Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

TEŞBİH (BENZETME)

 Aralarında çeşitli yönlerden benzerlik bulunan iki varlıktan zayıfını kuvvetlisine ben­zetmek sanatına TEŞBİH denir.

Teşbih heyecana bağlı bir sanattır. Sanatkâr kendisini etkileyen bir olay veya varlık karşısında heyecanlanır, bu heyecanını daha kuvvetli ve tesirli anlatabilmek için, o ruh hâlini okuyucuda daha iyi canlandırabilecek benzetmeler yapma yoluna gider. İşte bu ruhi faaliyet sonucu teşbih sanatı meydana gelir.

Teşbih ayrıca mana sanatları arasında sayılır. Çünkü bu sanatta kelimelerin manala­rı önemlidir

Teşbihte dikkate değer bir özellik de şudur:

Bu sanat kelimelerin gerçek manaları ile yapıldığı hâlde, mecaz sanatları, yani keli­menin mecazî mânası ile yapılan sanatlar grubuna girer. Kelimeler gerçek anlamlarında kullanıldıkları hâlde, meydana getirdikleri anlam bütünlüğü mecazî bir hüviyet kazanır.

Meselâ:

Durmuş saat gibiydi durup geçmeyen zaman

(Yahya Kemâl, O Taraf, KGK, s. 110)

mısrasında zaman "durmuş bir saate" benzetiliyor. Bu mısradaki kelimelerin hepsi gerçek manalarında kullanılmıştır. Ama durup geçmeyen zaman gerçekten "durmuş bir saat" değildir. Mecazî olarak bir benzerlik söz konusudur. Şair ruh sıkıntısının etkisiyle vaktin bir türlü geçmeyişini, durmuş bir saate benzeterek okuyucuya daha kuvvetli anla­tıyor.

Teşbih sanatında en az iki, en fazla dört öğe bulunur. Teşbih de bu öğelerin bulunup bulunmamasına göre bir takım isimler alır. Bu dört öğeyi şöyle sıralayabiliriz:

1.   BENZEYEN (Müşebbeh)

2.   KENDİSİNE BENZETİLEN (Müşebbehün-bih)

3.   BENZETME YÖNÜ (Vech-i şebeh)

4.   BENZETME EDATI (Edat-t teşbih)

İşte bütün bu öğeleri taşıyan teşbih çeşidine TEŞBİH-İ MUFASSAL (ayrıntılı teşbih)

denir.

Yukarıdaki "durmuş saat gibiydi durup geçmeyen zaman" mısrasını buna göre ince­leyelim:

1.   Benzeyen (Müşebbeh): ZAMAN

2.   Kendisine benzetilen (Müşebbehün-bih): DURMUŞ SAAT

3.   Benzetme yönü (Vech-i şebeh): DURUP GEÇMEMEK (İlerlememek)

4.   Benzetme edatı (Edât-ı teşbih): GİBİYDİ

BENZEYEN: Birbirine benzetilen kavramlardan güçsüz olanıdır.

KENDİSİNE BENZETİLEN: Benzetilen kavramlardan daha güçlü ve üstün olanıdır.

BENZETME YÖNÜ: Benzeyen ve kendisine benzetilen arasındaki ortak noktadır. Zaten benzetme bu ortak noktayı belirtmek için yapılır.

BENZETME EDATI: Benzeyen ve kendisine benzetilen arasında benzetme ilgisini kuran kelime veya ektir. Teşbihte genellikle şu kelime ve ekler benzetme edatı olarak kul­lanılırlar:

âdeta, andırır, benzer, bigi, çü, çün, gibi, gûnâ, güne, gûyâ, gûyiyâ, kimi, mânend, me­ğer ki, misâl, misillû, misi, niteki, nitekim, sanki, sıfat, tek, tıpkı, ... -âsâ, -vâr, -veş

 

Üye Girişi