîd” veya “san‘at-ı i‘nât” denilmiştir.

Nâmık Kemal’in,

“Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten

Çekildik izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten”

beytinde “selâmet” ve “hükûmet” kelimelerindeki “te” revî harfi, ondan önceki “mîm / me” i‘nât (teşdîd) örneğidir. Secili nesrin en kuvvetli temsilcilerinden Sinan Paşa’nın Tazarrûnâme’sinde mevcut sayısız örnekten biri olan,

“Aşk bir zevktir, onun da başka bir dili var; aşk bir şevktir, onun da ayrı ehli var”

cümlesindeki “zevk” ve “şevk” kelimelerinde, bir taraftan “kāf / ka”nın revî harfi olarak tekrar edilmesi dolayısıyla seci ortaya çıkmakta, diğer taraftan bu kelimeler aynı vezinde olduğundan müvazi / mütevazi seci örneği teşkil etmektedir. Burada ayrıca revîden önceki “vâv / ve” harfleri dolayısıyla iltizam sanatı da mevcuttur. Bu örnek müvazi secilerin aynı zamanda iltizam örneği olduğunu da gösterir. Buna göre her iltizam örneği müvazi seci değildir, fakat her müvazi secide iltizam vardır denilebilir.

 

Mısralarında esas kafiyesinden başka bir kafiyesi daha olan ve Türk şiirinde “zülkāfiyeteyn” olarak adlandırılan manzumelerle esas kafiyesinden başka ikiden fazla kafiyesi bulunduğu için “zülkavâfî” denilen nazım parçalarındaki kafiyelerde de bu sanat vardır. Sâmî’nin,

“Cûşiş-i eş-ke dil-i pürhun bir mecrâ iki

Hayf kim fülk-i dil-i meşhûn bir derya iki”

matla‘lı gazeli bu tarzda yazılmıştır.

 

BİBLİYOGRAFYA:

Ali Cemâleddin, Arûz-ı Türkî, İstanbul 1291, s. 107, 130; Ahmed Cevdet Paşa, Belâgat-i Osmâniyye, İstanbul 1299, s. 174-175; Muallim Nâci, Istılâhât-ı Edebiyye, İstanbul 1307, s. 206-208; Manastırlı Mehmed Rıfat, Mecâmiu’l-edeb, İstanbul 1308, IV, 332-333; VI, 54; Reşîd, Nazariyyât-ı Edebiyye, İstanbul 1328, I, 108; Tâhirülmevlevî, Edebiyat Lügatı, İstanbul 1973, s. 63, 93-94; M. Kaya Bilgegil, Edebiyat Bilgi ve Teorileri, Ankara 1980, s. 340; M. A. Yekta Saraç, Klâsik Edebiyat Bilgisi Belâgat, İstanbul 2000, s. 232-233.

Mustafa Uzun

 

 

 

Üye Girişi