Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

ORTA OYUNU ÖRNEĞİ

“Ah Nigar Vah Nigar” Adlı Orta Oyununun Muhavere Bölümünden
Pişekâr: Dur, dur nereye gidiyorsun? Seninle biraza hm, malûm ya insanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşırlar.
Kavuklu: Gel öyleyse koklaşalım.
Pişekâr: Nerelisin?
Kavuklu: Sorgu sual başladı. Yahu birader çekil de yolumuza gidelim.
Pişekâr: Sizi gözünüzden çıkaracağım.
Kavuklu: Herife bak yahu, karga gibi gözümü oyacak
Pişekâr: Efendim sizi gözüm ısırıyor.
Kavuklu: O sizin arsızlığınız. Tevekkeli değil, benim de suratım kaşınıyor. Ben İstanbul’da oturuyorum.
Pişekâr: Göbeğinden misiniz?
Kavuklu: Hayır, yaprağının kenarında oturuyorum. Ne göbeği yahu?
Pişekâr: Efendim İstanbul’un neresi?
Kavuklu: Etyemez.
Pişekâr: Bizim etyemez mi?
Kavuklu: Yahu şimdi fukaralıktan bütün İstanbul etyemez
Pişekâr: Şimdi çıkardım yahu İsmail?
Kavuklu: Tanışıyor muyuz?
Pişekâr: Ben Attar Hüsamettin’in oğlu Asım.
Kavuklu: Yaa?
Pişekâr: Vay kardeşim, yıllar geçti birbirimizi kaybetmiştik, gel şöyle hasret giderelim, (sarılırlar)
Pişekâr: Ee Ismailciğim, valide peder hayatta mı?
Kavuklu: Ben gelirken peder ayakta, valide oturuyordu. Pişekâr: Berhayat mı dedim.
Kavuklu: Babam bayat, annem tazeydi.
Pişekâr: Demek darülfenadan darülbakaya gittiler?
Kavuklu: Fener’deki evi sattılar, Balat’a yayan gittiler.
Pişekâr: İkisi de birden mi yürüdü?
Kavuklu: Babam geçen hafta yürüdü, annem evde sıralıyor. Yahu bunlar çocuk mu ki böyle söylüyorsun, yani senin anlayacağın hastalandılar, evvela babam, arkasından da annem öldü.
Pişekâr: Demek ikisi de göçtüler.
Kavuklu: Temel çürükmüş 7.2 ye dayanamadılar.
Pişekâr: Demek anadan da, babadan da öksüz kaldın?
Kavuklu: Evet anamdan babamdan bir öküz kaldı.
Pişekâr: Yani yetim kaldın?
Kavuklu: Evet babamdan pirzola, anamdan da bütün et kaldı. Yahu sen adeta saçmalıyorsun.
Pişekâr: Demek şimdi yek’sin?
Kavuklu: Hayır dubarayım.
Pişekâr: Yahu, senin annenin de babanın da emlak akarları vardı?
Kavuklu: Annemin kulağı, babamın da burnu akardı.
Pişekâr: Yani servet saman sahibiydiler?
Kavuklu: Ne şerbet, ne saman, bir şey kalmadı hepsini yedim
Pişekâr: Hanı hamamı da yedin mi?
Kavuklu: Yedim, yalnız hamamın göbek taşını yiyemedim.
Pişekâr: Yani babadan kalma bütün malları satıp savıp parlarını yedin? Doğrusu çok üzüldüm, peki şimdi ne işle meşgulsun?
Kavuklu: Paralar bitince her işe başvurdum, hiçbirinde de dikiş tutturamadım.
Pişekâr: Şurda ufak bir dükkânım var, gel seni oraya götüreyim, benimle beraber çalışırsın, kârın yarısı senin, yarısı benim.
Kavuklu: Allah razı olsun. Dükkân nerede, uzakta mı?
Pişekâr: İki sokak aşağıda... (dolaşmaya başlarlar)
Pişekâr: Hah işte geldik.
……

Üye Girişi